YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/8466
KARAR NO : 2014/8864
KARAR TARİHİ : 06.05.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Hükümlünün 17/01/2014 tarihli dilekçesinde, asıl karara karşı eski hale getirme ve temyiz isteminde bulunduğunun anlaşılması karşısında, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken CMUK’nın 311. maddesi hükmüne göre, eski hale getirme talebi ile birlikte temyiz isteminde bulunulmuş olması halinde bu talebi inceleme merciinin Yargıtay’ın ilgili dairesi olduğu, bu nedenle mahkemenin temyiz talebinin reddine dair ek kararının hukuki değerden yoksun bulunduğu ve kaldırılması gerektiği, hükümlünün yokluğunda verilen kararın tebliğine ilişkin olduğu belirtilen tebligat parçası incelediğinde “Bu zarfta duruşma zaptı 1. Celse 21/12/2009 vardır” açıklaması bulunduğu, zarfın içerisinde gerekçeli kararın olduğuna ilişkin herhangi bir ibare bulunmadığı, bu tebligat parçası dışında da hükümlüye gerekçeli kararın tebliğ edildiğine dair herhangi bir tebligat belgesine rastlanamadığından, hükümlünün temyiz talebinin öğrenme ile süresinde olduğu kabul edilerek mahkemenin temyiz talebinin reddine dair ek kararının kaldırılması suretiyle yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum ya da kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Somut olayda; hükümlünün iş bulmak için ilan yoluyla Sarayköy ilçesinde çiftlik işleten …isimli kişi ile görüşüp, çalışma konusunda anlaştığı, bu şekilde çalışmaya başladıktan sonra aynı iş yerinde çalışan müşteki Mustafa Kemal Aydın’ın cebinden nüfus cüzdanını aldığı, müştekinin Garanti Bankasında hesabının olduğunu öğrenmesi üzerine 02/09/2011 tarihinde anılan bankanın Uşak şubesine müracaatta bulunarak daha önce almış olduğu nüfus cüzdanına kendi fotoğrafı yapıştırıp bankaya ibrraz ederek müştekinin hesabından 125 TL para çektiği anlaşılmakla, atılı suçun sübut bulduğuna yönelik kabul ve uygulamada bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, hükümlünün yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 06.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.