YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/9892
KARAR NO : 2014/12290
KARAR TARİHİ : 18.06.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık Eyüp … hakkındaki mahkumiyet kararının dosyaya vekaletname ibraz eden müdafii … yerine sanığın adresine tebliğ edildiği, ancak Tebligat Kanunu’nun 11/1. maddesi uyarınca vekille takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılması gerektiği, sanığa yapılan tebligatın usulüne uygun olmadığı anlaşıldığından, sanık … müdafiinin temyiz isteminin öğrenme üzerine ve süresinde olduğuna karar verilip hukuki dayanaktan yoksun olan 28.02.2014 tarihli ek kararın kaldırılması suretiyle yapılan temyiz incelemesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten süjelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Somut olayda; … Gıda Tekstil ve İthalat Ticaret Limited Şirketi’nin yetkilisi olan sanık …’ın, diğer sanık … ile birlikte şirket faaliyeti kapsamında toptan gıda işi yaptıkları, sanıkların, elektrik ve ısı malzemeleri ticaretiyle uğraşan katılan …’dan elektrikli ısıtıcı aldıkları ve karşılığında 30.03.2007 keşide tarihli 10.300 Dolar bedelli çek verdikleri, katılanın çeki bankaya ibraz ettiğinde çekinde sahte olduğunun anlaşıldığı, ekspertiz raporuna göre çekin ön yüzündeki yazı ve keşideci imzası ile arka yüzündeki cironun sanık …’ın eli ürünü olduğu, katılanın beyanlarına göre de çeki kendisine getiren ve ısıtıcıyı teslim alan kişinin sanık … olduğu, böylece sanıkların katılandan aldıkları mal karşılığında sahte çek vermek suretiyle haksız menfaat temin ettikleri sabit olmakla nitelikli dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık … müdafii ile sanık …’ın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 Sayılı TCK. nun 158. maddesinin 1. fıkrasının (e), (f) ve (j) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde eğer suçtan elde edilen haksız menfaat miktarı belli ise; o takdirde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52. maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezası belirlenecektir.
Bu açıklama kapsamında sonuç adli para cezasının gün karşılığı belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde doğrudan haksız elde olunan menfaatin iki katı esas alınmak suretiyle karar verilmesi ve buna bağlı olarak doğrudan belirlenen para cezası üzerinden TCK’nın 62/1. maddesi uyarınca indirim uygulanmayarak fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafii ile sanık …’ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan nitelikli dolandırıcılık suçuna ilişkin her iki hüküm fıkrasından sırasıyla “5 gün”, ”4 gün” ve “80,00 TL” terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine sırasıyla “1.442 gün”, “1.201 gün” ve “24.020 TL” ibarelerinin eklenmesi; her iki hüküm fıkrasındaki haksız menfaat miktarına göre doğrudan belirlenen 28.840,00 TL adli para cezasına ilişkin 6. paragrafların tamamen çıkartılması, ve 8. paragraflardaki “28.840,00 TL” yerine “24.020 TL” ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA 18.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.