YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/5451
KARAR NO : 2015/23844
KARAR TARİHİ : 16.04.2015
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu görevlileriyle ilişkisinin olduğundan, onlar nezdinde hatırı sayıldığından bahisle ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle aldatarak dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın,158. maddenin İkinci fıkrasında yer alan bu düzenlemeyle failin, kamu görevlileriyle ilişkisi olduğunu,onlar nezdinde hatırı sayıldığını ileri sürerek ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle aldatarak, başkasından menfaat temin etmesi nitelikli dolandırıcılık kabul edilmektedir. Suçun maddî unsuru, kamu görevlileri yanında hatıra sayıldığının, onlarla ilişkisi bulunduğunu iddia ederek, yapılacak aracılık karşılığında kamu görevlisine verilmek üzere,para veya başkaca menfaat almak,kabul etmektir. Kamu görevlisi, TCK madde 6’da tanımlanmış ve açıklanmıştır. Bu suçun meydana gelmesi için, suç konusunun resmî nitelikte bir iş olması ve failin kamu görevlileriyle ilişkisi olduğundan bahsederek dolandırıcılık eylemini gerçekleştirmesi gerekir. Faildeki ahlaki kötülüğün,yalnız başkalarını dolandırmakla kalmayıp, aynı zamanda kamu görevlilerini şüphe altına sokmasındaki vahameti, suçu nitelikli hâle getirmiştir. Bu iddia yapıldığında, o kamu görevlisinin gerçekten var olup olmadığı,yada o işi yapmaya yetkili bulunup bulunmadığının bir önemi yoktur. Ancak nüfuzdan faydalanacağı söylenen kişinin kamu görevlisi olması gerekir. Kamu görevlisi sayılmayan bir kişiyle ilişkisinden dolayı bir yarar sağlanması halinde bu nitelikli hal uygulanmayacaktır. Kamu görevlisinin taraflarca tanınan ve bilinen bir görevli olması aranmaz. Asıl olan tarafların anladıkları ve anlattıkları memurun makam olarak belirlenebilen bir görevli olmasıdır. Failin mağdurdan sağladığı çıkarı….Başsavcısına,…kaymakamına, vereceğim şeklindeki beyanında Başsavcının,Kaymakamın kişi,makam ve görev olarak yeterince belirliliği bulunmaktadır. Failin,belirli bir memur yanında hatırı sayıldığından bahsedilmeksizin, bakanlardan, milletvekillerinden, hakimlerden, tanıdıkları olduğu ve işi halledeceğini söyleyerek çıkar sağlanması halinde basit dolandırıcılık söz konusu olacak ve TCK’nın 158/2. maddesi uygulanamayacaktır. Keza,failin, belli bir memur yanında hatırı sayıldığından söz etmeksizin kendisini Kamu kurumunda görevli (müfettiş, genel müdür vb.)olarak tanıtıp müştekinin tayinini yaptırabileceğini söylemesi halinde eylemi,basit dolandırıcılık suçunu oluşturacaktır. Kamu görevlisine gerçekten ve onun bilgisi içinde çıkar sağlanmış ise eylem rüşvet suçunu oluşturacaktır.
Sanık …’ın, 2009 yılı içinde katılan … ile tanıştığı, aralarında geçen görüşmede sanığın katılana üniversitede dekan olduğunu, … ve Köy İşleri Bakanlığı müsteşarı Vedat Mirmahmutoğulları’nı tanıdığını, kendisine … İl Müdürlüğünde iş bulabileceğini, ancak 15000 TL vermesi gerektiğini söylediği, katılanın da sanığın söylediklerine inanarak söz konusu parayı 18.3.2010 tarihinde sanığa verdiği, akabinde sanığın sahte olarak tanzim ettiği katılanın … … İl Müdürlüğü, … İlçe … Müdürlüğüne atamasının yapıldığını gösteren … ve Köy İşleri Bakanlığı başlıklı müsteşar Vedat Mirmahmutoğulları imzalı ve … ve Köy İşleri Bakanlığı başlıklı Bakan Mehmet Mehdi Eker imzalı iki adet belgeyi katılana gönderdiği, katılanın suça konu belgelerle Acıpayam İlçe … Müdürlüğüne giderek göreve başlamak istediğinde belgelerin sahte olduğunun tespit edilmesi üzerine işe başlayamadığı, sanıklar … ve …’ın birlikte hareket ederek mağdur …’dan 15000 TL borç para isteyerek aldıkları, 2-3 gün sonra mağdurun evine gittikleri, burada sanık İbrahim’in mağdura oğlu olan diğer sanık Selçuk’un … ve Köy İşleri Bakanlığında tanıdıkları olduğunu, müsteşar ile iyi görüştüğünü, oğlu …’ı … ve Köy İşleri Bakanlığına memur olarak aldırabileceğini, Özal’ın çıkardığı bir kararnameyle açıktan atamanın mümkün olduğunu söyleyerek bazı evraklar istediği, mağdurun evrakları temin edip sanık Selçuk’a teslim ettiği, bu olaydan 3 – 4 ay sonra mağdurun daha önceden borç olarak verdiği 15000 TL’yi istemesi üzerine sanıkların atama işlerinin masraf gerektirdiğini söyleyerek parayı iade etmedikleri, akabinde 2010 yılı içinde sahte olarak tanzim ettikleri ve oğlu olan …’ın 27.12.2010 tarihi itibariyle Isparta İl … Müdürlüğüne atamasının yapıldığını gösteren … ve .. Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü başlıklı Müsteşar …. imzalı ve … Asliye Ceza Mahkemesi başlıklı Hakim … imzalı iki adet belgeyi mağdura gönderdikleri, bu belgelerin mağdura ulaştığı tarihten sonra sanık İbrahim’in mağdurun evine gelerek, atamaların durdurulduğunu ancak bu işi çözeceklerini söylediği, daha sonra 2011 yılının şubat ayında sanık … mağduru arayarak atamaların çıktığını söylediği, bilahare oğlu …’ın 28.2.2011 tarihi itibariyle Isparta İl … Müdürlüğüne atamasının yapıldığını gösteren sahte olarak tanzim ettiği … ve Köy İşleri Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü başlıklı Müsteşar … imzalı belgeyi gönderdiği, akabinde bu iş için 5000 TL daha para istediği, ancak mağdurun bu parayı sanığa göndermediği ve devam eden süreçte 15000 TL paranında geri verilmediği, bu şekilde sanıkların üzerlerine atılı nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediklerinin iddia edildiği olayda, sanık savunması, katılan ile tanık ifadesi, ekspertiz raporları ve tüm dosya kapsamına göre suçların sanıklar tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık … ve sanık … müdafinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 16.04.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.