YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/14035
KARAR NO : 2015/29750
KARAR TARİHİ : 12.10.2015
MAHKEMESİ : Gümüşhane Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu malına zarar verme, hakaret, silahla basit kasten yaralama
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1-Hakaret suçundan verilen düşme kararına yönelik temyiz incelemesinde;
Mağdurun 10/04/2013 tarihli talimat duruşmasındaki şikayetinden vazgeçmesini kabul eden ve temyiz dilekçesinin içeriğine göre hükmü temyizde hukuki yararı bulunmayan sanığın temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8/1.maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 317.maddesi uyarınca REDDİNE,
2-Kamu malına zarar verme ve silahla basit kasten yaralamaya teşebbüs suçlarından verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz incelemesinde;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma,suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Sanıkla mağdurun, aynı cezaevinde hükümlü oldukları, mağdurun, sanığa, “kocacığım, ben sana aşık oldum, sen benim kocamsın” şeklinde taciz içerikli sözler söylemesinden sonra sanığın, cezaevindeki havalandırma boşluğunun duvarını kırmak suretiyle aldığı tuğlayı ve sopayı yaralama kastıyla mağdura fırlattığı, böylece sanığın kamu malına zarar verme ve silahla basit kasten yaralamaya teşebbüs suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda, sanık, mağdur ve tanık beyanları, tespit tutanağı ile tüm dosya kapsamına göre, suçların sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde aşağıda belirtilen hususlar dışında bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yargıtay Ceza Genel kurulu’nun 14/06/2011 tarih ve 2011/1-24 Esas, 2011/124 Karar sayılı kararına göre, failin haksız bir fiilin yarattığı hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında hareket ederek bir suç işlemesinin haksız tahrik olduğu, bu durumda failin suç işleme yönünde önceden bir karar vermeksizin, dışarıdan gelen etkinin ruhsal yapısında yarattığı karışıklığın sonucu olarak suç işlemeye yöneldiği, ayrıca mağdurun, haksız fiilde bulunan kişiye yönelik olarak suç işlemesi halinde tahrik hükümlerinin uygulanacağı, somut olayda ise, sanığın, kendisine tacizde bulunduğunu söylediği mağdur dışında kamuya ait eşyaya zarar vermesi olayında TCK’nın 29. maddesi kapsamında haksız tahrik koşullarının oluşmadığı gözetilmeden, kamu malına zarar verme suçunda yazılı şekilde indirim yapılmak suretiyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan haklardan, sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmetten bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilme tarihinden itibaren uygulanmayacağı gözetilmeden, alt soyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesi gereğince güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından, 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün tamamen çıkartılıp yerine, “5237 sayılı TCK’nın 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın c bendinde yer alan, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 12/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.