Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2014/9179 E. 2014/12278 K. 18.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/9179
KARAR NO : 2014/12278
KARAR TARİHİ : 18.06.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet, beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Hükmolunan cezaların miktarına nazaran sanık … müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 318. maddesi uyarınca reddine karar verilerek yapılan incelemede;
Sanıklar … hakkında; katılan ve mağdurlar … …, … …, …, … …, …. …, … …, …, …, .., …, … ve …’a yönelik eylemleri nedeniyle resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçundan kamu davası açıldığı; yine sanık … hakkında da tüm katılan ve mağdurlara yönelik resmi belgede sahtecilik suçundan kamu davası açıldığı halde mahkemece bu hususlarda karar verilmemiş ise de, zamanaşımı süresi içerisinde bir karar verilmesi mümkün görülmüştür.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum ya da kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Sanık … ile hakkında yakalama emri bulunan ve ayırma kararı verilen diğer sanık …’in bir emlakçı bürosu açtıkları, bu emlakçı bürosunun penceresine T.C. Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığı adına daire devir işlemleri yapmaya yetkili emlakçı olduklarına dair yazılar astıkları ve aynı şekilde çevreye kartvizitler dağıtıp sözlü olarak da duyurdukları, sanık …’in, kendisini TOKİ’yle bağlantılı yetkili mühendis olarak, sanık …’in de kendisini sanık …’in şoförü olarak tanıttığı, ancak sanık …’in bir süre sonra işyerine gelen kişilerle tek başına görüşüp kendisini bazı kişilere koordinatör, bazı kişilere de TOKİ’de müdür yardımcısı olarak bazen de mühendis Sebahattin’in şoförü olarak tanıttığı, sanık …’in, diğer sanık …’yı da bu emlakçı bürosuna sekreter olarak işe aldığı, sanıkların, bazı işyerlerine, evlere ve kahvehanelere giderek yaptıkları iş hakkında bilgi verdikleri, bu kişilere ve emlakçı dükkanına gelen şahıslara, TOKİ’den çekilen kura sonucu daire almaya hak kazananlardan bir kısmının taksitlerini ödeyemediğini, bir kısmının da daire sahibi olabilmek için gerekli şartları taşımadığını, bir kısmının ise dairelerini devretmek istediklerini söyleyerek dairelerini devreden kişilerle devralmak isteyen şahıslar arasında TOKİ’nin kendilerine verdiği yazılı ve resmi yetki belgesi ile bu devir işlemine aracılık yaptıklarını beyan ettikleri, inandırıcılık sağlamak için de daireleri devralmak için gelen kişilere Tuzla Aydınlı ve Halkalı’da bulunan TOKİ konutlarındaki örnek daireleri gösterdikleri, işyerine gelen kişilerden başvuru evrakı olarak nüfus cüzdanı, ikametgah senedi, maaş bordrosu ve 4 adet fotoğrafla birlikte peşinat olarak 4.000 ile 5.000 TL arasında değişen rakamlarda para istedikleri, kalan parayı da 10-15 yıl boyunca aylık taksitler halinde ödeyeceklerini söyledikleri, sanıkların, bu belgeler ile paraları aldıktan sonra tamamen sahte olarak düzenlenmiş üzerinde T.C. Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığı logo ve antetini taşıyan devir protokolleri, daire sözleşmeleri, TOKİ devir işlemi gibi belgeleri imzalattırdıkları, bu belgelerde dairelerini devreden kişilerin imzalarının bulunmadığı gibi TOKİ mühendisi veya yetkilisi olarak isim ve imzaları bulunan kişilerin de gerçekte TOKİ’de çalışmadıkları, imza ve kaşelerin sahte olduğu, sanıkların bu şekilde 131 kişiden 4.000 ile 5.000 TL arasında değişen miktarlarda peşinat adı altında para aldıkları, bu devir sözleşmesini imzalayan mağdurlardan birisi olan katılan … Eski’nin durumdan şüphelenmesi üzerine kendisine dairesini devreden olarak bildirilen …’a ulaştığında gerçek durumu öğrendiği, katılan …’nın polise ihbarı üzerine işyerinde yapılan aramalarda çok sayıda sahte TOKİ devir protokolleri ele geçirildiği, yapılan soruşturma sonucunda, bu belgelerde devreden
olarak görünen kişilerden … haricindeki şahısların isim ve vatandaşlık numaralarının hayali olduğu, sanık Sebahatin’in TOKİ ile herhangi bir bağlantısı bulunmadığı ve devir sözleşmelerindeki imzaların da sanık …’in eli ürünü olduğu, sanıkların bu şekilde 131 kişiye karşı ayrı ayrı nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işledikleri iddia olunan somut olaylarda;
1- Sanık … hakkında katılan …’a yönelik nitelikli dolandırıcılık suçundan; sanık … hakkında ise katılan … a’ya yönelik nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen beraat kararlarına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanık …’nın aşamalarda değişmeyen istikrarlı savunmalarında, suçlamayı kabul etmediğini, yapılan işlemlerin yasal olduğunu sandığını, kendisine verilen talimatları yerine getirdiğini, maaşlı olarak çalıştığını beyan etmesi, diğer sanıkların ifadelerinde, sanık …’nın maaşlı çalışan olduğunu, verilen talimatları yerine getirdiğini, yapılan sahtecilik ve dolandırıcılık eylemlerini bilebilecek durumda olmadığını beyan etmeleri, mağdur anlatımları ile tüm dosya kapsamına göre, diğer sanıkların işlettiği emlakçıda sekreter olarak görev yapan sanık …’nın, katılan …’a yönelik dolandırıcılık eylemini bildiğine ve kasıtlı olarak diğer sanıkların eylemine iştirak ettiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediğinden verilen beraat kararında; sanık …’in, TOKİ çalışanı olup soruşturma aşamasında şikayetçi olarak ifadesi alınan … a’ya yönelik herhangi bir eylemi olmaması, bu kişiden haksız menfaat temin etmemiş olması karşısında katılan …’ya yönelik nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre O yer Cumhuriyet savcısı, katılan … vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle ile hükümlerin ONANMASINA,
2- Sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından verilen diğer kararlara ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanık …’in aşamalarda değişmeyen savunmalarında, diğer sanık …’in kendisini de dolandırdığını, yapılan işlemlerin yasal olarak yapıldığını sandığını, sanık …’in şoförü olduğunu ve onun talimatıyla hareket ettiğini, mağdurların pek çoğunun komşusu ve arkadaşı olduğunu, suçlamayı kabul etmediğini beyan etmesi, kendisini mühendis olarak tanıtan ve belgeleri onaylatmak üzere sık sık Ankara’ya gittiğini söyleyen diğer sanık …’in de tefrik edilen dosyaya ibraz ettiği dilekçelerinde sanık …’in dolandırıcılık olaylarından haberdar olmadıklarını beyan etmesi, ekspertiz raporuna göre de, belgeler üzerindeki imzaların sanık …’e ait olması karşısında, yargılamanın yüz yüze yapılması ilkesi de gözönüne alınarak sanık …’in savunma hakkının kısıtlanmaması ve maddi gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından; temyiz incelemesine konu
bu dava dosyası ile bu dosyadan tefrik edilen ve sonradan yakalanıp mahkumiyet kararı verilen sanık … hakkındaki aynı mahkemenin 16.12.2013 tarih, 2013/267 E. ve 2013/501 K. sayılı dava dosyası getirtilerek her iki sanığın savunması birlikte alındıktan sonra sanıkların fikir ve eylem birliği içerisinde hareket edip atılı suçları birlikte işleyip işlemediklerinin karara bağlanması ve sanıkların, birbirleriyle yakın akraba, komşu veya aynı işyerinden arkadaş olan mağdurlara yönelik dolandırıcılık eylemlerini tek bir fiille gerçekleştirip gerçekleştirmedikleri, mağdurların ayrı ayrı ya da birlikte sanıklarla karşılaşıp karşılaşmadıkları araştırılarak eylemlerinin ayrı ayrı suçlar mı yoksa teselsül eden suçlar mı olup olmadığı tartışılıp her iki dava dosyası birleştirildikten sonra sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, O yer Cumhuriyet savcısı ve sanık … müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.