Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2014/8022 E. 2014/9114 K. 07.05.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/8022
KARAR NO : 2014/9114
KARAR TARİHİ : 07.05.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
5271 sayılı CMK’nın 331/4 maddesi uyarınca adli tatile rastlayan süreler işlemeyeceği cihetiyle tebliğnamedeki temyiz isteminin reddine dair düşünceye iştirak edilmemiştir.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır.Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nun 158/1-j bendinde, dolandırıcılık suçunun, banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla, işlenmesi, nitelikli hal olarak kabul edilmiştir.Bu suçun oluşabilmesi için, kredi elde eden kişinin banka veya diğer kredi kurumu görevlilerini hile ile aldatmış olması gerekir.Krediyi alan kişinin aldatıcı herhangi bir eylemi olmaksızın,sırf banka elemanlarının kendi görevlerini layıkıyla yerine getirmemeleri yüzünden bir kredi açılmışsa, dolandırıcılıktan bahsedilemez, şartları varsa bankacılık suçundan bahsedilebilir.
Bu suçun mağdurları banka ve diğer kredi kurumlarıdır.5411 sayılı “Bankacılık Kanununun 3. maddesinde banka,48. maddesinde ise kredinin tanımı yapılmıştır.Tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlama suçun konusudur. Kredinin tahsis edilmesinin gerekli olup olmadığı,kredi verecek kuruluşun mevzuatında öngörülen düzenlemeler çerçevesinde belirlenir.Fil,sahte kıymet takdiri raporları veya gerçeğe aykırı belgeler,bilançolar düzenleyerek hileli davranışıyla bunları aldatmaktadır.
Kredi kurumu banka olmamasına karşın faiz karşılığında olsun veya olmasın, kanunen borç vermeye yetkili kılınan kurumlar anlaşılır.Bu itibarla böyle bir yetkiye sahip olmayan bir kişi veya kuruluşa karşı bu fiilin işlenmesi hâlinde koşulları varsa,basit dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır.
Sanığın, 31/03/2008 tarihinde Halkbankası Anıttepe şubesine müracaat ederek kredi aldığı, kredi alırken teminat olarak borçlusu mağdur… olan 30/08/2008 vade tarihli 3.000TL bedelli, 30/09/2008 vade tarihli 4.000TL bedelli, 30/10/2008 vade tarihli 5.000TL bedelli, 30/11/2008 vade tarihli 4.000 TL bedelli senetleri ciro ederek verdiği, borç taksitleri süresinde ödenmeyince katılan … tarafından borçlular aleyhine Ankara 12. İcra Müdürlüğü’nün 2009/7209, 7210, 7211, 7212 esas nolu dosyaları üzerinden yapılan icra takibi üzerine mağdur …’ın takibe konu senetler ile ilgili borç ve imzaya itiraz ederek Ankara 8. İcra Hukuk Mahkemesine dava açtığı, Ankara 8. İcra Müdürlüğünün 2009/916, 2009/1458 karar sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılamada suça konu senetlerdeki … adına atılı bulunan borçlu imzalarının …’ın elinden çıkmadığı bilirkişi tarafından tespit edilerek, mağdur … hakkındaki takibin iptaline karar verildiği, sanığın bu şekilde gerçekleşen eyleminin banka tarafından tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak amacıyla dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını oluşturduğunun iddia edildiği olayda, sanığın savunmasında söz konusu senetlerin pazarlamacılığını yaptığı Mercan Tekstil firmasının muhasebecisi tarafından kendisine verildiğini belirtmesi, … tekstil firmasının sahibi olan tanık ..’ın da beyanında, söz konusu senetlerin kendisi tarafından bedeli ve tarih kısımları yazılarak imzalanıp muhasebeye verildiğini belirtmesi ile senetlerdeki yazı ve imzanın sanığa ait olmadığının anlaşılması karşısında, sanığın savunmasının aksine suç kastıyla hareket ettiğine dair mahkumiyetine yeter nitelikte delil bulunmadığına yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 07.05.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.