Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2014/8867 E. 2014/9199 K. 08.05.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/8867
KARAR NO : 2014/9199
KARAR TARİHİ : 08.05.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddesin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tabi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca bir çok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Fikir ve eylem birliği içinde hareket eden ve arkadaş olan sanıklar… ile…’in, suça konu sahteleri üretilen beş ayrı çek yapraklarını “boş” olarak sanık …’ten bir dizüstü bilgisayar vererek temin edip, ön yüzlerini tanık ..veya üçüncü kişilere doldurtarak şikayetciler … (sanık …’in) .. ve..’den (sanıklar … ve…’in) anılan mallara karşılık vermeleri, bu çeklerden …. Ltd. ticari ünvanlı şirketin Oyakbank/…İstanbul şubesi nezdindeki hesabından düzenlenmiş gibi görünen sahte çekin ise sanık … üzerinde herhangi bir alışverişte kullanılmadan ele geçirilmesi eylemlerinin 21.06.2007 tarihli iddianamedeki sevk ve anlatımlarına göre “nitelikli dolandırıcılık” ve “resmi belgede sahtecilik” suçlarını oluşturduğu iddia edilen somut olayda;
İstinabe suretiyle 27.07.2007 tarihli duruşmada dinlenen ve kamu davasına katılmak istediklerini söyleyen, katılma kararı verilmeyen ve şikayetçiler…l’e yokluklarında verilen gerekçeli karar, Dairemizin 07.11.2013 tarih ve 2012/2393 Esas, 2013/17027 Karar sayılı “tevdii” kararı ile tebliğ edilmiş ve adı geçenlerin herhangi bir temyiz istekleri olmadığı anlaşıldığından tebliğnamedeki 1 nolu, suça konu çek yapraklarının asılları denetime olanak verecek şekilde dosyada bulundurulmakla ve suça konu çek yapraklarının asıllarına benzetilerek renkli fotokopi gibi benzer bir yöntemle hazırlanmış “sahte” çekler oldukları ancak uzmanlığı olan kişilerce anlaşılabileceği, bu nedenle “aldatıcılık kabiliyetlerinin” bulunduğu dosya kapsamından tespit olunduğundan tebliğnamedeki 2 no’lu bozma düşüncelerine iştirak edilmemiştir.
I)”Nitelikli dolandırıcılık”; “Nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs”; “Resmi belgede sahtecilik” suçlarından sanıklar …, … ve … haklarında verilen “mahkûmiyet” hükümlerine yönelen sanıklar ….ve … müdafiilerinin ve sanık …’in temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık … ve sanıklar … ve .. müdafiilerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA,
II)”Resmi belgede sahtecilik” suçlarından hakkında kurulan “mahkûmiyet” hükümlerine yönelen sanık …’un temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Suça konu bir tüzel ve iki gerçek kişi banka hesaplarına bağlı olarak “sahte çoğaltılan” çek yapraklarından ikisinin tedavüle hazırlayacak sanık …’e verilmesinden sonraki farklı bir zamanda üç sahte çek yaprağının daha aynı kişiye verildiği ve bu aşamalardan sonra muhtelif şekillerde kullanıldıkları, özellikle sanık …’in 06.02.2007 tarihli ifadesinden anlaşılmakla; eyleminin çek hesabı sahipleri adedine göre değil, sahte hazırlanmış çekleri tedavüle çıkaracak kişi veya kişilere fiilen verme tarihlerine göre yüklenen “tek” suçu oluşturduğu, ancak farklı zamanlarda iki parti halinde suça konu çeklerin verilmesi nedeniyle “zincirleme suç” hükmünün uygulanması gerektiği nazara alınarak uygulama yapılması gerekirken, üç ayrı suçun oluştuğu kabulü ile yazılı şekilde mahkûmiyet hükümleri kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …’in temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 08.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.