Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2015/13952 E. 2015/29838 K. 12.10.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/13952
KARAR NO : 2015/29838
KARAR TARİHİ : 12.10.2015

MAHKEMESİ : Diyarbakır 7. Asliye Ceza Mahkemesi

SUÇ : Dolandırıcılık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanıkların önceden aldıkları ortak suç işleme kararının icrası kapsamında, yaptıkları işbölümüne göre önce sanık M.. A..’ün cadde üzerinde yürümekte olan şikayetçinin yanına yaklaşarak kuyumcular çarşısını sorduğu, şikayetçinin yabancı olduğunu bu nedenle bilmediğini belirttiği, sanık Murat ile birlikte gelen diğer sanık Abdülbaki’nin sanık Murat ‘a kuyumcular çarşısını neden sorduğunu merak ettiğini söylediği, sanık Murat’ın da kardeşinin kaza geçirmesi nedeni ile paraya ihtiyacı olduğunu elindeki altın saati kuyumcuya satacağını söylediği, bu sırada üçüncü sanık M’in yanlarına yaklaşarak sohbete dahil olduğu, M’ın gösterdiği saatle ilgili olarak övücü sözler söylediği, sanık Ai’nin saati kendisinin satın almak istediğini söylemesi üzerine sanık M’ın “sana saati satmıyorum, teklif ettim almadın” diyerek yanlarından ayrıldığı, bu defa sanık A’nin şikayetçiye, saati çok beğendiğini kaçırmak istemediğini satın almak istediğini ancak saatin sahibinin kendisine satmaya yanaşmadığını, araya girerek kendisinin saati satın alıp tekrar kendisine satmasını istediğini belirttiği, bu söylenenlere inanan şikayetçinin de olay yerinden uzaklaşmakta olan sanık Murat’ın arkasından koşup yetişerek yaptığı pazarlık sonucunda saati 550 TL’ye satın alma konusunda anlaştığı bunun 400 TL’sini nakit para 150 TL’sini de kendisine ait cep telefonunu vererek temin ettiği, geri döndüğünde sanık Anin olmadığını fark ettiği, diğer sanık M’ın da para ve telefonu aldıktan sonra kaçması üzerine dolandırıldığını anladığı olayda; yerel Mahkeme’nin 08/12/2010 tarih 2010/435 E. 2010/975 sayılı kararıyla sanıkların katılana yönelik eylemleri nedeniyle mahkumiyetlerine karar verildiği, Dairemizin 10/11/2014 tarih ve 2013/2549 esas, 2014/18422 sayılı kararıyla sanıklar ile şikayetçinin mahkemede yüzleştirilerek kendisini dolandırdığını iddia ettiği şahısların sanıklar olup olmadığının kesin olarak belirlenmesi, bu mümkün olmadığı taktirde sanıkların teşhise elverişli önden ve yandan yeni çekilmiş fotoğraflarının temin edilerek sanıkların kesin teşhisinin sağlanmasından sonra toplanan tüm delillerin birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini gerektiren, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması gerekçesiyle bozulmasına karar verildiği anlaşılmakla;
Mahkemece bozma üzerine yapılan yargılama sonucunda sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan verilen mahkûmiyet kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Bozmadan sonra yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 12/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.