YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/9776
KARAR NO : 2014/12468
KARAR TARİHİ : 19.06.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında dolandırıcılığı
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Ticarî faaliyeti meslek olarak icra eden kişilerin, güvenilirliğini sağlamak amacıyla, bu suçun, tacir (kişisel olarak ticaretle uğraşan kimseler) veya şirket yöneticisi olan yada şirket adına hareket eden kişilerin ticarî faaliyetleri sırasında işlenmesi, TCK’nın 158/1-h bendinde nitelikli hâl kabul edilmiştir. Bu kavramlar Türk Ticaret Kanunun ilgili hükümlerine göre belirlenecektir. Türk Ticaret Kanunu’nun 14. maddesinde; Tacir, kişisel durumları ya da yaptığı işlerin niteliği nedeniyle yahut meslek ve görevleri dolayısıyla, kanundan veya bir yargı kararından … bir yasağa aykırı bir şekilde ya da başka bir kişinin veya resmî bir makamın iznine gerek olmasına rağmen izin veya onay almadan bir ticari işletmeyi işleten kişi de tacir sayılır. “denilmektedir. Ticaret şirketleri,aynı yasanın 124. maddesinde, Ticaret şirketleri; kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerden ibarettir. Bu Kanunda, kollektif ile komandit şirket şahıs; anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket sermaye şirketi sayılır” şeklinde
Tanımlanmıştır. Kooperatif yöneticilerinin,kooperatifin faaliyeti kapsamında, dolandırıcılık suçunu işlemeleri de nitelikli hâl, kabul edilmiştir. Üye sayısı dolmasına rağmen, üyeliğe kabulün devamından bahsederek üye kayıt edilmiş gibi kişinin parasının alınması bu suç tipine örnek gösterilebilir. Kooperatif yöneticilerinin kimler olduğu 1163 sayılı Kooperatifler kanunun 55 ve devamı maddelerinde tanımlanmıştır. Buna göre; Yönetim Kurulu, kanun ve ana sözleşme hükümleri içinde kooperatifin faaliyetini yöneten ve onu temsil eden icra organıdır. Yönetim Kurulu en az üç üyeden kurulur. Bunların ve yedeklerinin kooperatif ortağı olmaları şarttır. Yönetim Kurulu üyeliğine seçilen tüzel kişiler, temsilcilerinin isimlerini kooperatife bildirir. Bu suçun oluşabilmesi için,Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin dolandırıcılık suçunu ticari faaliyetleri sırasında işlemiş olmaları gerekir. Keza, kooperatif yöneticilerinin bu nitelikli halden cezalandırılabilmeleri için suçun kooperatifin faaliyeti kapsamında, işlenmesi gereklidir. Bu suçun faili tacir veya şirket yöneticisi yada şirket adına hareket eden kişi yada kooperatif yöneticisi olabilir.
Türk Silahlı Kuvvetleri’nde muvazzaf asker olarak görev yapan katılanlar …, …, …, …, …, …, …, …, … ile sivil olan … ve …’un, Ankara’da bulunan Tömer adlı yabancı dil kursu veren birimden Rusça kursu aldıkları, kurs gören katılanların masrafları Tömer Müdürlüğü tarafından karşılanmak üzere dil eğitimi çerçevesinde Rusya’ya gönderileceği, ancak gidiş ve dönüş uçak biletlerinin kursiyerlerce alınması gerektiğinin belirtilmesi üzerine, katılanların bu işleri yapması için katılan …’ı temsilci olarak seçtikleri, aynı kursta öğrenci olan sanık …’ın katılan …’a, kardeşi olan diğer sanık …’ın daha önce yurt dışına gittiğini, bu işlerden anladığını belirterek yardımcı olabileceğini söylediği, katılan …’nın da bu teklifi kabul ederek sanık …’dan aldığı telefon numarasıyla sanık … ile irtibat kurduğu, akabinde Rusya’ya gidiş dönüş uçak biletlerinin alınması hususunda sanık …’den yardımcı olmasını istediği, sanık …’in de kendisine ait seyahat acentesi olduğunu, söz konusu uçak biletlerini alıp gönderebileceğini söyleyerek katılan …’yı kandırdığı, bilahare Rusya’ya gidiş dönüş uçak bileti masrafı olarak kişi başı 1645 TL olmak üzere toplam 18.095 TL’yi ortağı olduğu … Gıda Tarım Hayvancılık Arıcılık Limited Şirketine ait hesaba yatırılmasını sağladığı, daha sonra bu hesaptan paraları çektiği halde söz konusu uçak biletlerini alarak katılanlara göndermediği, bu şekilde sanıkların birlikte hareket ederek hileli hareketlerle katılanlardan haksız menfaat sağlamak suretiyle atılı dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda, sanıkların katılanların temsilcisi konumunda olan … ile irtibata geçerek talepleri doğrultusunda uçak biletlerini alıp
gönderdikleri, uçak biletlerinin tarihinde değiştirilme olamayacağının biletlerde yazılmasına karşılık Rusya’daki üniversiteden talebin geç bildirilmesi nedeniyle bilet ile yolculuk yapılacağı tarihte kursun başlamaması üzerine biletlerin tekrar iptal edildiği, dolayısıyla katılanlar ile sanıklar arasındaki ilişkinin hukuki ihtilaf mahiyetinde olduğu, sanıkların dolandırma kastı ile hareket ettiklerine dair bir hususun dosyaya yansımadığı, sanıkların dolandırıcılık suçunu işlediklerinin sabit olmadığı gerekçelerine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanlar vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 19.06.2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.