YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/5586
KARAR NO : 2015/23914
KARAR TARİHİ : 20.04.2015
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, olmadığı halde kendisini avukat olarak tanıtıp, işlerini takip edeceğinden bahisle katılanlar …, … ve …’dan vekaletname alarak, Şişli 1. Bölge Tapu Müdürlüğü’ne dilekçe yazdığı ve avukatlık ücreti ile masraf adı altında katılanlardan menfaat temin ettiği anlaşıldığından, eyleminin basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanığın, katılan ..’den tapu işlemlerini yürütmek amacıyla diğer katılanlara yönelik eyleminden farklı bir zamanda ve değişik bir hukuki ilişki dolayısıyla 1.000,00 TL alarak aldığının anlaşılması karşısında, bu katılana yönelik
eylemi dolayısıyla ayrıca cezalandırılması gerektiği gözetilmeden ve katılanlar … ile …’dan ayrı ayrı zamanlarda değişik bahanelerle para alması dolayısıyla, bu katılanlara yönelik eylemi nedeniyle sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanması yoluna gidilmemesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezasının alt sınırdan tayin edilmesine rağmen, adli para cezasının belirlenmesi sırasında, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeye dayanılarak tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle sanık hakkında fazla ceza tayin edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün görüldüğünden, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “30 gün”, “25 gün” ve “500,00 TL” terimlerinin çıkarılarak yerine, sırasıyla “5 gün”, “4 gün” ve “80,00 TL” adli para cezası ibarelerinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 20.04.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.