YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/4904
KARAR NO : 2015/23405
KARAR TARİHİ : 09.04.2015
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
…Ltd şirketinin “özel pazarlama sistemi” içinde yer alan (21.10.2003 tarihinden beri şirketin distribütörü olan) sanığın, aldatıcı nitelikte söz ve davranışlarıyla katılanı, bu sistem içine dahil olmasını sağlamak, bilahare katılanın 04.08.2004 tarihli fatura karşılığı satın aldığı ve fakat ilerleyen zaman içinde pazarlayamadığı veya pazarlamaktan vazgeçtiği ürünlerin kendisine teslimi ile “haksız yarar” elde etmekten ibaret eyleminin “dolandırıcılık” suçunu oluşturduğu iddia edilen somut olayda;
Atılı suçun yasal unsurları itibariyle oluşmadığını, sanığın katılana karşı hile düzeyine ulaşan ve hile oluşturabilecek bir eyleminin bulunmadığını, taraflar arasındaki uyuşmazlığın hukuki mahiyet arzettiğini, bu nedenlerle (bozmaya da uyularak) sanığın “beraatine” karar verilmesi gerektiğini takdir eden mahkemenin kabul ve uygulamasında aşağıdaki bozma nedeni dışında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma-kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre katılanın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 13/5.maddesi uyarınca “maktu avukatlık ücretinin” hazine aleyhine (sanık yararına) hükmedilmesi gerekirken “katılan aleyhine” hükmolunması,
Bozmayı gerektirmiş, katılanın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak; yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasının ikinci paragrafında yer alan “katılandan” ibaresinin çıkartılıp yerine “hazineden” ibaresi yazılmak suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 09/04/2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.