YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/7789
KARAR NO : 2015/22620
KARAR TARİHİ : 30.03.2015
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme, tehdit, kasten yaralamaya teşebbüs
HÜKÜM : Beraat, mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık … hakkında verilen düşme kararına karşı herhangi bir temyiz talebinin bulunmadığı dikkate alınarak, sanıklar …, … ve … hakkında mala zarar verme suçundan, sanık … hakkında ayrıca tehdit suçundan verilen beraat kararları ile … hakkında kasten yaralamaya teşebbüs suçundan verilen mahkumiyet kararıyla sınırlı olarak yapılan incelemede;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan,söz konusu suç,seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma,yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma,suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Tehdit, bir kimsenin başkasını,kendisinin veya yakınının hayatına,vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağını veya sair bir kötülük edeceğini bildirmesidir. Bu suçta fail, ağır ve haksız bir zarara uğratılacağını mağdura bildirmektedir. Gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte vuku bulacak bir kötülüğün, gerçekleşecek gibi gösterilmesidir. Tehdit mağdurun karar verme ve serbest hareket etme özgürlüğünü kısıtlamalı iç huzurunu bozmalı ve onu endişeye düşürmelidir. Mağdura yapılan tehdidin,onun iç huzurunu bozmaya, onda korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir. Failin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek işlemesi, verileceği söylenen zararın haksız olması yeterlidir. Fiilde korkutuculuk, ürkütücülük, ciddiyet yoksa tehdit kastının varlığından bahsedilemez. Mağdur haksız bir zarara uğrayacağı endişesine kapılmamışsa, korkutuculuk oluşmamıştır. Tehdit suçunun, bahsedilen yasal unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği olaysal olarak değerlendirilmeli, fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, söylenme nedeni ve söylendiği koşullar nazara alınmalıdır.
Katılan sanık …’ün, bahçesine geldiği sırada yolun ortasına sanıklar tarafından odun bırakıldığını gördüğü, burdan geçmek istemesi üzerine sanıkların elleriyle aracına vurarak zarar verdiğini ve sanık …’in ayrıca kendisini ölümle tehdit ettiğini belirterek şikayetçi olduğu, katılan sanık …’ün de aracıyla Hüseyin’in üzerine yürüdüğü, böylece …, … ve …’in mala zarar verme suçunu, ayrıca sanık …’in tehdit suçunu, katılan sanık …’ün de, kasten yaralamaya teşebbüs suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda,
1-Sanık … hakkında kasten yaralamaya teşebbüs suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz incelemesinde;
Hükmolunan cezanın miktar ve türüne göre karar tarihi itibariyle; 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun’a, 6217 sayılı Yargı Hizmetlerinin Hızlandırılması Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 26. maddesiyle eklenen geçici 2. maddesi uyarınca, doğrudan verilen 3.000 TL ve altında kalan adli para cezalarının temyizinin mümkün olmaması karşısında, sanığın temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317.maddesi gereğince REDDİNE,
2-Sanıklar …, … ve … hakkında mala zarar verme suçundan, sanık … hakkında ayrıca tehdit suçundan verilen beraat kararlarına yönelik temyiz incelemesinde;
Sanıkların suçlamaları kabul etmedikleri, katılanın aracında yapılan tespitte sanıkların eylemi sonucunda herhangi bir zarar oluştuğunun tespit edilemediği, olayın tanık veya başkaca bir delille doğrulanmadığı, bu nedenle sanıkların mahkumiyetine yeter kesin ve inandırıcı delil bulunmadığının anlaşılması karşısında, bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre katılanın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 30/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.