YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/3996
KARAR NO : 2015/29610
KARAR TARİHİ : 07.10.2015
MAHKEMESİ : Bolu 2. Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu malına zarar verme, tehdit, hakaret, yaralama
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık S.. E.. hakkında yokluğunda verilen hükmün adli tatil içerisinde tebliğ edildiği ve adli tatilde sürelerin işlemeyeceğinden 02.08.2013 günü yapılan temyiz isteminin süresinde olduğu değerlendirilerek yapılan incelemede;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Tehdit, bir kimsenin başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağını veya sair bir kötülük edeceğini bildirmesidir. Bu suçta fail, ağır ve haksız bir zarara uğratılacağını mağdura bildirmektedir. Gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte vuku bulacak bir kötülüğün, gerçekleşecek gibi gösterilmesidir. Tehdit mağdurun karar verme ve serbest hareket etme özgürlüğünü kısıtlamalı iç huzurunu bozmalı ve onu endişeye düşürmelidir. Mağdura yapılan tehdidin, onun iç huzurunu bozmaya, onda korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir. Failin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek işlemesi, verileceği söylenen zararın haksız olması yeterlidir. Fiilde korkutuculuk, ürkütücülük, ciddiyet yoksa tehdit kastının varlığından bahsedilemez. Mağdur haksız bir zarara uğrayacağı endişesine kapılmamışsa, korkutuculuk oluşmamıştır. Tehdit suçunun, bahsedilen yasal unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği olaysal olarak değerlendirilmeli, fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, söylenme nedeni ve söylendiği koşullar nazara alınmalıdır.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek ya da yakıştırmalarda bulunmak ya da sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatı konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; mağdurun onur şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır. Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır.Hakaret huzurda işlenebileceği gibi, gıyapta da işlenebilir. Gıyapta hakaretin cezalandırılabilmesi için, mağdurun yokluğunda en az ikiden fazla kişilerle ihtilat edilerek yani en az üç kişinin hakaret sözünü öğrenmiş olması kaydıyla hakaretin yapılması şarttır. Mağdur bu sayıya dâhil değildir. Mağdurun hazır olması halinde gıyapta hakaret den bahsedilemez. Kendileriyle ihtilat edilen kişilerin bir arada bulunmaları ve hakaret sözünü aynı anda öğrenmelerine gerek yoktur. İhtilat aktarma suretiyle gerçekleşmişse hakaret sözlerinin aynı ya da benzer olması aranmalıdır. Fail, sözlerini ikiden fazla kişiye söylemekte ya da daha çok kişinin duyabileceği bir yerde konuşmakta ve sözleri başkaları tarafından duyulabilmekte, failde bu durumun bilincinde ise ihtilat oluşmuştur.Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin, hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir.
Sanıklar S.. E.. ve O.. B..’in Bolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulundukları ve aynı odada kaldıkları, suç tarihinde sanık Sercan’ın hastaneye gittiği; sanık O.. B..’in ise sürekli butona basarak blokta görevli infaz koruma memurları A.. K.. ve Ömer Altınyaknak’tan sigara getirmelerini istediği, infaz koruma memurlarının böyle bir yetkililerin olmadığını hükümlüye söyledikleri ve daha sonra durumu başmemur katılan V.. A..’a bildirdikleri, katılan V.. A..’ın infaz koruma memuru A.. K.. ile birlikte şüphelinin oda kapısının önüne geldikleri ve mazgalı açtıkları, sanık Onur’un elindeki çek-pas sapını mazgaldan uzatarak katılan V.. A..’a doğru hamle yaptığı, katılanın kenara çekilmesi nedeniyle vuramadığı; sanığın memurlara hitaben “bana sigara getirin, getirmezseniz ananızı, bacınızı sinkaf ederim, sizi haşlarım, yakarım, jiletle keserim” şeklinde sözler söylediği, bunun üzerine nöbetçi müdüre bilgi verdikleri, nöbetçi müdürün talimatıyla ani müdahale ekibinde görevli memurların odaya geldikleri, sanık Onur’un elinde bulunan jilet ve plastik üzerine sabitlediği inşaat çivisini aldıkları ve bilahare hükümlüyü gözetim odasına aldıkları; aynı gün saat: 11.50 sıralarında kuruma gelen sanık Sercan’ın O.. B..’in nerede olduğunu sorduğu, görevli memurların gözetim odasına alındığını söylemeleri üzerine Onur’un derhal odaya verilmesini, aksi takdirde odayı yakacağını söylediği, memurların odadan ayrılmasından bir müddet sonra da üst kat ve alt kat pencere camlarını, oda kapısında bulunan havalı gözetleme camını, plastik sandalyeyi kırdığı, odada bulunan yataklardan bir tanesini kısmen yaktığı, böylece sanıkların üzerlerine atılı kamu malına zarar verme,tehdit ve kamu görevlisine görevi nedeniyle hakaret suçlarını işlediği iddia edilen olayda;
1-Sanık O.. B.. hakkında kasten yaralama, hakaret ve tehdit suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyizin incelenmesinde;
Tüm dosya kapsamı, tanık anlatımları ve düzenlenen tutanak içerikleri ile doğrulanan tutarlı şikayetçi açıklamalarına göre, mahkemece sanığın üzerilerine atılı suçlardan ayrı ayrı mahkumiyetlerine karar vermesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık O müdafinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA,
2-Sanık S.. E.. hakkında kamu malına zarar verme suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyizin incelenmesinde ise,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
28/06/2014 tarih ve 29044 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 65. maddesiyle 5237 sayılı TCK’nın 152. maddenin birince fıkrasında yer alan “altı” ibaresi “dört” ve ikinci fıkrasında yer alan “iki” ibaresi “bir” şeklinde değiştirilmiş olması karşısında ve mahkumiyet kararındaki teşdit ve artırım oranı da dikkate alınarak, söz konusu yasa değişikliğine göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 07.10.2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.