Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2015/1973 E. 2015/10115 K. 09.02.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/1973
KARAR NO : 2015/10115
KARAR TARİHİ : 09.02.2015

Nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından sanık …’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204/1, 158/1-f, 62/1 ve 52/2. Maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis, 2 yıl 6 ay hapis ve 10.000,00 Türk lirası adlî para cezaları ile cezalandırılmasına dair … Ağır Ceza Mahkemesinin 12/11/2012 tarihli ve 2011/314 esas, 2012/398 sayılı kararını müteakip, sanık müdafiinin temyiz talebinin reddine ilişkin, aynı Mahkemenin 31/05/2013 tarihli ve 2011/314 esas, 2012/398 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 30/12/2014 gün ve 2013/23494/78211 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 20/01/2015 gün ve 2015/9460 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre, sanığın hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin anılan Mahkeme kararının sanığa 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebliğ edilmiş ise de, tebliğ tarihinde yürürlükte bulunan 6099 sayılı Kanun ile değişik 7201 sayılı Kanun’un 10. maddesinde yer alan, “(1) Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartı ile her yerde tebligat yapılması caizdir. (2) Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” şeklindeki düzenleme karşısında, sanığın savunmasında bildirdiği adresine anılan Kanun’un 10. maddesine göre çıkartılan tebligatın iade edilmesi halinde aynı Kanun’un 21. maddesine göre tebligatın yapılması gerektiği cihetle, söz konusu Kanun’un 35. maddesine göre yapılan tebligatın usulsüz olduğu, 17/05/2013 havale tarihli dilekçenin süresinde verilmiş temyiz dilekçesi olarak kabul edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde temyiz talebinin reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Kanun yararına bozmaya atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden, … Ağır Ceza Mahkemesi’nin 31/05/2013 tarih ve 2011/314 esas, 2012/398 sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi gereğince, BOZULMASINA, bozma nedenine göre, sanık müdafinin isteminin temyiz ile birlikte eski hale getirme talebini içermesi ve CMUK’nın 311. maddesine göre inceleme yerinin Yargıtay’ın ilgili dairesi olması karşısında müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesince buna göre yerine getirilmesine, 09/02/2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.