YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/14104
KARAR NO : 2017/20232
KARAR TARİHİ : 16.10.2017
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : a-TCK’nın 158/1-f, 62, 52/2, 53. maddeler gereğince mahkumiyet
b-TCK’nın 204/1, 62, 53. maddeler gereğince mahkumiyet
Resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçundan sanık hakkında verilen mahkumiyet hükümleri sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın, kardeşi …adına … Bankası …Küçük Sanayi Sitesi Şubesinde …’un bilgisi haricinde sahte çek hesabı açtırarak çek koçanı aldığı, akabinde ayakkabı satışı yapan katılana, aldığı mal karşılığında sanık … adına kayıtlı çek koçanından …sahte imzası ile 3.000 TL ve 2.000 TL bedelli olmak üzere iki adet sahte çek verip ödeme yapmayarak resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda;
Sanık savunmasında; …’un kardeşi olduğunu, …ile birlikte iş yaparken kardeşi …’un bankadan çek hesabı açtırarak çek karnesi aldığını, işleri ortak olduğu için iş yerlerine aldıkları mallar karşılığında bu çekleri kullandıklarını, çeklerin kardeşi …’a ait olmasına rağmen bazen onun yokluğunda ancak onun rızası dahilinde kendisinin imzaladığını, bu şekilde düzenleyip ödedikleri piyasada yüzlerce çeklerinin olduğunu, katılandan ayakkabı aldığını, bu kişiden birçok kez alışveriş yaptıklarını, her defasında da çekleri kardeşinin rızasıyla imzaladığını ve vadesi geldiğinde çek bedellerini ödediklerini, daha sonra işleri kötüye gitmeye başlayınca katılana verdikleri çeki ödeyemediklerini, dosya içerisinde bulunan ve kendisine gösterilen çeklerin altındaki kardeşi …adına atılı imzanın kendisi tarafından atıldığını, çeklerdeki o imzayı kardeşi …’un muvafakati ile attığını, kardeşinin de bu borçlardan haberinin olduğunu belirtmekle ve katılan ifadesinde, çekleri kendisine keşideci …’un kendisine verdiğini, sanık ve kardeşinin birlikte iş yaptıklarını ifade etmekle, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılması açısından; sanık ile kardeşinin gerçekte böyle bir işyerinin bulunup bulunmadığı, birlikte iş yapıp yapmadıkları, …’un, sanığın çekleri imzalamasına yazılı veya sözlü muvafakatinin bulunup bulunmadığı ile sanık tarafından imzalanıp da katılana verilip ödenen başkaca çekler bulunup bulunmadığı, sanıkla katılan arasında suç tarihinden önce veya sonra başka ticari bir ilişki bulunup bulunmadığı, katılanın, sanık ve kardeşi …’u tanıyıp tanımadığı, katılanın, çeklerin, sanık tarafından kardeşi yerine imzalayıp imzalamadığını bilip bilmediği hususlarının araştırılması, bu hususta katılan ve …’un yeniden dinlenilmesi, taraflara arasındaki ticari ilişki ve ödemeye dair kayıtların getirtilmesi, incelenerek dosyaya konulması, gerekirse, katılan ile sanık ve kardeşi …’un yüzleştirilmesi, kendisine çek veren kişinin kim olduğunun kesin olarak sorulması, buna göre sanığın suç işleme kastının bulunup bulunmadığı ile sanık üzerine atılı suçların yasal unsurlarının oluşup oluşmadığının karar yerinde tartışılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeyerek eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
a-Resmi belgede sahtecilik suçundan verilen hüküm açısından; Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 22.04.2014 tarih, 2013/11-397 E., 2014/202 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, 765 sayılı TCK ile 5237 sayılı TCK’nın “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “resmi belgede sahtecilik” suçlarının hukuki konusunun kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişi de haksızlığa uğrayıp, suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulünün etkilenmeyeceği, sanığın, aynı suç işleme kararıyla ve aynı anda düzenlenen çeklerle ilgili olarak tek bur suçtan hüküm kurulması gerekeceği, buna karşın, aynı suç işleme kararıyla fakat değişik zamanlarda düzenlenen çeklerle ilgili olarak yine tek bir resmi belgede sahtecilik suçundan hüküm kurulup, aynı Kanun’un 43. maddesi gereğince zincirleme suç hükümleri gereğince cezanın arttırılması gerektiği, farklı suç işleme kastının bulunduğunun ispatı halinde ise, her bir eylemin ayrı bir suç oluşturacağı, bu hukuksal olgular ışığında somut olay incelendiğinde; sanığın, kardeşi …’un kimliğini kullanarak … Bankası …Küçük Sanayi Sitesi Şubesi’nden …’un bilgisi haricinde sahte bir çek hesabı açtırarak çek koçanı aldığı ve bu çekleri piyasaya dağıttığı dikkate alınarak, İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2010/397 Esas sayılı dosyası, Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2009/3 Esas sayılı dosyası, Tarsus 1. ağır Ceza Mahkemesi’nin 2013/54 esas sayılı dosyası, Bakırköy 2. ağır Ceza Mahkemesi’nin 2013/296 esas sayılı dosyası, Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2008/111 esas sayılı dosyalarında, sanığın, …’a ait çek hesabından sahte çek keşide ettiği ve sahtecilik suçlarını işlediği iddia edilmekle, ilgili dosyalar arasında hukuki ve fiili irtibat bulunduğunun anlaşılması karşısında, söz konusu dosyaların usul ekenomisi ve yapılacak araştırmaların mahiyeti de dikkate alınarak sanığın ticari faaliyetlerini yürüttüğünden, Tarsus Ağır Ceza Mahkemesinde birleştirilmesinin sağlanması, buna göre sanığın eylemlerinin değişik mağdurlara karşı değişik zamanlarda oluşması da nazara alınarak, tek bir suç mu, zincirleme suç mu yoksa ayrı ayrı suç mu oluşturduğunun karar yerinde tartışılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiğinin gözetilmemesi,
b-Nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen hüküm açısından; haksız menfaat miktarının 5.000 TL, haksız menfaatin iki katının 10.000 TL olduğu dikkate alınarak temel cezanın bu miktardan az olmayacak şekilde belirlenip sanığın asgari 500 gün adli para cezasıyla cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 62. maddesi gereğince cezasından 1/6 oranında indirim yapılarak sanığın 416 gün adli para cezasıyla cezalandırılmasına ve aynı Kanun’un 52. maddesi gereğince günlüğü 20.00 TL den hesap edilmek suretiyle netice olarak 8.320 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, temel cezanın uygulama maddesine göre eksik olarak belirlenip sonuç olarak 5.000 TL tayin edilmek suretiyle eksik adli para cezası tayini,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca, hükümlerin BOZULMASINA, aynı Kanun’un 326/son maddesi uyarınca sonuç ceza miktarı yönünden sanığın kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 16/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.