Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2015/5030 E. 2015/23839 K. 16.04.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/5030
KARAR NO : 2015/23839
KARAR TARİHİ : 16.04.2015

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Bankanın araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet, hükmün açiklanmasının geri bırakılması

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanıkların yüzüne tefhim olunan kararda kanun yoluna başvuru süre başlangıç zamanı “tefhim veya tebliğden itibaren” şeklinde gösterilmek suretiyle tereddüde neden olunduğu anlaşılmakla sanıkların temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilip,… Ağır Ceza Mahkemesinin sanıklar … ve … hakkındaki 06.03.2014 tarih, 2013/254 esas ve 2013/500 karar sayılı temyiz isteğinin reddine dair ek kararı kaldırılarak yapılan temyiz incelemesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de;“Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de,birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının,özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin,kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü,yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır. Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için,dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların,ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanık …’in tasfiye halinde olan … Dış Ticaret Limited Şirketinde tasfiye memuru olarak görev yaptığı, diğer sanık …’un da adı geçen şirkette pazarlama elemanı olarak çalıştığı, sanık …’ın ticari ilişki içinde bulundukları … Madeni Yağ Limited Şirketinden mal satın aldığı ve karşılığında da yetkisi olmadığı halde diğer sanık …. vermiş olduğu talimat doğrultusunda … Türk … Şubesine ait 13.09.2006 keşide tarihli ve 41.750 TL bedelli çeki tanzim ederek verdiği, suça konu çekin ciro silsilesi içinde … Bankası … Şubesinin eline geçtiği ve adı geçen banka tarafından söz konusu çekin muhatap bankaya ibraz edilip karşılığının çıkmaması üzerine durumun anlaşıldığı, bu şekilde sanıkların hileli hareketler yaparak menfaat temin etmek suretiyle üzerlerine atılı nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediklerinin iddia edildiği olayda,
1- Sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
5271 sayılı CMK’nın 231.maddesine göre verilen ve davayı sonuçlandırıcı nitelikte olmayan “hükmün açıklanmasını geri bırakılmasına” ilişkin karara karşı aynı kanunun 231/12.maddesine göre itiraz yolu açık olup temyiz olanağı bulunmadığından 5271 sayılı CMUK’nın 264.maddesi uyarınca kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunda merciin belirlenmesinde yanılma, başvuran sanığın haklarını ortadan kaldırmayacağından temyiz dilekçesinin itiraz dilekçesi olarak kabulü ile görevli ve yetkili ilk derece mahkemesince itiraz konusunda inceleme yapılması için, dosyanın incelenmeksizin iade edilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE,

2- Sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan ve sanıklar … ve … hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Şirket yetkilisi olan sanık …’in “kendisi olmadığında çeklere şirkette pazarlama elemanı olan sanık …’ın imza attığını” belirtip, borcu kabul etmesi, çeke ve borca tarafların itirazlarının bulunmaması, sanık …’ın “şirket yetkilisinin sanık … olduğunu, bulunmadığında çekleri imzaladığını, suça konu çekteki keşideci imzasının kendisine ait olduğunu, ekonomik kriz nedeniyle borçlarını ödeyemediklerini beyan etmesi, suça konu çek nedeniyle katılan Ziraat Bankası tarafından yapılan icra takibine sanıkların herhangi bir itirazlarının bulunmaması, sanıkların daha önceden de bu şekilde çek tanzim edip bedelini ödediklerini belirtmeleri karşısında, sanıkların suç işleme kastının bulunmadığı dikkate alınarak atılı suçlardan beraatlerine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyetlerine hükmolunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 16.04.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.