YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/1790
KARAR NO : 2017/21203
KARAR TARİHİ : 24.10.2017
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, güveni kötüye kullanma, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : TCK’nın 204/1, 62, 53. maddeleri gereğince mahkumiyet (2 kez)
TCK’nın 204/1, 204/3, 62, 53. maddeleri gereğince mahkumiyet
TCK’nın 158/1-d, 62, 52/2, 52/4, 53. maddeleri gereğince mahkumiyet
TCK’nın 155/1, 62, 52/2, 53. maddeleri gereğince mahkumiyet
Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik ve güveni kötüye kullanma suçlarından sanığın mahkumiyetine ilişkin hükümler, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın 24/08/2011 tarihinde Ordu ilinde araç kiralama işi yapan katılan …’dan… plakalı aracı sahte olarak tanzim ettiği, ancak üzerinde kendi resmi bulunan … … adına düzenlenen sürücü belgesini ibraz ederek iki günlüğüne kiraladığı, sonrasında telefonla arayarak aracın süresini 11 gün daha uzattığı, aracı 05/09/2011 tarihinde teslim etmesi gerekirken Çankırı ilende galerecilik yapan katılan …’e, sahte olarak tanzim edilmiş, ancak üzerinde kendi resmi bulunan … adına düzenlenen sürücü belgesi ile noterden satışını yaparak 17.000 TL ye sattığı, bu suretle sanığın katılan …’a karşı güveni kötüye kullanma, katılan …’e karşı kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık ve sahte sürücü belgeleri ile noter satış sözleşmesi nedeniyle üçer kez resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediğinin iddia olunduğu olayda;
1- Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen hükme yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
Sanığın sahte olarak tanzim ettirdiği … adına düzenlenen sürücü belgesi ile …’a ait aracı katılan …’e 17.000 TL bedelle satmak suretiyle atılı suçu işlediği anlaşıldığından mahkemenin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre;sanığın temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA,
2- Sanık hakkında güveni kötüye kullanma ve resmi belgede sahtecilik suçlarından verilen hükümlere yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
a- Sanık hakkında güveni kötüye kullanma suçundan verilen hüküm açısından; sanığın katılan …’a karşı kendisini … … olarak tanıtarak, … … adına sahte tanzim olunmuş sürücü belgesi ile araç kiralaması karşısında, eyleminin Trafik Tescil Şube Müdürlüğü’nün maddi varlığı olan sürücü belgesinin sahte olarak düzenlenip kullanılması suretiyle 5237 sayılı TCK’nın 158/1-d maddesinde öngörülen “kamu kurumunun vasıta olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık” suçunu oluşturulduğu gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek TCK 155/1 maddesi uyarınca hüküm kurulması,
b- Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükümler açısından; … … ve … adına düzenlenen sahte sürücü belgelerinin asıllarının ele geçirilememiş olması nedeniyle üzerlerinde aldatma kabiliyeti açısından inceleme yapılamamış olması karşısında hüküm kurulurken esas alınamayacağı, buna karşın bu sürücü belgeleri esas alınarak düzenlenen araç kiralama sözleşmesi ve oto sözleşmesinin adli emanette bulunması nedeniyle, her ne kadar iddianamede sevk maddesi belirtilmemiş olsa da, iddianamedeki anlatım doğrultusunda sahte özel belge tanzim etme eylemi de gözetilmek suretiyle; katılan … adına düzenlediği sahte sürücü belgesini kullanarak, sahte noter araç satış sözleşmesi düzenlettiren sanığın, 5237 sayılı TCK’nın 43/1 maddesi kapsamında, aynı suç işleme kararıyla Kanun’un aynı hükmünü değişik zamanlarda birden fazla kez ihlal ederek değişik zamanlarda birden fazla sahte belge düzenlemesi karşısında, noterde düzenlenen belge de nazara alınarak TCK’nın 204/1-3, 43/1 maddeleri gereğince zincirleme suç hükümleri uygulanarak mahkumiyeti yerine yazılı şekilde hükümler kurulması,
Kanuna aykırı olup, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı kanunun 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı bakımından kazanılmış hakkın gözetilmesine, 24/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.