Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2015/5482 E. 2015/23917 K. 20.04.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/5482
KARAR NO : 2015/23917
KARAR TARİHİ : 20.04.2015

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
O yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin tüm sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan hüküm ile … hakkında sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından kurulan mahkumiyet hükümleriyle sınırlı olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın 158/1-i bendinde, serbest meslek sahibi kişiler tarafından mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesi hali nitelikli dolandırıcılık olarak kabul edilmiş,193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 65/2 maddesinde serbest meslek faaliyeti sermayeden ziyade şahsi mesaiye ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır” şeklinde tanımlanmış, aynı kanunun 66. maddesi ise “Serbest meslek faaliyetini mutat meslek halinde ifa edenler serbest meslek erbabıdır” denilmiştir. Aynı kanunun 37. maddesinin 4. bendinde ise, gayrimenkullerin alım, satım ve inşa işleriyle uğraşanların bu işlerinden doğan kazançların bu kanunun uygulanmasında ticari kazanç sayılacağı belirtilmiştir. Kanunda kendi nam ve hesabına mesleğin gerektirdiği etik kurallara uygun olarak çalışması gereken kişilerin toplumda kendilerine duyulan güveni kötüye kullanmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlemeleri hali nitelikli dolandırıcılık olarak düzenlenmiş ise de, bu bendin uygulanabilmesi için failin serbest meslek mensubu olması ve dolandırıcılık suçunu da mesleği gereği kendisine duyulan güveni kötüye kullanmak suretiyle işlemesi gerekir.
Sanıklardan … ve …’in, şikayetçi …’e ait … isimli nakliye şirketine müracaat edip,… plaka sayılı kamyonları ile yük götürmek istediklerini söyleyerek iş talebinde bulunmaları üzerine Siirt iline 20 ton kadar pirinç taşıma yükümlülüğü altına girdikleri, pirinçlerin kamyona yüklendiği sırada şikayetçi …’in sanıkların kendisine sunmuş olduğu ticari taşıt kullanma belgesi ve sürücü belgesinin sahte olabileceğinden şüphelenmesi üzerine Bandırma Trafik Tescil Müdürlüğü’nden yaptığı araştırmada belgelerin sahte olduğunu anlaması nedeniyle olayı Jandarma’ya bildirdiği, sanıklar … ve …’ın yüklenme işlemi devam ettiği sırada kolluk görevlilerince yakalandıkları, suça konu araçta yapılan aramada sahte olduğu tespit edilen … adına kayıtlı ehliyet, ticari taşıt kullanma belgesi ve aynı şahıs adına düzenlenmiş ticari araç kullanma belgesi, …adına düzenlenmiş ehliyet,… ve … plaka sayılı araçlar adına düzenlenmiş araç ruhsatları, ikişer adet … ve… araç plakalarının ele geçirildiği, ayrıca sahte olduğu tespit edilen 3’er adet irsaliye koçanı ve faturaların aynı aramada bulunduğu, polis kriminal laboratuarı tarafından düzenlenen 20.11.2006 ve 21.11.2006 tarihli ekspertiz raporlarına göre, sanıklardan ele geçirilen plaka, motorlu araç trafik belgesi, motorlu araç tescil belgesi, sürücü belgesi ve taşıt kullanma belgelerinin tamamının sahte olup, mevcut durumları itibariyle iğfal kabiliyetine haiz olduklarının tespit edildiği, ayrıca ele geçirilen aracın gerçek plakasının motor ve şase numaralarından … olduğunun belirlendiğinin iddia edildiği olayda;
1-Sanıklar …, … ve … haklarında dolandırıcılık suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanıkların kamu kurumu niteliğindeki Trafik Tescil Şube Müdürlüğü’nün maddi varlığı olan sahte plaka, motorlu araç trafik belgesi, tescil belgesi ve sürücü belgesini kullanarak hileli davranışlarda bulunmaları nedeniyle TCK’nın 158/1-d. maddesi yerine, aynı kanunun 158/1-i. maddesi gereğince cezalandırılmaları sonuca etkili görülmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
a)Hapis cezalarının alt sınırdan tayin edilmesine rağmen, adli para cezalarının belirlenmesi sırasında, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeye dayanılarak tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle sanıklar hakkında fazla ceza tayin edilmesi,

B)5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin 1. fıkrasının “c” bendinde yer alan hak ve yetkileri kullanmak yönündeki yoksunluğun, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıverilmeye kadar, üstsoyu ile diğer kişiler yönünden ise cezanın infazı tamamlanıncaya kadar sürmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması,
c) Tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık … hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “40’ar gün”, “30’ar”, “25’er” ve “500,00’er TL” adli para cezası terimlerinin çıkarılarak yerlerine sırasıyla “5’er gün”, “4’er gün”, “3’er gün” ve “60,00’ar TL” adli para cezası ibarelerinin eklenmesi ile yine 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün hüküm fıkrasından tamamen çıkartılıp yerine, “5237 sayılı TCK’nın 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın “c” bendinde yer alan, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmalarına” yazılması ile “Sanık …’e ait ”… Asliye Ceza Mahkemesi’nin 29.03.2002 tarih ve 2003/161-136 E-K sayılı mahkumiyet kararı nedeniyle, sanığa verilen cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine” şeklinde denilmesi suretiyle hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2- Sanıklar … ve … haklarında sahtecilik suçundan kurulan hükme yönelik yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
a)5237 sayılı TCK’nın 43. maddesine göre, aynı anda gerçekleşen fiillerde zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanma olanağının bulunmaması ve sanıkların üzerlerinden ele geçirilen sahte belgelerin farklı tarihlerde düzenlendiğinin tespit edilememiş olması karşısında, bu hususun, aynı kanunun 61. maddesi uyarınca temel cezanın belirlenmesinde dikkate alınabileceği gözetilmeden, zincirleme suç hükümlerinin uygulanması suretiyle sanıklara fazla ceza tayini,
b)5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin 1. fıkrasının “c” bendinde yer alan hak ve yetkileri kullanmak yönündeki yoksunluğun, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıverilmeye kadar, üstsoyu ile diğer kişiler yönünden ise cezanın infazı tamamlanıncaya kadar sürmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması,

c)Adli emanette kayıtlı sahte belgeler ile araç plakalarının dosyada delil olarak saklanmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde müsaderelerine karar verilmesi,
d)Tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık … hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş olup, o yer Cumhuriyet savcısı ile sanıklar … ve …’nin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı kanunun 325. maddesi gereğince bozmanın hükmü temyiz etmeyen …’a sirayetine, 20.04.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.