Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2015/10317 E. 2015/28047 K. 02.07.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/10317
KARAR NO : 2015/28047
KARAR TARİHİ : 02.07.2015

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığa yokluğunda verilen kararın 30.06.2011 tarihli sorgusunda bildirdiği “…” adresine tebliğe gönderildiği, sanığın adres bırakmadan ayrıldığının ve yeni adresinin de tespit edilemediğinin şerh düşülerek tebligatın iade edilmesi üzerine adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresine 7201 sayılı Tebligat Kanununun 21/2 maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğ edilmesi gerekirken ilanen tebligat yapılarak kararın kesinleştirilmesinin usulsüz olduğu, bu nedenle sanığın temyiz isteminin öğrenme üzerine ve süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği,fiille olan ilişkisi,mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık …’in, Sirkeci Galata Köprüsünde yürümekte olan mağdurun yanına yaklaşarak 20 TL’ye cep telefonu almak isteyip istemediğini sorduğu, mağdurun da fiyatın çok cazip olması nedeniyle kabul ederek 20 TL’yi sanık Veysi’ye verdiği, mağdurun cep telefonunu istemesi üzerine sanığın mağdura “torbadan taş çekmen gerek“ dediği, bu sırada diğer sanık ile birlikte hareket eden sanık …’in olay yerine gelerek mağdura hitaben “ben de şansımı deneyeyim, kendi şansına benim için taş çek“ dediği, ilk etapta mağdurun bunu kabul etmediği, sonra ısrar üzerine 5 numaralı bir taş çektiği, akabinde sanık Veysi’nin kazandığını söyleyerek bir adet cep telefonunu diğer sanık Kamil’e verdiği, daha sonra sanık Kamil’in mağdura “bende senin şansına çekiyorum“ diyerek sanık Veysi’de bulunan torbadan bir taş çektiği ve çektiği taşı mağdura göstermeden “aaa bak senin şansına çıkmadı“ diyerek oradan uzaklaştığı, mağdurun parasını istemesine rağmen sanık Veysi’nin iade etmediği, bu şekilde sanık Kamilin diğer sanık ile birlikte hareket ederek üzerine atılı dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, sanık savunması, mağdur ifadesi, teşhis tutanağı ve tüm dosya kapsamına göre suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
1-TCK’nın 53. maddesinin 3.fıkrası uyarınca 53/1-c bendindeki “velayet hakkından; vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun“ sadece sanığın kendi altsoyu yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar süreceği, altsoyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
2- Mahkeme masrafı olarak yapılan toplam 19,00 TL yargılama giderinin 6183 sayılı Kanunun 106/1. maddesinde belirlenen 20 TL’den az olması nedeniyle 6352 sayılı Kanunun 100. maddesi ile eklenen 5271 sayılı CMK’nın 324/4 maddesi gereğince Devlet Hazinesine yükletilmesi yerine sanıktan tahsiline karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından, 5237 sayılı Kanunun 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün tamamen çıkartılıp yerine, “53. maddenin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek ve hüküm fıkrasında yargılama giderleri ile ilgili bölümün tamamen çıkarılarak, yerine “19 TL olan yargılama giderinin, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 106. maddesindeki terkin edilmesi gereken tutardan az olması nedeniyle 5271 sayılı CMK’nın 324/4. maddesi uyarınca Devlet Hazinesine yüklenmesine” ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 02.07.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.