Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2015/4465 E. 2017/19619 K. 05.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/4465
KARAR NO : 2017/19619
KARAR TARİHİ : 05.10.2017

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Nitelikli dolandırıcılık suçundan sanıkların beraatine ilişkin hükümler, o yer Cumhuriyet savcısı, katılanlar vekili ve sanık … vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanıklar hakkında sahtecilik suçundan dava zamanaşımı süresince işlem yapılması mümkün görülmüştür
Dosya dizi pusulası hazırlanmadan gönderildiği gibi, dosya arasında bulunmayan duruşma zabıtları, gerekçeli karar, bilirkişi raporu ve temyiz dilekçeleri uyaptan çıkarılıp dosyaya eklenerek yapılan incelemede;
Sanık …’nın, sanık … Kongo Cumhuriyeti’nden hurda demir ithalatı kontratını pazarlamaya çalıştığı, bu konuda Hayrullah Kutun ile görüşmesi üzerine Hayrullah Kutun’un sanık …’ya katılanlar … ve …’ın hurda demir ithal etmeyi düşündüklerini söyleyerek katılanlar ile sanık …’yı tanıştırdığı, sanıklar …, … ve … ile katılanların bir araya gelerek görüştükleri, Sanık …’nın katılanlara temsilcisi olduğu … Petrol San Tic. Ltd. Şti’nin bünyesinde 4 milyar dolarlık … olduğunu, bu bondu kredilendirerek adı geçen şirket üzerinden ticari işlemlerini yapabileceklerini söyleyerek katılanlara bahse konu bonda ilişkin belgeleri gösterdikleri ve katılanların bu teklifi kabul ettiği, tarafların anlaşmasından hemen sonra sanık …’nın bahse konu bondun kullanılabilmesi için İstanbul’da bulunan yabancı uyruklu bir kısım insanlara para vermek gerektiğini söyleyerek katılanlardan 250.000 USD para aldığı, daha sonra tarafların işlemleri yürütebilmek için yurtdışında güvenilir kişi(trust) bulmaları gerektiğine karar vererek Paris’te bulunan Maria isimli kişi ile görüştükleri, adı geçen şahsın …Petrol San Tic. Ltd. Şti ile işlemlerin yapılamayacağını, uluslararası bir şirket kurulması gerektiğini söylemesi üzerine tarafların yurtdışında …İnternel Financing İnvestment Corporation isimli şirketi kurdukları, bu şirketin kurulumu sırasında sanık …’in katılandan masraf adı altında toplam 550.000 Euro para aldığı, ayrıca sanık …’nın eşi … …’nın da katılanlardan farklı tarihlerde 50.000’er USD alarak sanık …’ya gönderdiği, daha sonra …’in şirketin işlemlerini takip etmesi için ….isimli şahsı yardımcı olarak yanına aldığı ve bu kişinin masraflarının da katılanlar tarafından karşılandığı, Türkiye’ye gelen …’ın acil fon ihtiyaçları için Endonezya’da bulunan …’in 5 milyar USD’lik fonundan ve Çin’de bulunan … firmasının 1 milyar 700 milyon USD’lik fonundan yararlanılabileceğini, bu fonlardan yararlanmak için yurtdışında Trust şirket kurulması gerektiğini söylemesi üzerine, katılanların Amerika’da bulunan sanık …’ı önerdikleri, tarafların Amerika’ya giderek sanık … ile görüştükleri, adı geçen sanığın önermesi ile sanık …, katılan …, … ve taraflara finans danışmanlığı yapan …’nun ortak olduğu … adıyla yeni bir şirket kurdukları ve sanık …’ın Londra’da bulunan …isimli şirketlerini satın alarak yeni kurdukları … isimli şirkete devrettikleri, yine bu işlemler yapılırken katılanların şirket devir masraflarını sanık …’a sahibi olduğu … firmasının hesabına yatırdığı, bütün bu çalışmalara rağmen … kredilendirilemediği, sanıkların kaybettikleri paraları geri kazanmak bahanesiyle katılanları sürekli yeni ticari alanlara yönlendirdikleri, bu çerçevede yeni bond bulup onu kredilendirmeye çalıştıkları, Honkong da yeni bir şirket kurup altın ticareti yapmaya çalıştıkları, farklı finans araçları alıp satmaya çalıştıkları gerekçesiyle katılanlardan sürekli yüklü miktarlarda paralar aldıkları, ancak hiçbir ticari faaliyet yapılmadığı, bu işlemlerin yapıldığı süreçte katılan …’in imzalayıp parmak bastığı bir sözleşme nedeniyle …’in daha önceki sabıka kayıtlarının ortaya çıktığı ve ticari işlemlere bloke koyulduğu söylenerek bu işlemlerin çözülebilmesi için katılanlardan para istendiği, daha sonra katılanlar tarafından yapılan araştırma da kendilerine gösterilen … sahte olduğu ve sanık …’ında finans işlemlerinden yasaklı olduğunun ortaya çıktığı ve katılanların bu şekilde dolandırıldığının iddia edildiği somut olayda,
A) Sanık … hakkında kurulan beraat hükümlerine yönelik yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Sanığın, eşi olan sanık …’ya göndermek üzere katılanlardan farklı tarihlerde 50.000’er USD para aldığına ilişkin olayda mahkumiyetine yeterli somut delil elde edilemediği anlaşılmakla, sanığın beraatine ilişkin mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılama sonunda, sanığın atılı suçu işlediğine dair mahkumiyetine yeter nitelikte delil elde edilemediği mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılanlar vekili ve Cumhuriyet savcısının sanığın suçunun sabit olduğuna ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, beraate ilişkin hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA,
B) Sanıklar …, …, …, … ve … hakkında kurulan beraat hükümlerine yönelik yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Dosya kapsamında bulunan ve Venezuella bondunun sahte olduğuna ilişkin Venezuella Merkez Bankası’nın 19/08/2008 tarihli yazısı, kovuşturma aşamasında düzenlenen bilirkişi raporu, sanık …’nın mahkemeye sunduğu 24/03/2010 havale tarihli dilekçe içeriği ve dosya arasında bulunan banka dekontlarına göre sanıkların öncelikle sahteliği tespit edilen Venezuella bondunu katılanlara gösterip iradelerini sakatlayarak birlikte ticaret yapmaya ikna ettikleri, daha sonra farklı bahanelerle katılanlardan yüksek meblağlarda paralar aldıkları, bu süreçte katılanları ikna edebilmek için sürekli yeni şirketler kurdukları, daha sonra da …’in sabıkası nedeniyle ticari işlemlere bloke konulduğu şeklinde gerçeğe aykırı beyanda bulundukları, bu haliyle sanıkların başından itibaren hileli söz ve davranışlarla ikna ettikleri katılanlardan haksız menfaat temin etmek suretiyle dolandırıcılık suçunu işledikleri gözetilmeden atılı suçtan mahkumiyetleri yerine yazılı şekilde beraatlerine hüküm verilmesi,
Kanuna aykırı olup, katılanlar vekili ve Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 05/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.