Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2015/12675 E. 2015/29368 K. 05.10.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/12675
KARAR NO : 2015/29368
KARAR TARİHİ : 05.10.2015

MAHKEMESİ : Ankara Batı 3. Asliye Ceza Mahkemesi

SUÇ : Dolandırıcılık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, kuyumcu olan şikayetçinin işyerine gelerek yanında bulunan halkalı boyun zincirini 14 ayar altın olduğunu söyleyip bozdurmaya çalıştığı, şikayetçinin zincire baktırmak için sanığı beklettiği, zincirin sahte olduğunun anlaşılması üzerine sanığın emniyet mensuplarınca yakalandığı, sanığın bozdurmak istediği zincirin kaplama olduğu ve aldatma kabiliyetinin bulunduğu olayda; yerel Mahkeme’nin 13/10/2009 tarih 2008/618 E. 2009/668 sayılı kararıyla sanığın mahkumiyetine karar verildiği, Dairemizin 23/01/2014 tarih ve 2012/7073 esas, 2014/1066 sayılı kararıyla suça konu değer gözetildiğinde alt sınırı 1 yıl olan bir suçun temel cezanın en üst hadden 5 yıl olarak belirlenmiş olması orantılılık ilkesi ile bağdaşmadığından takdir hakkının hak ve nesafet kuralları sınırlarını aşar şekilde kullanılması suretiyle ceza tayini ve TCK’nın 157. maddesinde hapis cezasının yanında adli para cezasının da öngörüldüğü halde, sadece hapis cezasına hükmedilmesi, gerekçeleriyle bozulmasına karar verildiği anlaşılmakla;
Mahkemece bozma üzerine yapılan yargılama sonucunda sanık hakkında dolandırıcılığa teşebbüs suçundan verilen mahkûmiyet kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanık hakkında TCK’nın 157. maddesinde hapis cezasının yanında adli para cezasının da öngörüldüğü halde, sadece hapis cezasına hükmedilmesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
TCK’nın 53.maddesinin 3.fıkrası uyarınca 53/1-c bendindeki “ velayet hakkından; vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun” sadece sanığın kendi altsoyu yönünden koşullu salıverme tarihine kadar süreceği, altsoyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu aykırılık aynı Kanunun 322. maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hüküm fıkrasında yer alan; 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkartılıp yerine, “TCK’nın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” ibaresinin eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 05.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.