Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2015/12567 E. 2015/29383 K. 05.10.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/12567
KARAR NO : 2015/29383
KARAR TARİHİ : 05.10.2015

MAHKEMESİ : D.. M..

SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, Resmi belgede sahtecilik

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık hakkında keşidecisi …… Şti. olan 239048 nolu 5250 TL bedelli çek yönünden resmi belgede sahtecilik suçundan ve keşidecisi …..l olan 7447747 nolu 10000 TL bedelli olan çek ile ilgili nitelikli dolandırıcılık suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerinin Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 22/09/2014 tarihli 2014/15441 E. 2014/15227 sayılı kararı ile onanmasına karar verilen kesinleştiğinin anlaşılması karşısında bu suçlar yönünden yeniden kurulan hükümlerin hukuki değerden yoksun olduğu anlaşılmakla temyiz dışı tutularak, sanık hakkında keşidecisi Sergen Tekstil olan 74477057 nolu ve 7447747 nolu sahte çekler ile ilgili verilen resmi belgede sahtecilik suçundan ve 74477057 nolu çekle ilgili verilen nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet hükümleri yönünden yapılan temyiz incelemesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkânını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten süjelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanığın bilgisayarda sahte olarak oluşturulmuş, keşidecisi ….l A.Ş gözüken ….. Şubesine ait ….çek numaralı 25/02/2006 tarih ve 10,000 YTL bedelli çeki arkasını ciro ederek kırdırmak için B.. Ç..’ya verip çek bedelini nakit olarak aldığı, aynı şekilde keşidecisi …… Şubesi’ne ait 74477057 çek numaralı 25/03/2006 tarih ve 8,650 TL bedelli sahte çeki borcuna karşılık M.. A..’a ciro etmeden verdiği ve borcundan bakiye kalan 2.000 TL’yi N.. A..’dan nakit olarak aldığının iddia ve kabul edildiği olayda; nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarının oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
a- Keşidecisi …….. nolu sahte çekler ile ilgili resmi belgede sahtecilik suçundan verilen hükme yönelik incelemede;
Sanık hakkında her iki çekin farklı zamanlarda ve farklı kişilere karşı kullanılması nedeniyle TCK’nın 204/1. maddesi gereğince iki defa cezalandırılması yerine uygulama koşulları bulunmayan TCK’nın 43/1. maddesi gereğince tek suçtan hüküm kurulması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Bozmadan sonra yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık ve müdafinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
b- Keşidecisi ….. nolu çekle ilgili nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen hükme yönelik incelemede;
1- Sanığın M.. A..’dan aldığı araç nedeniyle borcu olan 12000 TL karşılığında suça konu 8650 TL bedelli çeki verdiğini savunması, tanık sıfatıyla beyanı alınan M.. A..’ın sanığın anlatımlarını doğruladığı ve çeki tahsil ettikten sonra 2000 TL’sini sanığı vermesini çeki tahsil eden ……….’den istediğini beyan etmesi karşısında, suça konu çekin önceden doğan bir borç karşılığında verildiği, sonrasında alacaklı olan M.. A.. tarafından çekin bedelinin bir kısmının sanığa verilmesinin dolandırıcılık suçunun menfaat unsurunu oluşturmayacağı gözetilmeden sanığın beraatı yerine yazılı şekiylde mahkumiyetine karar verilmesi,
2- Sanığın çekle ilgili ödeme yaptığını ve herkesin zararını karşıladığını, savunması, tanık M.. A..’ın zararının karşılandığını, çek bedelini sanığın verdiğini, kendisinin de ….’a ödeme yaptığını beyan etmesi karşısında, sanık hakkında TCK’nın 168. Maddesinin uygulanması bakımından çek için ödeme yapan …….. A.Ş.’ne çekten doğan zararın ödenip ödenmediğinin sorularak etkin pişmanlık hükümlerinin uygulama olanağının bulunup bulunmadığı tartışılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 05/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.