YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/11071
KARAR NO : 2015/27946
KARAR TARİHİ : 01.07.2015
Nitelikli dolandırıcılık suçundan sanıklar …, …, …’ın mağdur …’a yönelik eylem nedeniyle TCK’nın 158/1-j ve 62. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 13.160 TL adli para, mağdur …’na yönelik eylem nedeniyle TCK’nın 158/1-j ve 62. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 10.240 TL adli para, mağdur …’a yönelik eylem nedeniyle TCK’nın 158/1-j ve 62. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 11.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına dair Ağır Ceza Mahkemesi’nin 15/07/2010 tarih ve 2009/333 E. 2010/206 karar sayılı kararın sanıkların vaki temyiz istemi üzerine onama talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2011/24020 sayılı tebliğnamesi ile dairemize gönderilmiş, Dairemizin 29/09/2011 tarih ve 2011/15011 Esas, 2011/ 2677 karar ile onanmasına karar verilmiştir.
6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına ve Basın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun’un yürürlüğe girmesi üzerine anılan Kanun’un 99. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nın 308. maddesi uyarınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan işyeri dokunulmazlığının ihlali suçu ile ilgili verilen bozma ilamına yapılan itiraz üzerine Dosya incelenerek gereği düşünüldü.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz dilekçesinde ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden KABULÜNE,
Dairemizin Yargıtay Ceza Dairesinin 29/09/2011 gün ve 2011/15011 Esas, 2011/ 2677 Karar sayılı kararının, nitelikli dolandırıcılık hakkındaki hüküm açısından KALDIRILMASINA,
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın 158/1-j bendinde, dolandırıcılık suçunun, banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla işlenmesi, nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Bu suçun oluşabilmesi için, kredi elde eden kişinin banka veya diğer kredi kurumu görevlilerini hile ile aldatmış olması gerekir. Krediyi alan kişinin aldatıcı herhangi bir eylemi olmaksızın, sırf banka elemanlarının kendi görevlerini layıkıyla yerine getirmemeleri yüzünden bir kredi açılmışsa, dolandırıcılıktan bahsedilemez, şartları varsa bankacılık suçundan bahsedilebilir.
Bu suçun mağdurları banka ve diğer kredi kurumlarıdır. 5411 sayılı “Bankacılık Kanununun 3. maddesinde banka, 48. maddesinde ise kredinin tanımı yapılmıştır. Tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlama suçun konusudur. Kredinin tahsis edilmesinin gerekli olup olmadığı, kredi verecek kuruluşun mevzuatında öngörülen düzenlemeler çerçevesinde belirlenir. Fiil, sahte kıymet takdiri raporları veya gerçeğe aykırı belgeler, bilançolar düzenleyerek hileli davranışıyla bunları aldatmaktadır.
Kredi kurumu banka olmamasına karşın faiz karşılığında olsun veya olmasın, kanunen borç vermeye yetkili kılınan kurumlar anlaşılır. Bu itibarla böyle bir yetkiye sahip olmayan bir kişi veya kuruluşa karşı bu fiilin işlenmesi hâlinde koşulları varsa, basit dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır.
Sanıklar …, … ve …’ın sahte nüfus cüzdanları üretip bu nüfus cüzdanları ile kredi başvurusu yaparak haksız yarar sağlama konusunda anlaştıkları, bu kapsamda etkin bir iş bölümü yaparak sanıklar … ve …’nin ikamet ettikleri İstanbul İlinden İzmir’e geldikleri, İzmir’de kendilerini Ali Kahraman ve Yaşar Özdemir olarak tanıtarak bir pasaj içerisinde işyeri kiraladıkları, bu işyerinde sekreter olarak çalıştırmak üzere bir bayanı işe aldıkları, sekreter aracılığıyla gıda firmasında çalışmak üzere ehliyeti bulunan yedi kişinin pazarlamacı olarak işe alınacağı şeklinde gazeteye ilan verdikleri, anılan ilan üzerine mağdurlarında içinde bulunduğu birçok kişinin sanıkların kiraladığı işyerine gelip iş başvurusunda bulunduğu, bu kişilerden değerlendirmeye tabi tutmak için başvuru formu doldurmalarını istedikleri, başvuruda bulunan kişilerin vatandaşlık numaralarını bu şekilde elde eden sanıklar … ve …’ın farklı cep telefonlarından … tarafından “cebimde kredi” uygulamasına tahsis edilen numaraya mesaj göndermek suretiyle kredi başvurusunda bulundukları, bu şekilde yapılan kredi başvurularının bir kısmının … tarafından onaylanması üzerine kredi başvurusu onaylanan mağdurlarla irtibata geçerek işe alındıklarını bildirdikleri, işe başlama işlemlerinin yapılabilmesi için mağdurlardan nüfus cüzdanı fotokopisi, nüfus kayıt örneği, sabıka kaydı ve ikametgâh belgelerini getirmelerini istedikleri, mağdurlardan bu şekilde elde ettikleri belgeleri İstanbul’da bulunan diğer sanık …’a gönderdikleri, sanık …’ın da bu bilgilerden faydalanarak mağdurların yaşıyla uyumlu olacak şekilde sanıklar … ve …’dan birisinin fotoğrafı yapıştırılmış sahte nüfus cüzdanı düzenleyip İzmir’de bulunan diğer sanıklara gönderdiği, sahte nüfus cüzdanlarını alan sanıklar … ve …’ın bu cüzdanlar ile … ve Demirci Şubelerine giderek mağdurlar adına içeriği itibarıyla sahte kredi sözleşmelerinin düzenlenmesini sağlayıp bu sözleşmeleri mağdurlara atfen
imzaladıkları, sanıkların eylemleri sonucu Şubesinden mağdur … adına 6.600 Lira, mağdur … adına 6.150 Lira, Demirci Şubesinden … adına 7.875 Liranın katılan banka görevlilerince sanıklara ödendiği olayda;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Gazeteye iş ilanı vermek suretiyle mağdurların kimlik bilgililerine ulaşarak, bu bilgilerle fotoğraf dışında aslına uygun nüfus cüzdanları düzenleyip, üzerine kendi fotoğraflarını yapıştırarak bu nüfus cüzdanlarıyla daha önceden cep telefonu başvurusu ile onaylanmış olan kredileri almak için katılan …’ın farklı şubelerine 25/08/2009, 26/08/2009 ve 02/09/2009 tarihlerinde, hukuki ve fiili kesinti oluşmaksızın başvuruda bulunup, mağdurlar …, … ve … adına tahsis edilen kredileri almak şeklindeki eylemlerinde, aynı mağdura (…’a) karşı aynı suçu değişik zamanlarda işledikleri ve bir bütün halinde zincirleme şekilde dolandırıcılık suçundan cezalandırılmaları gerekirken üçer kez cezalandırılmalarına karar verilmesi,
2-Sanıkların yine aynı şekilde katılan bankanın farklı şubelerine de kredi başvurusunda bulundukları, soruşturma aşamasında verilen tefrik kararı ile her bir eylemin dosyasının tefrik edildiği anlaşılmakla, suçların sûbutu halinde eylemin teselsül eden tek suç olarak değerlendirilmesi gerekmekle, söz konusu tefrik kararı kapsamında, sanıkların diğer eylemleri ile ilgili yapılan işlemlerin, ilgili yer Cumhuriyet Savcılıkları ve mahkemelerden sorgulamak ve UYAP ortamından araştırılmak suretiyle tespit edilmesi, soruşturma açılmış ise akıbetlerinin sorulması ve belirlenen dosyalar getirtilerek incelenmesi, eğer haklarında verilen hükümler var ise, hüküm kesinleşmemiş ise aralarındaki hukuki ve fiili bağlantı dikkate alınarak gerektiğinde davaların birleştirilme yoluna gidilmesi, hükmü kesinleşmiş ise bu dosya içerisine konularak delillerin birlikte değerlendirilmesi ve sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 01.07.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.