Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2015/1961 E. 2015/22291 K. 10.03.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/1961
KARAR NO : 2015/22291
KARAR TARİHİ : 10.03.2015

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat, mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Müge Eczanesi sahibi olan katılan …’ın, sahibi olduğu eczanenin çalıştırılması konusunda 2004 yılı Mart ayında sanık … ile protokol yaptığı, buna göre eczanenin her türlü işlerinin yürütülmesi, işletilmesi ve gelirinin sanığa ait olacağı, bunun karşılığında katılana sabit bir ücretin ödeneceğinin kararlaştırıldığı, katılanın eczane işlerinin yürütülmesi için …, … ve …’ya kesilen fatura bedellerinin yatırılması amacıyla … şubesi,… Bankası …kısım şubesi ve Dışbank (…) … şubesinde hesap açtırdığı, bu hesaplarla ilgili olarak imzalanan sözleşmelerin katılan tarafından imzalandığı, eczanenin işlerinin yürütülebilmesi amacıyla ilgili hesaplara ait bankamatik kartları ve internet şifrelerinin sanığa verildiği, bunun dışında hiç bir bankada katılanın kendisi ve eczanesi adına çek hesabı açılması ve eczane adına kredi verilmesi talebinde bulunmadığı, bu konuda da sanığa herhangi bir yetki ve vekaletname vermediği, ancak; sanığın herhangi bir yetki ve vekaletname olmadan katılan adına … şubesinde …. adına çek hesabı açtırdığı, bu hesaptan; İstanbul-20.02.2007 keşide yer ve tarihli, keşidecisi … olan, … A.Ş. emrine yazılı, 115.577 TL meblağlı, … seri numaralı, İstanbul-22.03.2007 keşide yer ve tarihli, keşidecisi … olan, . A.Ş. emrine yazılı, 41.085 TL meblağlı, …. seri numaralı, İstanbul-20.02.2007 keşide yer ve tarihli, keşidecisi … olan, … A.Ş. emrine yazılı, 74.289 TL meblağlı, … seri numaralı, …22.02.2007 keşide yer ve tarihli, keşidecisi … olan, … Deposu A.Ş. emrine yazılı, 80.000 TL meblağlı, …seri numaralı, İstanbul-19.03.2007 keşide yer ve tarihli, keşidecisi … olan, … Deposu A.Ş emrine yazılı, 17.255 TL meblağlı, … seri numaralı,…-17.02.2007 keşide yer ve tarihli, keşidecisi … olan, … Deposu A.Ş emrine yazılı, 9.026 TL meblağlı, M … seri numaralı, İstanbul-20.02.2007 keşide yer ve tarihli, keşidecisi … olan, … Deposu A.Ş emrine yazılı, 22.000 TL meblağlı, …. seri numaralı, İstanbul-21.03.2007 keşide yer ve tarihli, keşidecisi … olan, … Deposu A.Ş emrine yazılı, 30.196 TL meblağlı, … seri numaralı çekleri keşide ederek piyasaya sürdüğü; söz konusu hesabın sahte evraklarla açılması olayı ile ilgili olarak bahsi geçen ….Şubesi müdürü ve üst yetkilisinin soruşturma geçirerek bankadan idari ceza aldıkları, 02/09/2008 günlü ekspertiz raporunda suça konu sekiz adet çekin ön yüzündeki yazıların sanığın eli mahsulü olduğunun tespit edildiği, ayrıca …. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2007/632 esas sayılı dosyasına verilen 10/07/2007 günlü bilirkişi raporunda … Deposuna verilen dört adet çek altındaki keşideci imzalarının katılan …’a ait olmadığı ve ayrıca 10/06/2010 günlü bilirkişi raporuyla çeklerdeki keşideci imzalarının …’a ait olmadığının belirlendiği, sanığın bu şekilde katılanı dolandırmak amacıyla, katılanın bilgisi ve haberi olmadan katılan adına sahte belgelerle çek hesabı açtırdığı ve söz konusu hesaptan belirtilen çekleri tanzim edip piyasaya sürdüğü iddiasıyla yapılan yargılama sonucunda;
Katılanın aşamalardaki beyanlarında, 6197 sayılı Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun’un 35. maddesi hükmüne aykırı olarak fiilen eczanede bulunması gerekirken, muvazaaya dayalı biçimde diplomasını ücret karşılığı sanığa kiradığını, suç tarihinden önce kızının eğitimi ve rahatsızlığı nedeniyle zaman zaman Ankara’da bulunduğunu, banka kartını, internet bankacılığı ve sosyal güvenlik kurumları internet şifrelerini sanığa vererek eczanenin sorumluluğunu tamamen sanığa bıraktığını, bu döneme rastlayan sahte reçete iddiası nedeniyle kurum sözleşmesinin feshedildiğini ve incelemeye maruz kaldığını; ödenmeyen çekler nedeniyle icra takibine uğradığında, …. şubesi nezdinde adına çek hesabı açıldığını öğrendiğini, kendisinin böyle bir hesap açtırmadığını, çek karnesi talebinin olmadığını, çek tanzim etmediğini, imzasının taklit edilmek suretiyle hesap açıldığını ve çek düzenlendiğini iddia etmesi; sanık …’nin ortağı ve yetkilisi olduğu şirket vasıtasıyla usulsüz kredi kullandırıldığı iddiasıyla ve ayrıca katılanın şikayeti çerçevesinde banka müfettişleri tarafından yapılan incelemede; şubece verilen 60 yaprak çekten, 44 adedinin ödendiğinin, 525.075,65 TL toplam tutarındaki 15 adetinin karşılığının ödenmediğinin, katılan adına açılan çek hesabı Genel Kredi Sözleşmesi ve Çek Taahhütnamesindeki borclu imzalarının şube yetkilileri huzurunda alınmadığının, katılana imzalatılmak üzere sanığa teslim edildiğinin, ayrıca sanığa usulsüz kredi kullandırıldığının belirlenmesi, bu olaylar nedeniyle iki banka çalışanının işten çıkarılmasının istenmesi, katılanın kızının sağlık sorunları nedeniyle olsa bile eczanenin işletilmesi ve bankalar ile Sosyal Güvenlik Kurumu nezdindeki ihmal derecesini aşan davranışlarının bulunduğu ve bu yüzden 180 gün meslekten men’ine karar verilmesi, sanığın, … …. şubesi nezdinde katılan adına açtırdığı sahte çek hesabı dolayısıyla elde ettiği çek karnelerini,… Deposu A.Ş ve … Ecza Deposu A.Ş isimli firmalar lehine keşide etmesi karşısında; gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından; dolandırıcılık suçunun mağdurunun; hileli davranışlarla hataya düşürülerek, onun veya başkasının zararına menfaat sağlanan kişi ya da tüzel kişilik olduğu da nazara alınıp, anılan firma yetkililerinin duruşmaya davet edilerek dinlenmeleri, çeklerin aynı anda mı farklı tarihlerde mi verildiklerinin tespiti ile katılma hususunda beyanlarının alınmasından sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Ayrı mağdurlara verilen her bir sahte çekin ayrı bir suç oluşturacağı, bu cümleden olarak;…Deposu A.Ş ve… Ecza Deposu A.Ş isimli firmalara verildiği anlaşılan sahte çeklerin, iki ayrı resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğunun gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 10/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.