Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2015/3280 E. 2015/22836 K. 01.04.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/3280
KARAR NO : 2015/22836
KARAR TARİHİ : 01.04.2015

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat, mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Kamu davasına katılma istemi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmeyen şikayetçi kurum vekilinin 5271 sayılı CMK’nın 237/2 ve 238. maddeleri uyarınca davaya katılmasına karar verilerek ve hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi,nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için,eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir. Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Sanık …’ın kayınpederi … sağlık karnesine ihtiyacı olmadığı halde altı yüz adet ilaç yazarak doktor … kaşesini kullanıp imzasını taklit ettiği, sanık …’ın da işlemler esnasında …’ın yanında bulunduğu, …’ın sahte belgelerle kuruma başvurması üzerine belgelerin sahte olduğu tespit edilerek ödeme yapılmadığı, bu suretle sanıkların nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediklerinin iddia edildiği olayda;
1- Sanık … hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan beraat hükümlerine yönelik temyiz talebinin incelenmesinde,
Sanığın, diğer sanık … ile aynı iş yerinde çalışması ve birlikte hastanelere gitmeleri dışında mahkumiyetine yeterli kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşılmakla, bu gerekçelere ve Yargıtay bozma ilamına dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2- Sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz talebinin incelenmesinde,
Sanık ifadesi, tutanaklar ve tüm dosya kapsamına göre, sanığın mahkumiyetine yönelik kabulde isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık müdafinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Ceza ölçü biriminin Türk Ceza Kanunun 61/6. maddesi hükmünde düzenlendiği; buna göre, “Hapis cezasının süresinin, gün, ay ve yıl olarak belirleneceği, bir gün 24 saat, bir ay 30 gün olduğu, yıl hesabının da resmi takvime göre hesap edileceğinin” belirtildiği, mahkeme tarafından sanığa 2 yıl 6 ay hapis cezası verildikten sonra, 5237 sayılı TCK’nın 62. maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapılarak belirlenecek cezanın 1 yıl 13 ay olarak belirlenmesi yerine, sanığın 5 gün aleyhine olacak şekilde 2 yıl 1 ay olarak belirlenmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından, resmi belgede sahtecilik suçunun hapis cezasının uygulanmasına ilişkin olarak “2 yıl 1 ay” terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, “1 yıl 13 ay” hapis cezası ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 01/04/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.