Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2015/2381 E. 2015/28604 K. 14.09.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/2381
KARAR NO : 2015/28604
KARAR TARİHİ : 14.09.2015

MAHKEMESİ : Çeşme 1. Asliye Ceza Mahkemesi

SUÇ : Görevi yaptırmamak için direnme, Kamu malına zarar verme, Hakaret

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
5237 sayılı TCK’nın “Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler” başlıklı dördüncü kısmının, “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar ”başlıklı birinci bölümünde, 265. maddesi ile düzenlenen; “Görevini Yaptırmamak İçin Direnme” suçuyla korunan hukuki yarar, kamu idaresinin güvenilirliği ve işleyişi olup; bu suçta, kamu faaliyetlerine kişilerin saygı göstermelerinin sağlanması ve kamu görevlerinin yerine getirilmesini dolayısıyla da kamu görevini yerine getirenleri engellemeye yönelik fiillerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Öte yandan, kendisine verilen görevi yerine getirmekte olan kamu görevlisine karşı cebir ve/veya tehdit fiili gerçekleştirilmiş bulunduğundan bu suçla aynı zamanda kişi özgürlüğü ve beden bütünlüğü de korunmaktadır. Maddede düzenlenen görevini yaptırmamak için direnme suçu, seçimlik hareketli bir suç olup kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir ve/veya tehdit kullanılması ile suç oluşmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için, öncelikle engellenmek istenen işin o kamu görevlisinin görevine giriyor olması zorunludur. Zira madde, kamu görevlisinin yerine getirdiği herhangi bir iş için değil, görevine giren bir iş için koruma sağlamaktadır. Cebir, kamu görevlisine karşı fiziki güç kullanılmasıdır. Cebrin sınırı, kasten yaralama suçunun temel şekli veya daha az cezayı gerektiren hâli kapsamında değiştirilebilecek boyutta olmasıdır. Cebirle, kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerine sebebiyet verilirse, fail ayrıca bu suçtan da beşinci fıkra uyarınca cezalandırılacaktır. Cebir veya tehdidin alenî olması şart değildir. Bu manada cebir ve tehdit, kamu görevlisinin görevini yerine getirmesini engellemeğe elverişli, doğrudan kamu görevlisine yönelik ve ortadan kaldırılmadığı sürece göreve devam edilmesine engel olan güç kullanılmasını ifade eder.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun onur şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.
Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır.
Hakaret huzurda işlenebileceği gibi, gıyapta da işlenebilir. Gıyapta hakaretin cezalandırılabilmesi için, mağdurun yokluğunda en az ikiden fazla kişilerle ihtilat edilerek yani en az üç kişinin hakaret sözünü öğrenmiş olması kaydıyla hakaretin yapılması şarttır. Mağdur bu sayıya dahil değildir. Mağdurun hazır olması halinde gıyapta hakaret den bahsedilemez. Kendileriyle ihtilat edilen kişilerin bir arada bulunmaları ve hakaret sözünü aynı anda öğrenmelerine gerek yoktur. İhtilat aktarma suretiyle gerçekleşmişse hakaret sözlerinin aynı yada benzer olması aranmalıdır. Fail sözlerini ikiden fazla kişiye söylemekte yada daha çok kişinin duyabileceği bir yerde konuşmakta ve sözleri başkaları tarafından duyulabilmekte, failde bu durumun bilincinde ise ihtilat oluşmuştur.
Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin, hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir.
Sanıkların düğün dönüşü alkolünde etkisiyle aralarında tartışma çıktığı, kavga ihbarı üzerine polis memurları E.. B.. ve Ulvi Kahraman, S. Ataman Çağlayansudur ile birlikte olay mahalline gittikleri, sanıkların kimseden şikayetçi olmadıklarını beyan etmeleri üzerine kolluk görevlilerinin ailenin büyüğü konumunda olan sanık Ercan’a gürültü yapanların araca bindirerek olay yerinden uzaklaşmalarını söylediği, kolluk görevlilerinin sanık Ercan ile görüştükleri esnada, sanık R’ın polis memurlarına hitaben “siz benim enişteme nasıl vurursunuz” diye bağırıp görevlilerin üzerine yürüdüğü, kolluk görevlilerinin kimseye vurmadıklarını söylemelerine rağmen, sanık Rıfat’ın polis memurlarına hitaben “kimsiniz lan siz, sinkaf ederim hepinizi, çok polis sinkaf ettim, o… çocukları, siktirin gidin, enişteme niye müdahale ediyorsunuz” şeklinde hakaret içeren sözler söylediği, daha sonra polis memuru şikayetçi E’ın eline vurarak elindeki telsizin düşmesine neden olduğu, ardından şikayetçi E vurarak yere düşürdüğü, sanık E’ın da olaya müdahale edip sanık Rıfat ile birlikte polis memuruna vurduğu, temyiz kapsamında bulunmayan suça sürüklenen çocuklar E ve B’ın da şikayetçi polis memuruna ve yanındaki diğer memurlara saldırdığı, kolluk görevlilerinin polis memuru Erhan’ı sanıkların elinden kurtardıkları, daha sonra sanık Rıfat’ın zor kullanılarak polis aracına konulduğu, sanık Rıfat’ın içerisinde bulunduğu polis aracının camlarına vurarak zarar verdiği, sanık Rıfat’ın karakola götürülmesi üzerine sanık Ercan ile suça sürüklenen çocuklar kendilerini karakola davet eden polis memurlarını taş atmakla tehdit ettikleri, suça sürüklenen çocukların polis memurlarına hitaben “siktirin gidin lan, bize Rıfat’ı verin” diyerek hakaret ettikleri, sanık ve suça sürüklenen çocukların yakalanarak karakola götürüldüğü olayda;
1- Sanık R hakkında kamu malına zarar verme, hakaret ve görevi yaptırmamak için direnme suçları ile sanık E hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan verilen hükümlere yönelik temyiz incelemesinde;
Sanıkların birden fazla kişiyle direnme suçunu işlemesi nedeniyle TCK’nın 265/3. maddesinin uygulanmaması ve ayrıca sanık R’ın tek bir fiile aynı anda birden fazla polis memuruna hakaret etmesi nedeniyle hakkında aynı kanunun 43/2. maddesi uyarınca cezasında artırım yapılmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
TCK’nın 53.maddesinin 3.fıkrası uyarınca 53/1-c bendindeki “ velayet hakkından; vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun” sadece sanığın kendi altsoyu yönünden koşullu salıverme tarihine kadar süreceği, altsoyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu aykırılık aynı Kanunun 322. maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hüküm fıkrasında yer alan; 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümlerin çıkartılıp yerine, “TCK’nın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” ibaresinin eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2- Sanık Ercan hakkında hakaret suçundan verilen hükme yönelik temyiz incelemesinde;
Şikayetçi polis memurlarının yargılamanın tüm aşamalarındaki beyanlarında sanık Ercan’ın hakaret ettiğine yönelik bir iddiada bulunmadıkları gibi 09/09/2011 tarihli olay tutanağında sanık Ercan’ın polis memurlarına hakaret ettiğine yönelik bir tespitin olmadığı, mahkemenin kabulünde yer alan sanık Rıfat’ın karakola götürülmesinden sonra polis memurlarına hakaret eden şahıslar içinde sanık Ercan’ın bulunmadığının olay tutanağından anlaşılması karşısında, sanığın atılı suçtan beraatı yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 14/09/2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.