YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/7785
KARAR NO : 2015/22633
KARAR TARİHİ : 30.03.2015
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu malına zarar verme, kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret, sair tehdit
HÜKÜM : Mahkumiyet, düşme
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık … hakkında mağdur …’ya yönelik kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçundan kamu davası açılmasına rağmen, bu hususta herhangi bir karar verilmemiş ise de, zamanaşımı süresi içinde bir karar verilmesi mümkün görülmüştür.
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan,söz konusu suç,seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma,yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma,suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye …, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun … şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır.Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, … ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır. Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır. Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin, hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir.
Tehdit, bir kimsenin başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağını veya sair bir kötülük edeceğini bildirmesidir. Bu suçta fail, ağır ve haksız bir zarara uğratılacağını mağdura bildirmektedir. Gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte vuku bulacak bir kötülüğün, gerçekleşecek gibi gösterilmesidir. Tehdit mağdurun karar verme ve serbest hareket etme özgürlüğünü kısıtlamalı iç huzurunu bozmalı ve onu endişeye düşürmelidir. Mağdura yapılan tehdidin,onun iç huzurunu bozmaya, onda korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir. Failin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek işlemesi,verileceği söylenen zararın haksız olması yeterlidir. Fiilde korkutuculuk, ürkütücülük, ciddiyet yoksa tehdit kastının varlığından bahsedilemez. Mağdur haksız bir zarara uğrayacağı endişesine kapılmamışsa, korkutuculuk oluşmamıştır. Tehdit suçunun, bahsedilen yasal unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği olaysal olarak değerlendirilmeli, fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, söylenme nedeni ve söylendiği koşullar nazara alınmalıdır.
Sanıkların hırsızlık suçunu işledikleri gerekçesiyle tutuklamaya sevk edildikten sonra tutuklandıkları, sanık …’ın, duruşma salonundan çıktıktan sonra, kendisini tutuklamaya sevk eden Cumhuriyet savcısını kastederek, “o şerefsiz savcı bizi tutuklattı, ben ona bunun hesabını soracağım” diyerek alenen hakaret ve tehditte bulunduğu, daha sonra sanıkların cezaevine sevkedilmek üzere dışarı çıkartıldığı sırada sanık …’ın, adliyeye ait olan sehpa ile giriş kapısına vurarak sehpayı ve kapı kilidini kırdığı, daha sonra sanık …’ın, polis memurlarına yönelik olarak “a…nıza koyarım” diyerek alenen hakarette bulunduğu, böylece sanık …’ın, Cumhuriyet savcısına yönelik alenen hakaret, sair tehdit, kamu malına zarar verme, polislere yönelik alenen zincirleme hakaret suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda,
1-Sanık … hakkında Cumhuriyet savcısına karşı kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçu ile kamu malına zarar verme suçundan verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz incelemesinde;
Kamu malına zarar verme suçundan temel ceza belirlenirken, uygulama maddesi olarak 5237 sayılı TCK’nın 152/1-a maddesi yerine 151/1-a maddesi yazılmış ise de bu yanlışlığın mahallinde tamamlanması mümkün görülmüştür.
Sanık, mağdur ve tanık beyanları, görgü ve tespit tutanağ ile tüm dosya kapsamına göre, suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
2-Sanık … hakkında polis memurlarına karşı kamu görevlilerine görevinden dolayı hakaret suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz incelemesinde;
Sanık, mağdur ve tanık beyanları, görgü ve tespit tutanağı ile tüm dosya kapsamına göre, suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre o yer Cumhuriyet savcısının ve sanık müdafinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı TCK’nın 43/1. maddesine göre; bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır. Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır. Kanun’un 43/2. maddesine göre ise, aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda, birinci fıkra hükmü uygulanır, hükmü dikkate alınarak ve somut olayda sanığın, birden fazla polis memuruna yönelik olarak tek bir sözle hakarette bulunduğunun anlaşılması karşısında, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmayarak eksik ceza tayin edilmesi,
3-Sanık … hakkında sair tehdit suçundan verilen düşme kararına yönelik temyiz incelemesinde;
5237 sayılı TCK’nın 106/1. maddesinin 1.cümlesinde; bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişinin tehdit suçu nedeniyle, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağı düzenlenirken; aynı maddenin 2. fıkrasında, malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehditte bulunulması halinde ise, mağdurun şikâyeti üzerine, sanığın, altı aya kadar hapis veya adlî para cezasıyla cezalandırılacağının hüküm altına alındığı, buna göre; sanık … tarafından söylendiği iddia edilen “bu adliyeyi yakarım” sözünün TCK’nın 106/1-2.c maddesi kapsamında kalacağı dikkate alınarak tebliğnamedeki bu bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Sanık … hakkında tehdit suçundan kamu davası açılmasına ve sanık … hakkında açılan herhangi bir dava bulunmamasına rağmen, mahkeme tarafından iddianame kapsamı dışına çıkılarak yargılamaya devam edip dava açılmayan sanık hakkında hüküm kurmak suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 225. maddesine muhalefet edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısının ve sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 30/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.