Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2015/3745 E. 2015/22608 K. 30.03.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/3745
KARAR NO : 2015/22608
KARAR TARİHİ : 30.03.2015

Kira gelir beyannamesi vermeyerek tereke yöneticiliği görevini kötüye kullanma suçundan şüpheliler … ve Avukat … Bülbül haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 07/07/2014 tarihli ve 2014/31319 soruşturma, 2014/49459 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararma yönelik müşteki Uğur Tatlıcı vekili tarafından yapılan itirazın reddine ilişkin, mercii İstanbul 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 02/09/2014 tarihli ve 2014/1191 değişik iş sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 22.01.2015 gün ve 2014/2016/5325 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 09.02.2015 gün ve 2015/40048 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre, her ne kadar şüpheliler hakkında üzerlerine atılı eyleme yönelik cezai sorumlulukları olmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar verilmiş ise de. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 155/2. maddesinde yer alan “(2) Suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi hâlinde, bir yıldan yedi yıla kadar hapis ve üçbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.” şeklindeki hüküm dikkate alındığında, toplanan delillerin şüpheliler hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan dolayı kamu davası açılmasını gerektirir nitelikte bulunduğu ve bu delillerin mahkemesince değerlendirilmesi gerektiği gibi, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 25/06/2014 tarihli ve 2014/84968 soruşturma, 2014/2802 sayılı birleştirme kararına konu şikayet hakkında herhangi bir soruşturma işlemi yapılmadan şüpheliler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği nazara alındığında, ortada 5271 sayılı Kanun’a uygun bir soruşturmanın bulunmadığı bir durumda, anılan Kanun’un 160. maddesi ve diğer maddeleri uyarınca soruşturma yapılmasını sağlamak maksadıyla, her iki yönden itirazın kabul edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Kanun yararına bozmaya atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden, İstanbul 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 02/09/2014 tarihli ve 2014/1191 D. İş sayılı kararlarının 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesince yerine getirilmesine 30/03/2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.