Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2015/6620 E. 2015/30978 K. 09.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/6620
KARAR NO : 2015/30978
KARAR TARİHİ : 09.11.2015

Tebliğname No : 6 – 2012/11842

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ : Tokat 2. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 01/11/2010
NUMARASI : 2007/676 (E) ve 2010/589 (K)
SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUKLAR : T.. B.., M.. T..
SUÇ : Mala zarar verme, hırsızlık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Suça sürüklenen çocukların hırsızlık suçunu geceleyin işlemiş olmaları karşısında; Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 17.09.2013 tarih ve …… sayılı kararında da belirtildiği üzere, 5237 sayılı TCK’nın 66. maddesinin 3. fıkrasında dava zamanaşımı süresinin belirlenmesinde dosyadaki mevcut deliller itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâllerinin de göz önünde bulundurulacağı belirtilmiş olup, buna göre dava zamanaşımının hesaplanmasında esas alınacak hapis cezasının üst sınırının suç tarihinde yürürlükte olan aynı kanunun 143. maddesi gereğince 6 yıl 8 ay olacağı da dikkate alındığında, 5237 sayılı TCK’nın 66/1-d maddesi gereğince asli dava zamanaşımının 15 yıl, kesintili zamanaşımının ise 22 yıl 6 ay olacağından anılan suç yönünden zamanaşımı sürelerinin gerçekleşmediği belirlenerek ve suça sürüklenen çocuklar D.. N.. ile M.. T.. haklarında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlara yönelik yapılan itiraz başvurusu hakkında merciince bir değerlendirme yapıldığı ve bu karara yönelik temyiz inceleme isteği bulunmadığı anlaşılmakla, temyize tabi bulunan kararlara yönelik yapılan sınırlı incelemede;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Hırsızlık suçu ise, bir başkasının taşınır malının, rızası olmaksızın alınması ile oluşur. Rızanın geçerli olabilmesi için bulunması gereken koşulların varlığı hâlinde zilyedin rızası bir hukuka uygunluk nedeni teşkil edecek ve suç oluşmayacaktır. Failin kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla hareket etmesi yeterli olup, bunun fiilen temini şart değildir. Bu yarar, maddi veya manevi olabilir. Almak fiilinden maksat, suçun konusunu oluşturan mal üzerinde mağdurun zilyetliğine son verilmesi, mağdurun suç konusu eşya üzerinde zilyetlikten doğan tasarruf haklarını kullanmasının olanaksız hâle gelmesidir. Bu tasarruf olanağı ortadan kaldırılınca suç da tamamlanır.
Suça sürüklenen çocukların, 19.12.2007 günü saat 22.00 sıralarında 600 evler mahallesinde bulunan …….. lisesinin içerisindeki okul kantinine girmek amacıyla okulun dış camını kırarak pencereyi açmak suretiyle içeriye girip, kantinden bir miktar şeker ile 20,00 TL’yi aldıkları, aynı günün gecesi saat 03.00-04.00 sıralarında şikâyetçi B’in işyerine giderek ona ait büfenin giriş kapısında bulunan asma kilitleri demir bir çubuk ile zorlayarak kırdıktan sonra içeriden toplam 464.154 TL değerinde değişik cins ve miktarlarda sigara ile 100 adet halk otobüsü bilet kartı, çikolata ve kuruyemişi götürdüklerinin iddia edildiği olayda;
1-Suça sürüklenen çocuklar T.. B.. ve M.. T.. haklarında mala zarar verme suçundan kurulan hükümlerin yapılan incelemesinde;
Suç tarihinde 12-15 yaş grubunda olan çocukların üzerine atılı olan 5237 sayılı Kanun’un 151. maddesi ile 6545 sayılı Kanun ile değişik 152/1-a. maddesindeki mala zarar verme suçu için öngörülen cezaların türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e, 66/2. ve 67/4. maddelerine göre hesaplanan 6 yıllık dava zamanaşımının suç ve inceleme tarihleri arasında gerçekleştiği anlaşılmakla, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, aynı kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak haklarındaki kamu davalarının 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi gereğince zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
2-Suça sürüklenen çocuk T.B. hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümlere yönelik yapılan temyiz itirazlarının incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, suça sürüklenen çocuk müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 11/1. maddesi uyarınca, aynı kanunun 5. maddesinde öngörülen koruyucu ve destekleyici tedbirlerin suça sürüklenen ve ceza sorumluluğu olmayan çocuklar bakımından uygulanabileceği gözetilmeden, cezai sorumluluğu olan ve hakkında mahkûmiyet hükmü kurulan suça sürüklenen çocuk hakkında danışmanlık tedbirine hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu aykırılığın aynı kanunun 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; suça sürüklenen çocuk hakkında ortak hüküm olarak uygulanan danışmanlık tedbirine ilişkin kısmın çıkarılması suretiyle hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3-Suça sürüklenen çocuk M.. T.. hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
a)Olay tarihinde 12-15 yaş grubu içerisinde olan suça sürüklenen çocuk G’ın üzerine atılı suçun hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılamayacağının değerlendirilmesi açısından önem arz etmesi nedeniyle 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 35/1. ve Çocuk Koruma Kanunu’nun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 20/2. maddesi gereğince zorunlu olan sosyal inceleme raporunun aldırılması gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
b)5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 11/1. maddesi uyarınca, aynı kanunun 5. maddesinde öngörülen koruyucu ve destekleyici tedbirlerin suça sürüklenen ve ceza sorumluluğu olmayan çocuklar bakımından uygulanabileceği gözetilmeden, cezai sorumluluğu olan ve hakkında mahkûmiyet hükmü kurulan suça sürüklenen çocuk hakkında danışmanlık tedbirine hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 09.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.