Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2015/674 E. 2015/20497 K. 16.02.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/674
KARAR NO : 2015/20497
KARAR TARİHİ : 16.02.2015

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için,eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir. Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
5237 sayılı TCK’nın 25/2 maddesine göre, gerek kendisine gerek başkasına ait bir hakka yönelik olup, bilerek neden olmadığı ve başka suretle korunmak olanağı bulunmayan ağır ve muhakkak bir tehlikeden kurtulmak veya başkasını kurtarmak zorunluluğu ile ve tehlikenin ağırlığı ile konu ve kullanılan vasıta arasında orantı bulunmak koşulu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Yapılan ekonomik sosyal durum araştırmasına göre maddi durumu iyi olmayan ve sosyal güvencesi bulunmayan sanık hakkında, akrabası olan …’nın yeşil kartı üzerinden … Numune Hastanesi’nce düzenlenen sağlık kurulu raporunda nefroloji ve akut renal yetmezliği tanısı ile 2 ay süreyle haftada 3 kez hemodiyalize girmesi gerektiğine dair görüş belirtilmesi, sanığın üç kez bu isimle hemodiyaliz tedavisinin yapılmasının ardından durumun anlaşılarak görevlilerce tutanak tutulması, olayın ardından sanığın başvurusu üzerine kendisine yeşil kart düzenlenerek verilmesi ve sanığın tedavisine bu yeşil kart üzerinden devam olunduğu somut olayda; mahkemece verilen 13.03.2008 tarihli mahkumiyet hükmünün dairemizce “… sanığın böbrek yetmezliği gibi sonuçları itibarı ile ağır ve muhakkak bir tehlikeden korunmak amacıyla, başkasına ait sağlık karnesini kullanması şeklinde gerçekleşen eylemde, TCK’nın 25/2. maddesinin koşullarının oluştuğu, bu nedenle 5271 sayılı CMK’nın 223/3-b maddesi gereğince sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerektiği…” gerekçesiyle bozulması üzerine yapılan yargılama sonucu bozma gerekçesine uygun olarak verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Bozma sonrası yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 16.02.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.