Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2017/1618 E. 2017/19783 K. 09.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/1618
KARAR NO : 2017/19783
KARAR TARİHİ : 09.10.2017

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, Dolandırıcılık
HÜKÜM : 1-TCK’nun 158/1-f-son, 62/1, 52, 53/1 maddeleri
2-TCK 204/1, 62/1, 53/1, 51 maddeleri gereğince mahkumiyet

Nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından sanıkların mahkumiyetine ilişkin hükümler, sanıklar tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanıklar … ve …’ın, …Gıda San. Ltd. Şti.nin ortakları olduğu, şirketi temsil yetkisinin sanık …’a ait olmasına rağmen, sanık …’ın T. C. … Bankası Gülşehir Şube Müdürlüğü’ne ait 25.11.2009 keşide tarihli 95053 seri numaralı 76.500 TL’lik çekin sanık … tarafından imzalanarak aralarındaki ticari ilişki nedeniyle katılan …’e verildiği, katılanın çeki bankaya ibrazında karşılığının çıkmadığı, karşılıksız çek nedeniyle yapılan şikayet üzerine Adana 4. Sulh Ceza Mahkemesi’nde sanık …’ın çeki kendisinin imzalamadığını, kimin keşide ettiğini de bilmediğini ifade etmesi üzerine Adana 4. Sulh Ceza Mahkemesi’nce sanık …’ın eyleminin TCK’nun 204/1, 158/1.f. maddesi kapsamında dolandırıcılık ve resmi evrakta sahtecilik suçunu oluşturduğu gerekçesiyle Adana Ağır Ceza Mahkemesine görevsizlik kararı verildiği, Adana 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.11.2011 tarih 2011/380 Sayılı yazısı ile sanık … hakkında suç duyurusunda bulunduğu, bu şekilde sanıkların birlikte hareket ederek resmi evrakta sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarını işledikleri iddia edilen olayda;
1-5271 sayılı CMK’nın 225. maddesi uyarınca hükmün konusu duruşmanın neticesine göre iddianamede gösterilen fiil ve failden ibaret olup, iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen fiilin dışına çıkılarak açılmayan davadan yargılama yapılıp hüküm kurulmasının mümkün bulunmadığı, dolandırıcılık ve karşılıksız çek keşide etme suçları birbirinden ayrı ve bağımsız suçlar olup, birinin diğerine dönüşmeyeceği sanık … hakkında karşılıksız çek keşide etmek suçundan düzenlenen iddianame anlatımı dikkate alındığında; resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından usulüne uygun açılmış bir dava bulunmaması nedeniyle söz konusu suçlar yönünden hüküm tesis edilmesi,
2-Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 30.03.1992 gün ve 80/98 sayılı kararında vurgulandığı üzere, hesap sahibinin önceden verdiği açık ya da örtülü rıza üzerine onun imzasını taklit ederek kullanan failde zarar verme bilinci bulunmayacağından kastın varlığının ileri sürülemeyeceği, bu rızaya dayanarak başkasının imzasını atan kimsede suç kastının varlığının kabul edilemeyeceği de dikkate alınarak; aynı şekilde sanık … tarafından gerek aynı alışveriş sırasında gerekse de başka ticari ilişki dolayısıyla katılana ya da üçüncü kişilere şirket adına imzalamak suretiyle verilip de ödenen çeklerin bulunup bulunmadığının sanıklar ve katılana ait kayıtlar ile beyanlar doğrultusunda ilgili bankalardan araştırılması,
Yine Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 14.10.2008 gün ve 49/219 sayılı kararında da açıklandığı üzere ceza yargılamasının amacı, somut gerçeğin ortaya çıkarılması olup bunun için başvurulan kanıtlama araçlarından biri de belgelerdir. Yargılama makamları suç isnadı nedeniyle oluşan uyuşmazlığı çözümlerken ele geçirilen ve kendiliklerinden getirtilen ya da iddia ve savunma doğrultusunda sunulan belgelerin güvenirliğini de denetlemek durumundadırlar. Güvenirliğin denetlenebilmesi için, belgenin aslının veya bunun temin edilmemesi halinde de aslına uygunluğu yetkili makam veya kişilerce onanmış örnek ya da kopyalarının dosyaya konulması gerekir.Bu açıklamalar ışığında; dosya içerisinde çek aslının ya da onaylı fotokopisinin bulunmadığı, imza incelemesinin de yapılmadığı anlaşılmakla; sahte olduğu belirlenen çekin aldatma kabiliyetinin bulunup bulunmadığının takdir ve tayininin hakime ait olması karşısında; suça konu çek duruşmaya getirtilip, incelenmek ve özellikleri tutanağa geçirilmek suretiyle gözlemde bulunulup, aldatma yeteneğinin ne şekilde oluştuğu karar yerinde açıklanarak, çek aslının da denetime imkan verecek şekilde dosya içine konulması, gerektiğinde imzanın kimin tarafından atıldığı konusundaki çelişkinin giderilmesi amacıyla da, çekin ön yüzünde yer alan yazılar ile imzanın kime ait olduğunun bilirkişi raporuyla tespit edilerek, belirlenmesi sonucunda, sanıkların üzerine atılı suçların ne şekilde oluştuğunun karar yerinde tartışılması yerine, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
1- 5237 sayılı TCK’nın 158. maddesinin 1. fıkrasının (e), (f) (i) ve (k) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari ve bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52. maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezasının belirlenmesi gerektiği gözetilmeksizin eksik ceza tayini,
2-5237 sayılı TCK.’nun 53/1-c maddesinde belirtilen velayet, vesayet ve kayyımlık hakkını kullanmaktan yoksun bırakılma güvenlik tedbirinin aynı maddenin 3. fıkrası gereğince sadece kendi alt soyu yönünden koşullu salıverme tarihine kadar uygulanabileceğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, sanıkların temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, aynı Kanunun 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı bakımından kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 09/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.