Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2015/11594 E. 2017/18449 K. 14.09.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/11594
KARAR NO : 2017/18449
KARAR TARİHİ : 14.09.2017

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dolandırıcılık suçundan hükümlünün beraatine ilişkin hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Hatay Ağır Ceza Mahkemesinin 14/11/2006 tarih ve 2006/787 E, 2006/682 K sayılı hükmü ile Kamu kurumu aleyhine dolandırıcılık suçundan mahkum olan sanık hakkında, Danıştay 10. Dairesinin 04/07/2005 tarihli ve 2005/1983 E, 2005/3936 K sayılı ilamı ve dinlenen tanık beyanları, dosyaya getirtilen iş kazasına ilişkin dosya ve suçun işlenmesine aracılık eden şirketler hakkında yapılan icra takiplerine ilişkin dosyalar nedeniyle yargılamanın yenilenmesine karar verilmesinde ve sanığın mahkumiyetine yeter nitelikte delil bulunmadığı için atılı suçtan beraatine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, atılı suçun işlendiğine dair yeterli delil bulunmadığı gerekçe gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılan vekilinin atılı suçun unsurlarının oluştuğuna ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, beraate ilişkin hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA, 14/09/2017 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

Karşı oy:

İncelemeye konu olayda sanık …’nun dava dışı diğer sanıklarla birlikte sahte özel evrak düzenleyip kullanmak suretiyle kamu bankasını dolandırdıkları, yöneticisi oldukları şirket tarafından … ve … isimli şirketlerden gerçekte bir pamuk alım satımı olmadığı veya olduğundan fazla gösterildiği ve böylece haksız destekleme ödemesi tahsil ettiklerinin iddia edildiği, Hatay Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucu aynen;
“…. Ltd.Şti’nin …. nolu satış faturaları ile …. A.Ş.’ye 216458 kg. presli pamuk satışı yapıldığı, … Vergi Dairesi Müdürlüğünden alınan cevabi yazıda şirketin bilinen adresinde bulunamadığı, … A.Ş. ortaklarında yapılan tebligatların iade edildiği, şirketin….Vergi Dairesine nakil yaptırdığı, burada bildirilen adresine yapılan tebligatın iade edildiği, destekleme primi ödemeleri ile ilgili sürdürülen inceleme ve soruşturmalar sonrasında muhtelif firmaların …. A.Ş. adına 4.129.621 kg. presli pamuk faturaları kestikleri, …. A.Ş. adına fatura düzenleyen firmaların tamamının haksız yere destekleme primi aldıkları tesbit edilmiştir.
…. Ltd. Şti’ne ait çırçır işletmesinde bulunan 60 adet çırçır makinesinin 94 günde her gün 24 saat çalışması kaydıyla 5.752.800 kg.’lık kısmını işleyebileceği, elektrik enerjisi itibariyle de 5.985.080 kg.’lık kısmını işleyebileceği, çırçır işletmesinin gerek fizik kapasitesi, gerekse elektrik tüketimi ile satın alınmış görüldüğü kütlü pamuk miktarını işleme yetersiz kalacağı, şirketin gerçekte satın ve teslim almadığı kütlü pamuklar için, kütlü pamuk almış gibi müstahsil makbuzu düzenlemesinin nedeninin kütlü pamuk alımlarında 1993 yılında uygulama destekleme primi ödemeleri olduğu, …. Ltd. Şti gerçekte kütlü pamuk almadığı halde kütlü pamuk almış gibi göstererek devletten haksız yere destekleme primi aldığı, …. Ltd. Şti.’nin herhangi bir faaliyete rastlamadığı, bu şirket adına düzenlenmiş 6.629,757 kg. presli pamuk faturasının tesbit edildiği, bu şirketin hiçbir satış faturasına rastlanmadığı, bu şirketin deposunun bulunmadığı, …. şirketinin hiçbir faaliyeti olmayan ticari ikametgahında bulunmayan kağıt üzerinde bir şirket olduğu, şirketin yönetim kurulu başkanının ….’teki başka bir şirkete sigortalı işçi olduğu, …. şirketinin birçok firmadan 4.130.000 kg. presli pamuk almış görüldüğü, ancak hiç satış faturasına rastlanmadığı sonuç itibariyle …. Ltd. Şti’nin iki şirket adına düzenlediği satış faturalarını gerçekte mevcut olmadığı, 7.006.848.000 TL haksız yere destekleme primi almayı amaçladığı saptanmıştır, denilmiştir.
Sanık vekilleri hazine kontrolörü çırçır makinesinin üretim miktarı hesaplanması yolundaki beyanların gerçeği yansıtmadığı, buna ilişkin hesap dökümanlarının bildirdikleri, ayrıca….adına … tarafından gönderilen banka havalelerini hesap özetlerini ibraz etmişler, ayrıca taşıma irsaliyesi ve sevk irsaliyelerini yanlış hazırlandığından dolayı ibraz etmişler, mahkememizce hazine müsteşarlığından istenilen ek raporda …. A.Ş.’nin faturalarının düzenlendiği 1994 yılında …. Vergi Dairesi mükellefi olduğu, ancak yoklamalardan anılan şirketin faaliyetinin olmadığı bildirildiği, …. A.Ş.’nin hiçbir satış faturasına rastlanmadığı, … Ltd. Şti. hakkında yapılan incelemede gerçekte ….Kollektif Şirketinin ortaklarına ait şirketlerde sigortalı işçi olarak gözüken …’nun ifadesinde belirttiği gibi, paravan şirket olarak kullanıldığı, bunu saptanması üzerine … Ltd. Şti. Tarafından defterlerin yandığının bildirildiği, …. Ltd. Şti.’nin hiçbir satış faturasına rastlanmadığı bildirilmiştir.
İncelenen tüm dosya kapsamından; sanıkların yönetiminde olan … Ltd. Şti.’nin 1993 yılı satışlarının incelenmesinde … ve … şirketlerine 852.962 kg. presli pamuk sattığı, … ve … şirketlerinin paravan şirket olduğu, bu şirketlerin gerçekte pamuk alışı olmadığı halde destekleme priminden faydalanabilmek amacıyla faturaları kabul ettiği, …. firmasının yaklaşık 6.629.757 kg. … firmasının yaklaşık 4.130.000 kg. pamuk aldıkları, bu derece yüksek pamuk alım satımı yapan bir firmanın ilgili kontrolörlerce arandığında bulunabilmesinin mümkün olması gerektiği, aksine her iki şirketin yapılan yoklamalarında bildirilen adreslerinde bulunamadığının vergi dairesi cevabi yazılarından anlaşılmıştır.
Bu şirketlerin yöneticilerinin talimatla ifadeleri istenilmişse de, adreslerinde bulunamadığından ifadeleri alınamamıştır. Hazine müsteşarlığının raporunda belirttiği gibi bu tür dolandırıcılık dosyalarında bu iki firmanın yüklü miktarda alım yaptıkları, ancak işyerlerinde arandıklarında bulunamadıkları, pamuk üretiminin önemli bir bölümünü satın alacak firmaların bulunamamalarının mümkün olmadığı kanaatine varıldığından sanıkların … ve … firmalarına düzenlemiş oldukları faturaların gerçeği yansıtmadığı, kanaatine varılmıştır. ” gerekçe ve değerlendirmesiyle 02/02/1999 tarih, E:1996/144, K:1999/22 sayılı olarak sanık …’nun 2 sene 6 ay 10 gün hapis ve adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın Yargıtay 6.CD’nin 28/12/199 gün, 7076-8299 sayılı ilamı ile onanması sonucu bu sanık yönünden kesinleştiği,
5237 s. TCK’nın yürürlüğe girmesinden sonra talep üzerine Hatay Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yapılan uyarlama sonucu sanık …’nun 5237 s. Kanun tatbiki ile sonuç olarak 2 sene 6 ay hapis ve adli para cezası ile cezalandırılmasına 14/11/2006 tarihli ve 787/682 sayı ile karar verildiği,
Bu defa 05/08/2008 havale tarihli dilekçe ile sanık … müdafiinin yeni deliller elde edildiğinden yargılamanın yenilenmesi talebi üzerine mahkemece talebin kabule değer bulunduğu, infazın durdurulmasına karar verildiği, yapılan yargılama sırasında tanık beyanlarının alındığı, 02/07/2009 gün, 321/282 sayılı olarak mahkumiyet kararı iptal edilerek sanığın beraatine dair hüküm kurulduğu,
Kararın Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 15 CD’nin 11/03/2013 gün, E:2012/21818, K:2013/4317 sayılı ilamı ile sanık hakkında mahkumiyet hükmü kuran heyette yer alan hakim ….’ın yargılamanın yenilenmesi duruşma ve kararına katılamayacağı gerekçesiyle bozulduğu,
Bu defa Hatay 1 Ağır Ceza Mahkemesi esasına kaydedilen dava dosyasının ilk celsesinde 10/09/2013 tarihinde sanık hakkındaki mahkumiyet hükmünün iptali ile sanığın atılı suçtan beraatine karar verildiği, kararın …. vekili tarafından temyiz incelemesine konu edildiği görülmüştür.
Hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi nedenleri CMK nın 311 maddesinde düzenlenmiştir.
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 311. maddesi;
“ (1) Kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir dava, aşağıda yazılı hâllerde hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülür:
a)  Duruşmada kullanılan ve hükmü etkileyen bir belgenin sahteliği anlaşılırsa.
b) Yemin verilerek dinlenmiş olan bir tanık veya bilirkişinin hükmü etkileyecek biçimde hükümlü aleyhine kasıt veya ihmal ile gerçek dışı tanıklıkta bulunduğu veya oy verdiği anlaşılırsa.
c) Hükme katılmış olan hâkimlerden biri, hükümlünün neden olduğu kusur dışında, aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek biçimde görevlerini yapmada kusur etmiş ise.
d) Ceza hükmü hukuk mahkemesinin bir hükmüne dayandırılmış olup da bu hüküm kesinleşmiş diğer bir hüküm ile ortadan kaldırılmış ise.
e) Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa.
f) Ceza hükmünün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlâli suretiyle verildiğinin ve hükmün bu aykırılığa dayandığının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması. Bu hâlde yargılamanın yenilenmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde istenebilir.
(2) Birinci fıkranın (f) bendi hükümleri, 4.2.2003 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararları ile, 4.2.2003 tarihinden sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurular üzerine verilecek kararlar hakkında uygulanır.” hükmünü içermektedir.
Sanık müdafii tarafından ileri sürülen ve mahkemece beraat hükmüne esas alınan belge ve bilgiler CMK’nın 311 maddesinde sayılan hususlara uymamaktadır. Bunların yeni delil veya yeni olay olarak kabulü de mümkün görünmemektedir.
İlk mahkumiyet hükmünü kuran ve delillleri ilk önce değerlendiren mahkeme pamuk alış verişi yapılmış gibi belge düzenlenen … ve …. isimli şirketlerin maliyenin yaptığı inceleme sırasında beyan ettikleri adreste bulunmamaları yanında, yöneticisi görünen bazı kişilerin başka yerde sigortalı işçi olarak kayıtlı oldukları bilgisine ulaştığı gibi yöneticilerini aramalarına rağmen kendilerine ulaşılamaması nedeniyle dinlenemediklerini karar yerinde açıklamış, ayrıca sanığın yönetici olduğu … Ltd Şti’nin makine kapasitesi ve elektrik sarfiyat miktarı itibariyle belgeye konu miktarda pamuğu işlemekte yetersiz kalacağı yönünde esasa ilişkin tesbit ve kanaate dayandığı, temyiz incelemesine konu yerel mahkeme hükmünün bu tesbitlerin aksini doğrular gerekçe ve kanunun aradığı manada yeni olay veya yeni delil de içermediği, bu sebeple usul ve yasaya aykırı olduğu kanaatiyle sayın çoğunluğun onama yönündeki görüşüne katılmamaktayım.