Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2017/2395 E. 2017/26192 K. 06.12.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/2395
KARAR NO : 2017/26192
KARAR TARİHİ : 06.12.2017

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Görevi kötüye kullanma, hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : TCK 155/2, 62, 52/2, 51/1 maddeleri gereği mahkumiyet
TCK 257/1, 61, 231 maddeleri gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılması

Hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma suçundan sanık hakkında verilen mahkumiyet hükmü ile görevi kötüye kullanma suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı sanık müdafi ve katılan tarafından temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Sanık hakkında görevi kötüye kullanma suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, 16.01.2013 tarihli mahkeme kararında yasa yolu doğru gösterilmekle, sanık müdafinin ve katılanın 21.01.2013 tarihli dilekçeleri akabinde Trabzon 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 06.03.2013 tarihli 2013/167 değişik iş sayılı kararı ile incelenerek taleplerin reddi sureti ile karara bağlandığı, bunun üzerine sanık müdafi ya da katılan tarafından temyiz yahut itiraz içerikli başkaca yeni bir dilekçe verilmediği, bu kapsamda sanık müdafinin ve katılanın dilekçeleri dikkate alındığında, yapılan temyizin isteminin konusunun yalnızca hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik olduğu anlaşılmakla, tebliğnamedeki görevi kötüye kullanma suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yönelik talebin reddine karar verilmesi gerektiğine dair düşünceye iştirak edilmeyerek yapılan incelemede;
Adalet Bakanlığı’nın 18.04.2010 tarihli kovuşturma izni uyarınca, Rize Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 26.05.2010 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında “TCK 257/.1 maddesinde düzenlenen görevi kötüye kullanma” suçundan son soruşturmanın açılması için Rize Ağır Ceza mahkemesi’nden talepte bulunulduğu, Rize Ağır Ceza Mahkemesi 26.07.2010 tarih ve 2010/149 E, 2010/193 K. sayılı kararı ile sanık hakkında TCK 257/1. maddesi gereğince Trabzon Ağır Ceza Mahkemesi’nde son soruşturmanın açılmasına ve kovuşturma yapılmasına dair karar verildiği, bu karara istinaden Trabzon 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yargılama yapılıp 2010/130 E. 2013/2 karar sayılı ilamı ile sanık hakkında TCK’nın 155/2 ve 257/1. maddeden hüküm kurulduğu, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 08.06.1997 gün ve 88/147 sayılı kararında da açıklandığı üzere, bir olayın açıklanması sırasında başka bir olaydan söz edilmesi o olaydan dava açıldığı anlamına gelmeyeceği gibi hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma ile görevi kötüye kullanma suçları bağımsız suçlar olduğu, iddianame ve son soruşturma açılmasına dair kararda sevk ve anlatımında kül halinde görevi kötüye kullanma suçunun anlatıldığı ve yalnızca o suçtan dolayı dava açıldığı, sanık hakkında TCK 155/2. maddesi uyarınca hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanmadan açılan bir kamu davasının bulunmadığı gibi kovuşturma izni de verilmediği anlatımın ikiye bölünerek ek savunma hakkı tanınmak sureti ile sanık hakkında hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma suçundan hüküm kurulamayacağı, keza hükmün konusunun son soruşturma kararında belirtilen fiil olduğu gözetilmeden, kapsam dışına çıkılarak dava açılmayan hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma suçundan mahkumiyet hükmü kurulması sureti ile 5271 sayılı CMK’nın 225. maddesine muhalefet edilmesi,
Kabule göre;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafinin sübuta dair temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 06/12/2017 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

Karşı Düşünce:

Müşteki …’nun 18/09/2009 tarihli dilekçesinde Avukat …’in vekil olarak görev yaptığı Trabzon 2. İcra Müdürlüğünün 2007/5813 numaralı dosyasında … plakalı araçtaki haczin bilgisi dışında kaldırıldığı, ayrıca aynı dosyaya giren diğer harici paraların kendisine verilmediğinin iddia ve şikayet edildiği,
Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 07/12/2019 tarihli fezlekesi ile “…araç üzerindeki haczi kaldırma nedeninin dosya içerisinden anlaşılamadığından ve icra dosyasına yatan paraların tarafına ödenmediği hususunun soruşturma yapılmasını gerektirir mahiyette görülmüş…” değerlendirmesiyle Avukat … hakkında soruşturma izni talep edildiği,
Ceza işlei Genel Müdürlüğünün 30/12/2009 tarihli kararı ile de; “… Avukat …’in; …Bu cümleden olarak;
1)Alacaklı müşteki vekili sıfatıyla… tahsil ettiği toplam… Türk lirasını … uhdesinde tuttuğu,
2)…alacağın tamamını tahsil etmemesine rağmen, müştekinin bilgisi ve talimatı olmaksızın 10/11/2008 tarihinde talepte bulunarak, borçluya ait aracın trafik kaydı üzerindeki haciz şerhinin kaldırılmasını sağladığı,
İddia edilmiş ve olayın açıklığa kavuşması bakımından durum soruşturmayı gerektirir görülmüştür.” değerlendirmesiyle soruşturma izni verildiği,
Rize Cumhuriyet Başsavcılığının 26/05/2010 tarihli iddianamesiyle; “Alacaklı müşteki vekili sıfatıyla …Trabzon 2. İcra Müdürlüğünün 2007/5813 sayılı dosyası üzerinden takip başlattığı, …tahsil ettiği toplam 9,752 TL’yi müştekiye vermeyerek uhdesinde tuttuğu…
Yine …alacağın tamamını tahsil etmemesine rağmen, müştekinin bilgisi ve talimatı olmaksızın 10/11/2008 tarihinde talepte bulunarak, borçluya ait aracın trafik kaydı üzerindeki haciz şerhinin kaldırılmasını sağladığı …anlaşıldığından” …5237 sayılı TCK’nun 257/1, 53 maddeleri gereğince yargılanması için son soruşturmanın açılmasının talep edildiği,
Rize Ağır Ceza Mahkemesinin 26/07/2010 gün, 149/193 sayılı ilamı ile de;
“1-Sanık …’in … Trabzon 2. İcra Müdürlüğünün 2007/5813 sayılı dosyası üzerinden takip başlattığı, …tahsil ettiği toplam 9,752 TL’yi müştekiye vermeyerek uhdesinde tuttuğu, …alacağın tamamını tahsil etmemesine rağmen, müştekinin bilgisi ve talimatı olmaksızın 10/11/2008 tarihinde talepte bulunarak… haciz şerhinin kaldırılmasını sağladığı, bu şekilde sanık avukatın üzerine atılı suçu işlediği iddiasıyla yapılan soruşturmada, sanık hakkında son soruşturmanın açılmasını gerektirecek nitelikte şüphenin dosya kapsamında görüldüğü dikkate alınarak Avukatlık Kanununun 59. maddesi gereğince SON SORUŞTURMANIN AÇILMASINA,” karar verildiği,
Yerel mahkemece gerçekleştirilen yargılama sonucu; sanık avukatın eylemleri sabit kabul edilerek görevi kullanmak suçu ile ilgili hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı, güveni kötüye kullanmak suçuna ilişkin hükmün açıklandığı görülmüştür.
Açıklanan hükümle ilgili yapılan temyiz incelemesi sırasında dairemizin sayın çoğunluğu tarafından ise sanık hakkında güveni kötüye kullanmak suçundan açılmış bir kamu davası bulunmadığı, bu suça dair kovuşturma izninin de verilmediği, anlatımın ikiye bölünerek kapsam dışına çıkılarak dava açılmayan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanmak suçundan mahkumiyet hükmü kurulması suretiyle CMK’nın 225 maddesine muhalefet edilmesi gerekçesi ile yerel mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmiştir.
CMK’nın 225 maddesi; “(1) Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve fail hakkında verilir.
(2) Mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir.” hükmünü amirdir.
Sanık hakkında müştekinin şikayet dilekçesi üzerine başlatılan soruşturmanın yukarıda aşama aşama geçirdiği safahat hulasâsı incelendiğinde; soruşturma izin kararı, son soruşturmanın açılmasını talep eden iddianame ve son soruşturma açılmasına dair mahkeme kararlarında iki olaydan bahsedildiği; özetle sanık avukatın müştekinin vekili sıfatıyla başlattığı icra takip dosyasından tahsil ettiği parayı müştekiye vermeyerek uhdesinde tuttuğu ile aynı icra dosyasından alacağın tamamı tahsil edilmediği halde, müştekinin bilgisi ve talimatı olmaksızın kayden hacizli bir araç üzerindeki haczin kaldırılmasını sağladığının isnat olarak belirtildiği, bu haliyle hem görevi kötüye kullanmak hem de güveni kötüye kullanmak suçlarına/eylemlerine ilişkin olayların açıkça ve ayrı ayrı gösterildiği, yerel mahkemece bu kabul ve değerlendirmeyle her iki suçtan hüküm kurmasının usul ve yasaya uygun olduğu, CMK’nın 225 maddesine aykırılık teşkil eden bir durumun bulunmadığı kanaatiyle sayın çoğunluğun usulden bozma kararına katılmamaktayım.