Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2015/7519 E. 2015/24802 K. 05.05.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/7519
KARAR NO : 2015/24802
KARAR TARİHİ : 05.05.2015

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Dolandırıcılık suçunun, kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmak suretiyle işlenmesi TCK’nın 158/1-b bendinde, bu suçun temel şekline göre daha ağır ceza ile cezalandırılmayı gerektiren bir durum olarak kabul edilmiştir. Kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlar, başkalarına güven duymaya, sığınmaya en fazla ihtiyaç duyduğu anlardır. Kişinin örneğin doğal bir afete veya trafik kazasına maruz kalmasından ya da hastalığı yüzünden içine düştüğü çaresizlikten yararlanılarak aldatılması daha kolaydır. Zor ve tehlikeli durumda olduğunu söyleyerek menfaat sağlanması, acıma ve yardım duygularının kötüye kullanılması suretiyle suçun işlenmesindeki kolaylık nedeniyle bu hâl ağırlaştırıcı neden sayılmıştır. Bir yakınının hastanede, karakolda, cezaevinde, vb, zor veya tehlikeli bir durumda olduğundan bahisle, ona götürülmek üzere para ve eşya olarak mağduru dolandıran kimse, onun, merhamet, acıma, yardıma koşma, korku ve telaşa kapılma duygularını sömürmektedir. Tehlikeli durumun gerçekte var olmadığı halde mağdurun buna inandırılmış olması nitelikli halin uygulanması için yeterlidir. Yalanda olsa mağdur gerçekte düşmüş olabileceği tehlikeli durum veya zor şartlar içine düşmekte ve o durumun gerektirdiği ruhsal ve psikolojik tepkilerle hareket etmektedir.
Somut olayda;..Merkez’de bulunan … Merkezi”nin diyaliz hastası olan …’in katılan …’nin eşi olduğu; sanığın suç tarihi öncesinde birkaç kez bu diyaliz merkezine geldiği, burada çalışan doktor ve hemşirelere kendisini … Üniversitesi’nde çalışan, başarılı böbrek nakil ameliyatları yapan bir profesör olarak tanıttığı, bu gelişlerin birinde hastane personeline “Böbrek nakli olabilecek veya olmak isteyen” hasta olup olmadığını sorduğu, tanık hemşire …’nin “Böyle bir hasta var” diyerek tanık …’den bahsettiği, sanığın birkaç gün sonra tekrar diyaliz merkezine gelmesi üzerine tanık… ile eşi katılan Hüdaverdi’nin merkeze geldikleri, sanıkla görüştükleri; sanığın katılana, böbrek nakli için bir takım kan tahlilleri ve testlerin yapılacağını ve bunu sosyal güvenlik kurumunun ödeyeceğini ancak masraflar bulunduğunu ve bu konuda yardımcı olabileceğini söylediği; bilahare katılan ile sanığın başbaşa görüştükleri, sanığın katılana, Ankara’dan geldiğini nefroloji uzmanı olduğunu, ikişer ünite kan alacağını ve kanları il dışındaki bir kısım üniversite hastanelerine göndereceğini, doku testi yapacağını söylediği, bir gün sonra katılanın sanığı telefonla aradığı ve sanığın katılana, iki kişi itibariyle maliyetin 2.400 TL olduğunu ve parayı bankaya yatırmasını söylediği, diyaliz merkezi görevlilerinin internetten yapmış oldukları araştırmada … Üniversitesi’nde böyle bir profesörün olmadığını öğrendikleri ve durumu katılan ile kolluk birimlerine bildirdikleri; katılan ile sanığın paranın verilmesi konusunda bir araya geldikleri, seri numaraları alınmış 2.400 TL paranın sanığa verildiği, sanığın parayı alıp cebine koyduğu, asansörden inerlerken polisler tarafından yakalandığı olayda, katılanın eşinin kronik böbrek hastası olup diyalize bağlı yaşaması nedeniyle “hastalık nedeniyle kişinin içinde bulunduğu zor şartlardan yararlanmak suretiyle dolandırıcılık” suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 05.05.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.