Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2015/4932 E. 2015/29972 K. 14.10.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/4932
KARAR NO : 2015/29972
KARAR TARİHİ : 14.10.2015

Tebliğname No : 4 – 2013/357219

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ : Körfez 1. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 04/07/2013
NUMARASI : 2010/243 (E) ve 2013/338 (K)
KATILAN SANIKLAR : F.. P.., A.. A..,
SANIKLAR : M.. C.., N.. D..
SUÇ : Mala zarar verme, tehdit, taksirle yaralama

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Tehdit, bir kimsenin başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağını veya sair bir kötülük edeceğini bildirmesidir. Bu suçta fail, ağır ve haksız bir zarara uğratılacağını mağdura bildirmektedir. Gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte vuku bulacak bir kötülüğün, gerçekleşecek gibi gösterilmesidir. Tehdit mağdurun karar verme ve serbest hareket etme özgürlüğünü kısıtlamalı iç huzurunu bozmalı ve onu endişeye düşürmelidir. Mağdura yapılan tehdidin, onun iç huzurunu bozmaya, onda korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir. Failin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek işlemesi, verileceği söylenen zararın haksız olması yeterlidir. Fiilde korkutuculuk, ürkütücülük, ciddiyet yoksa tehdit kastının varlığından bahsedilemez. Mağdur haksız bir zarara uğrayacağı endişesine kapılmamışsa, korkutuculuk oluşmamıştır. Tehdit suçunun, bahsedilen yasal unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği olaysal olarak değerlendirilmeli, fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, söylenme nedeni ve söylendiği koşullar nazara alınmalıdır.
Katılan sanıklar arasında ticari ilişkiye dayalı olarak husumet bulunduğu, olay tarihinde katılan sanık A.. A..’ın sevk ve idaresindeki araçla seyir halinde olduğu esnada, sanıkların aracın önünü kesip A.. A..’ın aracının ön camını sopayla vurarak kırdıkları, A.. A..’ın aracıyla manevra yaparak geri gitmesi nedeniyle sanık F.. P..’nın düşerek hayati fonksiyonlarını iki derece etkileyecek ve kırık oluşacak nitelikte kolundan yaralandığı, olay akşamında sanık A.. A..’ın, F.. P..’nın kullandığı telefona “Bana yaptıgın kahpeliğin karşılığını fazlasıyla alacaksın senin yanına bırakmayacagım, azrail gibi peşinde olacagım nasıl kahpelik yapılır öğreneceksin” ve “sana bir daha msj yazmıyorum icratımı bekle gücümü gör” şeklinde mesajlar gönderdiği, bu suretle katılan sanık A.. A..’ın bilinçli taksirle yaralama ve tehdit, sanıklar M.. C.., N.. D.. ve F.. P..’nın ise mala zarar verme suçlarını işlediklerinin iddia edildiği olayda;
1- Sanık N.. D.. hakkında mala zarar verme suçundan kurulan mahkumiyet kararına yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde,
Hükmolunan cezanın miktar ve türüne göre karar tarihi itibariyle; 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun’a, 6217 sayılı Yargı Hizmetlerinin Hızlandırılması Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 26. maddesiyle eklenen geçici 2. maddesi uyarınca, doğrudan verilen 3.000 TL ve altında kalan adli para cezalarının temyizinin mümkün olmaması karşısında, katılan A.. A.. müdafinin temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317.maddesi gereğince REDDİNE,
2- Sanık A.. A.. hakkında bilinçli taksirle yaralama suçundan kurulan ceza verilmesine yer olmadığına dair karar ile sanıklar M.. C.. ve F.. P.. hakkında mala zarar verme suçundan kurulan mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde,
Sanık ifadeleri, tanık beyanları, tutanaklar ile tüm dosya kapsamına göre sanıklar hakkında kurulan hükümlerde isabetsizlik görülmemiş, sanık M.. C.. hakkında mala zarar verme suçundan verilen adli para cezasının hapisten çevrilmesi nedeniyle temyize tabi olduğu anlaşılmakla, tebliğnamedeki ret düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, Katılan sanık F.. P.. müdafi, katılan sanık A.. A.. müdafi, sanık M.. C..’ın temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
3- Sanık A.. A.. hakkında tehdit suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde,
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 14/06/2011 tarih ve 2011/1-24 Esas, 2011/124 Karar sayılı kararına göre, failin haksız bir fiilin yarattığı hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında hareket ederek bir suç işlemesinin haksız tahrik olduğu, haksız tahrik durumunda, failin suç işleme yönünde önceden bir karar vermeksizin, dışarıdan gelen etkinin ruhsal yapısında yarattığı karışıklığın sonucu olarak suç işlemeye yöneldiği, buna göre; katılan sanık A.. A..’ın, diğer sanıklar tarafından aracına sopayla vurulması üzerine olay akşamında F.. P..’ya tehdit mesajlarını gönderdiğinin anlaşılması karşısında, 5237 sayılı TCK’nın 29. maddesi kapsamında, haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılmaması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan sanık A.. A.. müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 14/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.