Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2014/7463 E. 2014/11795 K. 11.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/7463
KARAR NO : 2014/11795
KARAR TARİHİ : 11.06.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat(ayrı-ayrı)

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Resmi Belgede Sahtecilik ve Nitelikli Dolandırıcılık suçlarını işlediği iddia olunan sanığa yüklenen suçtan, doğrudan doğruya zarar görmeyen şikâyetçi …’nin kamu davasına katılma hakkı bulunmadığı ve usulsüz verilmesinden dolayı hukuken geçersiz olan katılma kararının hükmü temyiz etme yetkisi vermeyeceğinden mevcut temyiz isteminin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE, 11.06.2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(Karşı oy)

Sayın çoğunluk ile aramızdaki uyuşmazlık, bankaya ibraz edilerek tahsil edilmek istenen sahte çek ile ilgili olarak açılan dolandırıcılık davasında, ilgili bankanın davaya katılma hakkı bulunup bulunmadığına ilişkindir.
5271 sayılı Türk Ceza Kanununun “kamu davasına katılma” başlıklı 237/1. maddesi “mağdur, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumlu olanlar, ilk derece mahkemesindeki kovuşturma evresinin her aşamasında hüküm verilinceye kadar şikâyetçi olduklarını bildirerek kamu davasına katılabilirler.” şeklinde düzenlenmiştir.
Bu yasal düzenleme karşısında suçtan zarar görenlerin davaya katılma hakları olduğu konusunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Burada çözümlenmesi gereken sorun sahte çek ile bankadan tahsilat yapılmak istenmesi halinde mağdur ve suçtan zarar görenlerin belirlenmesidir. Sahte çeki haklı nedenle elinde bulunduran, yani para yerine başkasından çek alan ve bunu bankaya ibraz eden hamilin mağdur olduğu konusunda tereddüt bulunmamaktadır. Ancak bankanın bu suçtan zarar görüp görmediği konusu uyuşmazlığın özünü oluşturmaktadır.
5941 sayılı Çek Kanununun 3. Maddesine göre muhatap banka, ibraz eden düzenleyici dışındaki hamile, süresinde ibraz edilen ve karşılığı bulunmayan her çek yaprağı için 1000 liraya kadarını ödemekle yükümlüdür. Mülga çek yasasında da benzer düzenleme mevcut olup, sadece bankanın ödemekle yükümlü olduğu miktar değişmiştir.
Gerek eski çek kanunları döneminde, gerekse mevcut 5941 sayılı Çek Kanunu döneminde işlenmiş olsun bu tür suçlarda, banka şubesi ibraz edilen çekin sahte olduğunu anlamadığı takdirde yasanın emrettiği asgari ödeme tutarını çeki ibraz edene ödemekle yükümlüdür. Böyle bir durumda bankanın zararından söz edilmeyecek midir?
Bankanın sahteliği tespit etmesi üzerine ödeme yapmadığı gerekçesiyle zarar doğmadığı ilk bakışta makul bir düşünce gibi gözükse de; bu konu sahte çekin iğfal kabiliyetini haiz olup olmadığı konusuyla alakalıdır. Aksi takdirde sahte çekin, alışveriş sırasında mağdur tarafından sahteliğinin belirlenmesi durumunda da zarar doğmamaktadır. Ancak suça teşebbüs vardır. Suça teşebbüste, zarar doğmadığı gerekçesiyle davayla katılma hakkı doğmayacak mıdır? Malum dur ki, dolandırıcılığa teşebbüs suçlarında mağdurun doğrudan zarar görme ihtimali bulunduğundan suç oluşur. Bankada da durum böyledir. Zarar doğmamıştır ama zarar tehlikesi doğmuştur.
Kaldı ki, bazı durumlarda arada başka bir mağdur bulunmadığı halde, sahte çek ile doğrudan banka dolandırılmak istenmektedir. Böyle bir durumda suçun mağduru banka olacağından davaya katılma hakkı evleviyetle olacaktır.
Sonuç olarak somut olayda çekin sahte olduğunun belirlenerek ödeme yapılmamış olması bankanın zarar gören olarak kabul edilmesine engel değildir. Bu nedenle davanın esasının incelenmesi gerektiğinden sayın çoğunluğun ret kararına katılmamaktayım.