Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2015/13370 E. 2015/29968 K. 14.10.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/13370
KARAR NO : 2015/29968
KARAR TARİHİ : 14.10.2015

MAHKEMESİ : 1. Ağır Ceza Mahkemesi

SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanıklar G.. Ç.. ve F.. A.. haklarında hükmolunan ceza miktarlarına nazaran müdafiilerinin duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 318. maddesi uyarınca reddine karar verilerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Dolandırıcılık suçunun dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle işlenmesi, bu suçun temel şekline göre daha ağır ceza ile cezalandırılmayı gerektiren bir durum olarak TCK’nın 158/1-a maddesinde düzenlenmiştir. Madde gerekçesine göre, burada dikkat edilmesi gereken husus, dinin bir aldatma aracı olarak kullanılmasıdır.
Din, bir topluluğun sahip olduğu kutsal kitap, peygamber ve Allah kavramını da genellikle içinde bulunduran inanç sistemi ve bu sisteme bağlı olarak yerine getirmeye çalıştığı ahlaki kurallar bütünüdür. Dini inanç, dine inanan, belirli bir dine mensup kişinin duygularıdır. Bir insanın dini inanç ve duyguları ile doğup büyüdüğü, terbiyesini aldığı ailesi, çevresi ve içinde bulunduğu toplum arasında çok sıkı bir ilişki bulunmaktadır.
Bu nitelikli unsurun gerçekleşebilmesi ve suçun oluşabilmesi için, dini kurallara bağlı olanların, önem verdiği değerler, dini inanç ve duygular aldatma aracı olarak kötüye kullanılmalı, bu suretle gerçekleştirilen hile ile haksız bir yarar da sağlanmış olmalıdır.
Somut olayda; katılan F.. Ç..’ın eşi Eşref Çakır’ın 16.04.2008 tarihinde vefat etmesinin ardından suç tarihlerinde taziye amacıyla katılanın evine gelen sanıkların, evde bulundukları süre içerisinde katılanın kızı olup daha sonra ölen 17 yaşındaki E.. Ç..’ı “baban öldü, şimdi sıra abinde, annende ve daha sonra sana da sıra gelecek, babanı büyüler öldürdü, sizleri de büyüler öldürecek, ancak İstanbul’da tanıdığımız iyi hocalar var, onlarla görüşüp karşı büyü yaptırabiliriz ama bize biraz altın lazım” diyerek kandırıp ölen E.. Ç..’dan bir kısmını evlerinde olduğu bir sırada kendisinden, bir kısmını …… göndermesi ile kargo yoluyla ve bir kısmını da yine ölen ……’nin evlerinde olduğu sırada kendilerinin kasadan aldıkları, sanıkların böylelikle iştirak halinde hareket ederek katılan F.. Ç..’a ait yaklaşık 200.000,00 TL değerindeki altınları kızını kandırarak aldıkları olayda; tanık G.. Ç..’ın; Eşref Çakır’ın kırkında sanık Gülsen’in de olduğunu, …… o gün salonda konuştuklarını, odanın kapısının açık olduğunu kendisininde kapıda durduğunu, ……..’ye: “başınızda büyük bi lanet var” dediğini ve elindeki pet şişeyle bir suyu ……..’ye uzattığını, bunu içmesini söylediğini, içerse başındaki lanetin gidebileceğini söylediğini, Ezgi’nin suyu içtiğini, hareketleri değiştiğini, Gülsen Aydemir’in bir anda ……’den altınları istediğini, bu arada aynadan kendisini fark ettiğini, hemen yana gelip “bişey duydun mu” diye sorduğunu kendisinin de “hayır” dediğini, “duyduklarını birine söylersen sana öyle bir büyü yaptırırım ki odun olur ölürsün” dediğini kendisinin de korktuğu için kimseye bişey demediğini açıkladığı, …….’nin kaybolması nedeniyle annesi katılana bunları anlattığı, ölen …….’nin de 31/07/2008 tarihli emniyet ifadesinde her iki sanığın kendisine pet şişe içerisinde bulunan sudan içirerek etkilediklerini ve bu şekilde altınları aldıklarını belirtmesi, sanıkların da …..’nin kendilerine altın verdiklerini kısmen ikrar etmeleri karşısında; E.. Ç..’ın yaşının küçüklüğü ve tanık beyanlarına göre; içerisinde bulunduğu psikolojik durum dikkate alındığında sanıkların üzerlerine atılı dini inanç ve duygularının istismarı suretiyle dolandırıcılık suçunu işelediklerinin sübut bulduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanıklar müdafiinin ve katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 14/10/2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.