Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2015/4436 E. 2015/29466 K. 06.10.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/4436
KARAR NO : 2015/29466
KARAR TARİHİ : 06.10.2015

MAHKEMESİ : Asliye Ceza Mahkemesi

SUÇ : Kamu malına zarar verme, görevi yaptırmamak için direnme, hakaret

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
5237 sayılı TCK’nın “Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler” başlıklı dördüncü kısmının, “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar ”başlıklı birinci bölümünde, 265. maddesi ile düzenlenen; “Görevini Yaptırmamak İçin Direnme” suçuyla korunan hukuki yarar, kamu idaresinin güvenilirliği ve işleyişi olup; bu suçta, kamu faaliyetlerine kişilerin saygı göstermelerinin sağlanması ve kamu görevlerinin yerine getirilmesini dolayısıyla da kamu görevini yerine getirenleri engellemeye yönelik fiillerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Öte yandan, kendisine verilen görevi yerine getirmekte olan kamu görevlisine karşı cebir ve/veya tehdit fiili gerçekleştirilmiş bulunduğundan bu suçla aynı zamanda kişi özgürlüğü ve beden bütünlüğü de korunmaktadır. Maddede düzenlenen görevini yaptırmamak için direnme suçu, seçimlik hareketli bir suç olup kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla,cebir ve/veya tehdit kullanılması ile suç oluşmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için, öncelikle engellenmek istenen işin o kamu görevlisinin görevine giriyor olması zorunludur. Zira madde, kamu görevlisinin yerine getirdiği herhangi bir iş için değil, görevine giren bir iş için koruma sağlamaktadır. Cebir, kamu görevlisine karşı fiziki güç kullanılmasıdır. Cebrin sınırı, kasten yaralama suçunun temel şekli veya daha az cezayı gerektiren hâli kapsamında değiştirilebilecek boyutta olmasıdır. Cebirle, kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerine sebebiyet verilirse,fail ayrıca bu suçtan da beşinci fıkra uyarınca cezalandırılacaktır. Cebir veya tehdidin alenî olması şart değildir. Bu manada cebir ve tehdit, kamu görevlisinin görevini yerine getirmesini engellemeye elverişli, doğrudan kamu görevlisine yönelik ve ortadan kaldırılmadığı sürece göreve devam edilmesine engel olan güç kullanılmasını ifade eder.
Müşteki polis memurlarının, gece geç saatlerde sanığın elektriklerin de kesik olduğu halde sokakta geziyor olmasından şüphelenerek kimlik sordukları, sanığın kimliğini ibraz edememesi üzerine müştekilerin kendisini karakola davet ettikleri ancak sanığın ekip aracına binmeyi reddettiği ve “bir beni buluyorsunuz yolda gezen, sizden bana rahat yok mu, gitmiyorum, hepinizi a…koyarım, götürün götürebilirseniz” dediği ve araca binmemek için direndiği, müştekilerin sanığın ekip aracına bindirdikleri, sanığın ekip aracında “a…koyduğumun polisleri, şerefsizler, ben buradan elbet elimi kolumu sallaya sallaya çıkacağım ve o zaman sizinle tek tek hesaplaşacağım, siz bittiniz, beni iyi tanıyın, o…çocukları, sizin bacınızı ananızı sinkaf edeceğim, sizi yaşatmayacağım, ölümünüz benim elimden olacak” dediği ve ekip aracına zarar verdiği, akabinde “bakın birazdan rapora beni götürdüğünüzde doktora beni bu hale polisler getirdi diyerek sizlerden şikayetçi olacağım, o..çocukları, size gününüzü göstereceğim” diyerek müştekileri tehdit ettiği ve bu şekilde üzerine atılı suçları işlediğinin iddia edildiği olayda, sanık ve müşteki beyanları ile tüm dosya kapsamına göre sanığın atılı suçları işlediği anlaşılmakla hakkında verilen mahkumiyet kararlarında bir isabetsizlik görülmemiştir.
5237 sayılı TCK’nın 152/1-a maddesi gereğince 1 yıl hapis cezası temel ceza olarak belirlendikten sonra aynı yasanın 62. maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapılırken sanığın 10 ay yerine 8 ay hapis olarak eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 06.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.