YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/4975
KARAR NO : 2015/29946
KARAR TARİHİ : 14.10.2015
MAHKEMESİ : Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Tehdit, kasten yaralama, mala zarar verme, hakaret
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Tehdit, bir kimsenin başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağını veya sair bir kötülük edeceğini bildirmesidir. Bu suçta fail, ağır ve haksız bir zarara uğratılacağını mağdura bildirmektedir. Gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte vuku bulacak bir kötülüğün, gerçekleşecek gibi gösterilmesidir. Tehdit mağdurun karar verme ve serbest hareket etme özgürlüğünü kısıtlamalı iç huzurunu bozmalı ve onu endişeye düşürmelidir. Mağdura yapılan tehdidin, onun iç huzurunu bozmaya, onda korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir. Failin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek işlemesi, verileceği söylenen zararın haksız olması yeterlidir. Fiilde korkutuculuk, ürkütücülük, ciddiyet yoksa tehdit kastının varlığından bahsedilemez. Mağdur haksız bir zarara uğrayacağı endişesine kapılmamışsa, korkutuculuk oluşmamıştır. Tehdit suçunun, bahsedilen yasal unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği olaysal olarak değerlendirilmeli, fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, söylenme nedeni ve söylendiği koşullar nazara alınmalıdır.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek ya da yakıştırmalarda bulunmak ya da sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatı konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; mağdurun onur şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.
Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır.
Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin, hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir.
Aralarında husumet bulunan katılan sanık A.. K.. ile katılan sanık M.. Ç..’nın her ikisi de trafikte seyir halindeyken birbirleriyle tartıştıkları, tartışmanın katılan sanık ….’un aracıyla …..’in kullandığı aracın önünü kesmesiyle başladığı, katılan sanık M.. Ç..’nın aracından inerek elindeki sopa ile katılan sanık ….’in aracının camına vurarak çatlamasına neden olduğu, akabinde katılan sanık K.. K..’nın gözlüğünü kırarak zarar verdiği, her ikisini doktor raporunda belirtildiği gibi basit tıbbi müdahale ile giderilebilir” biçimde kasten yaraladığı, yine kavga sırasında her iki katılan sanığa ana avrat küfür ederek hakarette bulunduğu, kendilerine hitaben “sizi öldürürüm” diyerek tehditte bulunduğu, katılan sanıklar ….’in de kendilerini savunmak amacıyla katılan sanık ….’a vurdukları, ayrıca katılan sanık ….’in katılan sanık …..’a sinkaflı sözlerle hakaret ettiği ve “Öldürürüm, keserim.” diyerek tehdit ettiği iddia edilen somut olayda;
1- Katılan sanık …. hakkında tehdit ve hakaret suçlarından verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına ve mala zarar verme suçundan verilen adli para cezasına yönelik olarak müdafiinin yaptığı temyiz talebine ilişkin olarak yapılan incelemede;
Mala zarar verme suçundan hükmolunan cezanın miktar ve türüne göre karar tarihi itibariyle; 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanuna, 6217 sayılı Yargı Hizmetlerinin Hızlandırılması Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 26. maddesiyle eklenen geçici 2. maddesi uyarınca, doğrudan verilen 3.000 TL ve altında kalan adli para cezalarının temyizinin mümkün olmaması; ayrıca hakaret ve tehdit suçu yönünden 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesine göre verilen ve davayı sonuçlandırıcı nitelikte olmayan “hükmün açıklanmasını geri bırakılmasına” ilişkin karara karşı aynı kanunun 231/12. maddesine göre itiraz yolu açık olup temyiz olanağı bulunmadığı, sanık hakkında 28/11/2013 tarihinde verilen, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karara karşı müdafiinin yaptığı itiraz üzerine, Kahramanmaraş 1. Ağır Ceza Mahkemesinin yaptığı inceleme sonucunda verdiği ret kararı ile verilen hükmün kesinleştiği anlaşıldığından, müdafiinin yaptığı temyiz isteminin, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 317.maddesi gereğince REDDİNE,
2- Katılan sanıklar Ahmet ve Kader hakkında kasten yaralama suçundan verilen ceza verilmesine yer olmadığına dair karara yönelik, ayrıca katılan sanık Ahmet hakkında tehdit ve hakaret suçlarından verilen beraat kararlarına yönelik olarak katılan sanık Mahmut müdafiinin yaptığı temyiz talebine ilişkin incelemede;
Dosya kapsamında bulunan katılan sanıkların savunmaları, doktor raporları, olay tutanağı ve tanıklar Esra, Hasan Basri ve B.. K..’nın beyanlarından sanık Ahmet’e atılı hakaret ve tehdit suçlarını işlediğine dair savunmasının aksine mahkumiyetine yeter derecede delil bulunmadığı gerekçesiyle verilen beraat kararına yönelik kabul ile katılan sanıklar Ahmet ve Kader’in kendilerine yönelik darp eylemini engelleme maksadıyla katılan sanık Mahmut’a vurmaları gerekçesiyle haklarında 5237 sayılı TCK’nın 25/1. maddesi gereğince verilen ceza verilmesine yer olmadığına dair kararda bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan sanık Mahmut müdafiinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin, ONANMASINA, 14.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.