Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2017/2066 E. 2017/21531 K. 26.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/2066
KARAR NO : 2017/21531
KARAR TARİHİ : 26.10.2017

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Özel belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Özel belgede sahtecilik suçundan TCK’nın 207/1, 43/1, 62, 50/1-a, 52/2-4 maddeleri gereğince mahkumiyet
Nitelikli dolandırıcılık suçundan TCK’nın 158/1-d-son, 43/1, 167/2, 62, 52/2-4, 51, 53 maddeleri gereğince mahkumiyet

Özel belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından sanığın mahkumiyetine ilişkin hükümler, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık ve katılanın kardeş olup babalarından kalan taşınmazların müşterek maliki oldukları, sanığın 2005 ve 2007 yıllarında katılanın bilgi ve rızası dışında muvafakatname düzenleyip katılan adına imzalayarak doğrudan gelir desteği başvurusunda bulunduğu, 2005 yılında 2.430,00 TL, 2007 yılında ise 701, 69 TL doğrudan gelir desteği aldığının iddia edildiği somut olayda,
a)Sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan Bünyan Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 01/11/2012 tarih ve 2012/311 soruşturma nolu ek kararı ile kovuşturmaya yer olmadığına karar verilerek nitelikli dolandırıcılık suçundan düzenlenen fezlekeye istinaden, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 03/12/2012 tarihli iddianemesi ile sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kamu davası açıldığı, bahse konu iddianamenin iade edilmesi üzerine sanık hakkında özel belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından 04/12/2012 tarihli iddianame ile kamu davası açıldığı anlaşılmakla, Bünyan Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 01/11/2012 tarih ve 2012/311 soruşturma nolu ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kesinleşip kesinleşmediğinin araştırılması, eğer kesinleşmiş ise 5271 sayılı CMK’nın 172/2 maddesi gereğince yeni delil bulunup bulunmadığı ve sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan usulüne uygun açılmış bir dava bulunup bulunmadığının belirlenmesi,
b) Sanığın savunmasında kardeşleri ile anlaşarak 2005 ve 2007 yıllarında doğrudan gelir desteklerini kendisinin aldığını, sonraki yıllarda ise kardeşlerinin aldığını, kardeşlerinin rızası dahilinde muvafakatname başlıklı belgede imzaları dışında bir açıklama olmayan imzaladığını beyan etmesi, doğrudan gelir desteği ödeme tablosunda 2007-2011 yıllarındaki ödemelerin … adına yapıldığının belirtilmesi karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti amacıyla … ve muvafakatname başlıklı belgede imzaları dışında bir açıklama olmayan isimleri geçen diğer mirasçıların dosya kapsamında beyanları alınarak katılan ve diğer mirasçıların sanığa muvafakat verip vermediklerinin sorulması, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hükümler kurulması,
Kabule göre de;
1- Sanık hakkında özel belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından hüküm kurulurken hüküm kısmında sanığın katılana karşı aynı suç işleme kararı kapsamında farklı zamanlarda suç işlediğinden bahisle TCK’nın 43/1 maddesi gereğince artırım yapılmasına karar verildiği halde hükmün gerekçe kısmında birden fazla mağdura karşı işlediği gerekçe gösterilerek hükümler ile gerekçe arasında çelişkiye neden olunması,
2-2005 yılına ilişkin doğrudan gelir desteği başvuru belge asıllarının temin edilememesi karşısında sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan hüküm kurulurken sanığın tek suçtan cezalandırılması gerekirken sanığa verilen cezanın TCK’nın 43/1 maddesi gereğince artırım yapılması,
3-Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan hüküm kurulurken sanığın bankayı aracı kılarak dolandırıcılık suçunu işlediği belirtildiği halde, kanun maddelerinin 158/1-d-son-2. cümle olarak gösterilmesi suretiyle çelişkiye neden olunması,
4- Nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen hapis cezası ertelenen sanık hakkında TCK’nın 53/1 maddesinde düzenlenen hak yoksunluklarının uygulanmayacağının gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanun’un 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 26/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.