Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2015/5929 E. 2015/23903 K. 20.04.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/5929
KARAR NO : 2015/23903
KARAR TARİHİ : 20.04.2015

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Sanıkların, olay günü sabah 08:00 sıralarında katılanlara ait serendiye yanıcı bir madde dökmek suretiyle yaktıklarının iddia edildiği olayda;
1-Olay anını gördüğünü belirten ve aynı zamanda katılanların gelini olan tanık …’in kollukta alınan ifadesinde, sanıklardan …’nin elinde bulunan kırmızı bidon içerisindeki sıvıyı serpiştirdiğini gördüğünde diğer odaya geçerek eşini aradıktan sonra mutfağa geri döndüğünde sanıkların ortadan kaybolduklarını söylemesine rağmen, savcılık ile mahkemedeki beyanlarında bu kez bidonun Şükrü’de olduğunu ve sıvıyı serpiştirdiğini, hatta serendinin yüksek olması nedeniyle Necati’nin Şükrü’yü kaldırdığını, odaya gidip döndüğünde ise sanıkları fındık bahçesinden aşağı kaçarken gördüğünü belirterek çelişkiye düşmesi yanı sıra, bozma ilamından sonra yapılan keşif sırasında ise tamamen farklı olarak, bu kez Necati’nin elindeki bidonla sıvıyı serpiştirdiğini, …’nün de onu kaldırdığını söyleyerek tüm beyanlarıyla çelişkiye düşmesi, aynı şekilde yangın yerinden elde edilen artıkların yanıcı ve hızlandırıcı maddelerden herhangi birini ihtiva etmediğini mütalaa eden 14.12.2006 tarihli ekspertiz raporu ile tanık Zeynep’in beyanlarının örtüşmemesi, yine itfaiye amirliği tarafından düzenlenen yangın raporunda, yangının … tarafından saat 08:55’de ihbar edildiğinin belirtilmiş olması da göz önünde bulundurulduğunda, tanık …’in 08:00-08:30 sıralarında meydana geldiğini söylediği yangını itfaiyeye ya da jandarmaya haber vermeyip, telefonla eşine bildirmesi, eşinin ise yardım istememesinin hayatın olağan akışına ters düşmesi, kaldı ki tanığın keşif sırasındaki ifadesinde, serendinin altınının çoğunun odunla kaplı olması nedeniyle görüş mesafesinin de uygun olmadığını belirtmesi yanında, olay tarihinde 53 yaşında olan katılanın 130 metre mesafeden sanıkların konuşmalarını duymasının teknik olarak mümkün olmaması ile tanığın ailesi olan katılanlarla sanıklar arasında husumet bulunması hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanıkların üzerlerine atılı suçları işlediklerine dair, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gözetilmeden beraatları yerine, yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi,
Kabule göre de;
2-28.06.2014 tarih ve 29044 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 65. maddesiyle 5237 sayılı TCK’nın 152/2-son maddesinde yapılan değişikliğe göre, mala zarar verme suçunun yakarak, yakıcı veya patlayıcı madde kullanılarak işlenmiş olması halinde artırım miktarının öngörüldüğü bölümde yer alan, “Verilecek ceza iki katına kadar artırılır” cümlesindeki “İki katına” ibaresinin çıkartılarak yerine “Bir katına” ibaresinin eklenmiş olması karşısında ve mahkûmiyet kararındaki artırım oranı da dikkate alınarak, söz konusu kanun değişikliğine göre sanıkların hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
3-5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin 1. fıkrasının “c” bendinde yer alan hak ve yetkileri kullanmak yönündeki yoksunluğun, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıverilmeye kadar, üstsoyu ile diğer kişiler yönünden ise cezanın infazı tamamlanıncaya kadar sürmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 20.04.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.