Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2017/2396 E. 2017/23967 K. 21.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/2396
KARAR NO : 2017/23967
KARAR TARİHİ : 21.11.2017

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, iftira
HÜKÜM : Sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan ayrı ayrı TCK’nın 157/1, 52, ve 53. maddeleri gereğince mahkumiyet, sanık … hakkında iftira suçundan TCK’nın 267/1 ve 53. maddeleri gereğince mahkumiyet

Sanık … hakkında dolandırıcılık suçundan, sanık … hakkında dolandırıcılık ve iftira suçlarından verilen mahkumiyet hükümleri, sanıklar tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü,
Katılanın kendisine ait aracı satmak için internetten verdiği ilanı gören sanık …’ın katılanı arayarak kendisini … olarak tanıtıp Burhaniye’ye çağırdığı, katılanın da yanında arkadaşı tanık … ile birlikte Burhaniye’ye geldiği, sanıkların olay tarihinden kısa bir süre önce kiraladıkları eve katılanı davet edip, bu evde oturdukları izlenimi yaratarak katılana güven verdikleri, ardından notere giderek aracın satışının sanık … adına yapıldığı, ancak parasının evde verileceğinin söylendiği, bu sıra da sanık …’in evrak işleri olduğunu söyleyerek yolda yanlarından ayrıldığı, diğer sanık … ile birlikte katılan ve tanığın eve geldikleri, bir müddet sonra ise sanık …’ın katılan ve tanığı evde bırakıp kaçarak uzaklaştığı, bunun üzerine katılanın olay nedeni ile şikayetçi olduğu, akabinde de sanık …’in İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’na verdiği dilekçe ile satışın normal bir satış olduğu, satış bedelini elden ödediğine ve Bülent’in kendisine iftira attığını belirterek şikayetçi olduğu, katılan … hakkında bu şikayet nedeni ile soruşturma açılarak yapılan tahkikat neticesinde hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, bu surette sanıkların dolandırıcılık ve sanık …’in iftira suçunu işlediği iddia ve kabul olunan somut olayda,
1) Sanık … hakkında iftira suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan temyiz başvurusunun incelenmesinde;
Sanık …’in suçtan kurtulmaya yönelik soyut savunması, katılan ve tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı karşısında, sanık hakkında iftira suçundan verilen mahkumiyet hükmünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanık …’in diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan, sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilme tarihinden itibaren uygulanmayacağı gözetilmeden, alt soyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesi gereğince güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …’in temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; Hüküm fıkralarında 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkartılıp yerine, “TCK’nın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” cümlesinin eklenmesi suretiyle hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2) Sanık … ve … hakkında dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik yapılan temyiz başvurusunun incelenmesinde;
Sanık … tarafından, iddia olunan dolandırıcılık suçu işlendikten ve menfaat elde edilip hukuki kesinti gerçekleştikten sonra, katılan hakkında haksız suç duyurusunda bulunarak iftira suçunu işlediğinin anlaşılması karşısında, 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253. maddesinin (b) bendine eklenen 6. alt bendi ile uzlaşma kapsamına alınan TCK’nın 157. maddesinde düzenlenen basit dolandırıcılık suçu ile TCK 267. maddesinde düzenlenen “iftira” suçunun birlikte işlenmediği, dolayısıyla sanık … hakkında CMK’nın 253. maddesinin 3. fıkrasının uygulanma imkanının bulunmadığı değerlendirilerek yapılan incelemede,
Sanıklara yüklenen dolandırıcılık suçu nedeniyle, hükümden sonra 02/12/2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. ve 254. madde fıkraları gereğince uzlaştırma işlemleri için gereği yapılarak sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun takdir ve tayini zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükmün bu nedenle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.