Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2017/2044 E. 2017/24681 K. 27.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/2044
KARAR NO : 2017/24681
KARAR TARİHİ : 27.11.2017

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs, özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : TCK’nın 158/1-d, 35/2, 62, 51. maddeler gereğince mahkumiyet (ayrı ayrı)
b-TCK’nın 207/1, 211, 62, 51. maddeler gereğince mahkumiyet (ayrı ayrı)

Nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs ve özel belgede sahtecilik suçlarından sanıkların mahkumiyetine ilişkin hükümler katılan vekili ve sanıklar müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Katılan vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Katılan vekilinin yüzüne karşı verilen 12/12/2012 tarihli karara karşı, katılan vekilinin yasal süresi geçtikten sonra yaptığı 20/12/2012 tarihli temyiz inceleme başvurusunun, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2-Sanıklar müdafiinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanıkların kardeş oldukları, katılanın ise sanık …’in eşinin halası olduğu, katılan ile sanık … arasında 23/07/2005 tarihinde, katılana göre, Rent A Car işi üzerine çalışan işyerine, katılanın oğlu olan tanık …’nın ortaklığına ilişkin, sanıklara göre ise, tanık …’nın ortak olduğu baharat üzerine çalışan işyerinin katılana devrine ilişkin bir sözleşme yapıldığı, sözleşmeyi sanık …’in el yazısıyla yazdığı, ardından katılanın borçlu, sanık …’in alacaklı ve tanık …’nın ise kefil sıfatıyla imzalanmasının ardından sanık …’in, katılanın bilgisi dışında belgenin altına “yukarıdaki maddelerin toplam bedeli olarak …’a 70.000 TL ödenecektir” yazısını sıkıştırdığı, bu ibarenin sözleşmeye sonradan ilave edilmiş olduğunun belirlendiği, söz konusu belgenin de sanık … tarafından icra takibine konulduğu, böylece sanıkların eylem ve fikir birliği içinde hareket etmek suretiyle özel belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs suçlarını işlediklerinin iddia edildiği olayda,
Sanıklar aşamalarda değişmeyen ifadelerinde, katılan ve oğlu tanık …’nın açılan işyeri nedeniyle kendilerine borçlarının bulunması nedeniyle sözleşme hazırladıklarını, 70.000 TL ödenmesine ilişkin bölümün sonradan eklenmediğini, bu sözleşmenin imzalanması sırasında katılan dahil bütün tarafların orada olduğunu belirttikleri, sözleşmeyi tanık olarak imzalayan ve katılanın oğlu olan tanık …’nın da; askere gitmeden önce baharat dükkanını sanık … ile birlikte ortak açtıklarını, 70.000 TL tutan masrafları sanık …’in yaptığını, sözleşmenin kendisi ve katılan annesi yanında yapıldığını, sözleşmeye bir ekleme yapılmadığını, daha sonra kendisinin askere gittiğini ve ortaklığın da bu süre içinde bozulduğunu, bu nedenle ortada sahte bir belge bulunmadığını belirttiği, bu tanığın, katılan annesi aleyhine tanıklık yapması için bir neden bulunmadığı; ilgili Adli Tıp Kurumu raporunda, sonradan eklendiğini belirttiği satırların sıkışıklığının diğer satırlara göre farklı olduğunu belirtildiği dikkate alınarak, ortada gerçeğe aykırı olarak düzenlenen bir belgenin bulunmadığı, söz konusu belgenin katılan ve diğer tarafların rızasıyla hazırlandığı, satır sıkışıklığının, diğer yazılara göre farklı olması hususunun tek başına suça konu belgeyi sahte hale getirmeyeceği, taraflar arasındaki alacak ve borç ilişkisine dayalı bir sözleşme yapıldığı ve sözleşmede yer alan borcun katılan tarafından ödenmemesi üzerine de icra takibine geçildiği ve dinlenen tanık beyanları ile alınan bilirkişi raporuna göre, sanıklar tarafından katılana yönelik yapılan herhangi bir hilenin bulunmadığının anlaşılması karşısında, unsurları itibariyle oluşmayan suçlar nedeniyle, 5271 sayılı CMK7nın 223/2-a maddesi gereğince sanıkların beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
Kabule göre de;
a-Sanıklara atılı özel belgede sahtecilik suçuna konu teşkil eden belge aslının dosyaya getirtilerek, yapılan sahtecilikte aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının takdir ve tayininin hakime ait olduğu da dikkate alınarak, söz konusu belgenin mahkeme heyeti tarafından incelenip özelliklerinin zapta geçirilmesi, bu şekilde, sahtecilikte aldatma kabiliyeti bulunup bulunmadığının tespitinden sonra sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm tesisi,
b-Sanığın, daha önce üç aydan fazla hapis cezasına mahkum edilip edilmemiş olması ile suçu işledikten sonra yargılama sürecinde pişmanlık gösterip göstermediği dikkate alınıp tekrar suç işleyip işlemeyeceği konusunda oluşan kanaat değerlendirilerek cezasının ertelenip ertelenmeyeceğine karar verilmesi gerektiği halde ve sanık …’ın, 16/09/2002 kesinleşme tarihli 1 yıl 6 ay hapis cezası bulunmasına rağmen oluşa ve yasaya uygun olmayan gerekçelerle cezasının ertelenmesine karar verilmesi,
c-5237 sayılı TCK’nın 51/4,5,6. maddesi gereğince, cezası ertelenen ve hakkında denetim süresi belirlenen sanıklara bir yükümlülük yüklenip yüklenmeyeceği veya uzman kişi görevlendirilip görevlendirilmeyeceği hususunda bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, infazda tereddüt oluşturacak şekilde bu hususta bir karar verilmeden hüküm kurulması,
d-Tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık … hakkında 5237 sayılı TCK’ nın 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmemesi,
Kanuna aykırı olup, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca, hükümlerin BOZULMASINA, 27/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.