YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/14019
KARAR NO : 2015/29802
KARAR TARİHİ : 12.10.2015
Dolandırıcılık suçundan sanık B.. A..’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu nun 157/1, 62/1 ve 52/2. maddeleri gereğince 10 ay hapis ve 200,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair Bursa 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 16/09/2008 tarihli ve 2006/652 esas, 2008/1017 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 29.06.2015 gün ve 2015-13343/42950 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 09.07.2015 gün ve 2015/245441 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19/06/2007 tarihli ve 2007/10-108 esas, 2007/152 sayılı kararında da belirtildiği üzere, yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, bunun gerekçelerinin gösterilmesi dayanılan gerekçelerin de yasal ve dosya içeriğiyle örtüşmesi gerektiği, yine aynı Kanun’un 3. maddesinin 1. fıkrasında ise, “suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine” hükmolunacağının belirtildiği, somut olayda mahkemece temel cezanın tespiti sırasında hapis cezası takdiren alt sınırdan tayin edilmesine rağmen, para cezası tayin edilirken 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 61. maddesine aykırı olacak şekilde alt sınırdan niçin uzaklaşıldığına dair hiçbir gerekçe gösterilmeden ve hüküm kısmında teşdiden uygulama yapıldığı da belirtilmeden, anılan Kanun’un 52/1. maddesinde gösterilen 5 tam gün sayısının üzerinde, 12 gün adli para cezasına hükmedilmek suretiyle, sanık hakkında fazla ceza tayin olunmasında isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin 1. fıkrasının “c” bendine göre, sanığın kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmetten bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun, aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilme tarihinden itibaren uygulanmayacağı gözetilmeden, hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar bu maddedeki yazılı haklardan yoksun bırakılmasına karar verilmesi hususunun da usul ve yasaya aykırı olduğu belirlenmiş olup, bu yönden de kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağının takdiri için dosyanın Adalet Bakanlığı’na sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na GÖNDERİLMESİNE, 12.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.