Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2014/8725 E. 2014/8535 K. 30.04.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/8725
KARAR NO : 2014/8535
KARAR TARİHİ : 30.04.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır
Sanıkların, katılanı kamu kurumunda işe aldıracaklarını belirterek farklı zamanlarda bildirdikleri banka ve PTT hesabına para göndermesini sağlayarak, toplam 7240 TL haksız mefaat temin ettikleri olayda:
1-Sanık … hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan hükme yönelik incelemede;
Sanığın yokluğunda verilip 12.01.2010 tarihinde tebliğ olunan 24/12/2009 tarihli mahkumiyet hükmüne yönelik, yasal süresi geçtikten sonra yaptığı, 08.02.2010 havale tarihli dilekçesi ile vaki temyiz talebinin, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2-Sanık … hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan hükme yönelik incelemede;
Mükerrir olan sanık hakkında tayin edilen hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilemeyeceğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 13.07.2009 tarihli iddianamesi ile sanığın TCK’nın 158/1-d. maddesi ile cezalandırılması istenmiş olduğu halde, sanık hakkında uygulanan TCK 157.maddesi uyarınca sanığa ek savunma hakkı verilmeden hüküm tesisi, uygulanan maddenin daha az ceza içermesi nedeniyle sanık
hakkında eylemin teselsül ettiği ve hakkında TCK’nın 43.maddesinin uygulanması gereğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz konusu yapılmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık hakkında temel ceza tayini sırasında hürriyeti bağlayıcı ceza alt sınırdan belirlendiği halde yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle adli para cezası tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılmak suretiyle tespit edilerek sanığa fazla ceza tayini,
Sanık hakkında tayin edilen hapis cezasının adli para cezasına çevrildiği halde, adli para cezalarında uygulanması olanaklı olmayan 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesi gereğince hak yoksunluğuna hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “200 gün”, “66 gün”, “55 gün” ve “1100 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine sırasıyla “5 gün”, “1 gün”, “1 gün” ve “20 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmek ve 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin paragrafın hüküm fıkrasından çıkartılmak suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 30.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.