Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2015/313 E. 2015/27519 K. 25.06.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/313
KARAR NO : 2015/27519
KARAR TARİHİ : 25.06.2015

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu malına zarar verme, hakaret, kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın, bilgi işlem memuru olup çocuğuna iğne yapması için kolundan tutarak yaraladığı …’a yönelik iddianamede anlatılan ve sevk maddesi gösterilen eylemi nedeni ile dava zamanaşımı içerisinde her zaman hüküm kurulabileceği gözetilerek yapılan incelemede;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye …, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun … şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, … ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.
Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır.
Hakaret huzurda işlenebileceği gibi, gıyapta da işlenebilir. Gıyapta hakaretin cezalandırılabilmesi için, mağdurun yokluğunda en az ikiden fazla kişilerle ihtilat edilerek yani en az üç kişinin hakaret sözünü öğrenmiş olması kaydıyla hakaretin yapılması şarttır. Mağdur bu sayıya dahil değildir. Mağdurun hazır olması halinde gıyapta hakaret den bahsedilemez. Kendileriyle ihtilat edilen kişilerin bir arada bulunmaları ve hakaret sözünü aynı anda öğrenmelerine gerek yoktur. İhtilat aktarma suretiyle gerçekleşmişse hakaret sözlerinin aynı yada benzer olması aranmalıdır. Fail sözlerini ikiden fazla kişiye söylemekte yada daha çok kişinin duyabileceği bir yerde konuşmakta ve sözleri başkaları tarafından duyulabilmekte,failde bu durumun bilincinde ise ihtilat oluşmuştur.
Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin, hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir.
Sanık …’nın eşinin Suadiye Sağlık Ocağı’na gelerek çocuğunun ateşinin çıktığını, elinde getirdiği ilacın çocuğuna enjekte edilmesini istediğini söylediği, çocuğun görevli hemşire tarafından ölçülen ateşinin normal olduğunun anlaşıldığı, bu durumun sanığın eşine bildirildiği, buna rağmen sanığın eşinin getirdiği iğnenin yapılması yönünde ısrarda bulunduğu, bunun üzerine görevli hemşirenin reçete ile gelmesi halinde iğnenin yapılacağını bildirdiği, sanığın eşinin sağlık ocağından ayrılıp gittiği, daha sonra sağlık görevlileri olan mağdurlar ve katılan …’ın sağlık ocağında bulundukları sırada sanık …’nın gelerek çocuğuna iğne yapılmadığından bahisle bağırmaya başladığı, doktor olan katılan …’ın sanığı uyardığı, kendisine yardımcı olacağını söyleyerek sakin olmasını istediği, buna rağmen sanık …’nın görevlilere bağırmaya devam ettiği, müşteki Ferayi Ceylan’ın bu durum karşısında polis çağıracağını bildirdiği sanığın, sağlık ocağının kapısını yumruklayarak kapıya zarar verdiği, katılan …’a sinkaflı küfürler ile hakaret ettiği, tokatla vurduğu, boğazını sıkıp, akabinde kollarını kıvırdığı, görevlilerin araya girerek sanığı durdurdukları, sanık …’nın saldırgan tavırlarına devam ettiği, ertesi gün katılan …’ın eşi olan diğer katılan … ile birlikte sağlık ocağına geldiği, bu sırada sanık …’nında sağlık ocağına gelip kayıt yaptırmak istediği, katılan …’ın sanık …’in yanına giderek sanığa hitaben “eşim 4 aylık anne, senin yüzünden sütü kesildi, kadına vurmaya utanmıyor musun” dediği sırada sanık …’nın eşinin a…. koyarım diyerek hakaret edip, katılanı ittirdiği somut olayda; katılanların ve tanıkların beyanlarına, görgü tespit tutanağına ve adli muayene raporlarına göre;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan … Bakanlığı vekili ile sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanığın adli sicil kaydında tekerrüre esas mahkumiyeti bulunduğu halde 5237 sayılı TCK.nun 58. maddesinin uygulanmaması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasına “Sanığın adli sicil kaydında yer alan Kadıköy 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 2007/2738 Esas, 2008/1108 Karar sayılı 15.12.2008 tarihinde kesinleşen ilamının tekerrüre esas olduğundan, TCK’nın 58/6. maddesi uyarınca sanığın cezasını mükerrilere özgü infaz rejiminin göre çektirilmesine, mükerrir sanık hakkında TCK’nın 58/6, 7. maddesi uyarınca cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 25.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.