Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2014/7660 E. 2014/8030 K. 24.04.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/7660
KARAR NO : 2014/8030
KARAR TARİHİ : 24.04.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık (değişen suç vasfına göre hırsızlık)
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, daha önceden kendisi gibi Gürcistan vatandaşı olan ve açık kimlik bilgileri tespit edilemeyen bir şahıs ile birlikte katılanın kuyumcu dükkanına gelip ayrı ayrı tarihlerde toplam 18000 USD alarak parasını ödeyip güven tesis ettikleri, daha sonra 11.06.2013 tarihinde katılanın yanına gelerek, ertesi günü 23000 USD alacakları belirtip hazırlamasını söyledikleri, katılanın 12.06.2013 tarihinde istenen miktar doları hazır ettiği, sanığın da diğer şahısla birlikte katılanın yanına gelerek sipariş verdikleri dolarları istedikleri, akabinde kendilerine üç ayrı deste halinde sunulan dolarları tek bir deste haline getirip ellerinde bulunan çantalarına koyarak, içinden beş adet banknotu seçip, kontrol ettirip getireceklerini söyledikleri, katılanın da bu teklifi kabul etmesi üzerine içinde suça konu dolarların bulunduğu çantalarını katılana bıraktıkları, bilahare sanıkların katılanın bir anlık dalgınlığından yararlanarak içinde bir dolarlık banknotlar bulunan benzer başka bir çantayla katılana bıraktıkları çantayı değiştirerek kuyumcudan ayrıldıkları, katılanın bir saat beklemesine rağmen sanıkların gelmemesi üzerine kendisine bırakılan çantayı açıp kontrol ettiğinde sanıkların almak istedikleri söyledikleri 23000 USD yerine yaklaşık olarak 300–400 USD olduğunu gördüğü, bu şekilde sanığın atılı suçu işlediğinin iddia edildiği olayda, sanık savunması, katılan ile tanık ifadesi, teşhis tutanağı ve tüm dosya kapsamına göre suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesi dikkate alınarak, 5271 sayılı CMK’nın 150/1 maddesi gereğince, yasal olarak tayin edilen müdafiye ait ücretin sanığa yüklenemeyeceğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından “sanık için görevlendirilen müdafiye devletçe ödenecek 310 TL’nin sanıktan tahsiline ” ibaresinin çıkartılması suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 24.04.2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.