YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/27917
KARAR NO : 2019/5912
KARAR TARİHİ : 20.05.2019
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : 1- TCK.nın 157/1, 52/2-4, 58, 53. maddeleri gereğince mahkumiyet
2- TCK.nın 207/1, 58, 53. maddeleri gereğince mahkumiyet
Dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçundan sanığınmahkumiyetine ilişkin hükümler, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Mağdurun çalıştığı oteli arayan sanığın, kendisini … olarak tanıtıp Yapı Kredi Bankası görevlisi olduğunu, bir gece kalmak için oda ayırtmak istediğini söylediği, birkaç saat sonra otele gelerek … adına düzenlenmiş üzerinde kendisine ait fotoğraf bulunan nüfus cüzdanını resepsiyonuna vererek odasına çıktığı, 15 dakika sonra resepsiyona gelerek bu kez mağdura işi çıktığını, otelden ayrılmak istediğini söylediği, otelden ayrılacağı sırada yanında parasının olmadığını, amerikan seyahat çekini paraya çevirip çeviremeyeceğini sorduğu, mağdurun olumlu yanıt vermesi üzerine 4 adet sahte amerikan seyahat çekini vererek karşılığında 510 tl aldığı, mağdurun çekleri tahsil etmek için bankaya götürdüğünde sahte olduğunun anlaşıldığı, sanığın bu şekilde resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçunu işlediği iddia edildiği olayda;
1- Özel belgede sahtecilik suçundan sanığın mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdafiinin temyiz talebinin incelenmesinde;
Sanığa yüklenen “özel belgede sahtecilik” suçunun kanunda gerektirdiği cezanın türü ve üst sınırı itibariyle tâbi olduğu aynı Kanunun 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımı süresinin, suçun işlendiği 13/04/2006 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta aynı Yasanın 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan sanık hakkında açılan kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5237 sayılı TCK’nun 66/1-e, 67/4 ve 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞMESİNE,
2- Dolandırıcılık suçundan sanığın mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdafiinin temyiz talebinin incelenmesinde;
Sanık savunmalarına, katılan beyanlarına, 06/01/2010 tarihli bilirkişi raporu, 22.04.2014 tarihli bilirkişi heyet raporu, 09/05/2006 tarihli teşhis tutanağı, Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası A.Ş.’nin 30/07/2009 tarihli yazısı ve dosya kapsamına göre; mahkemenin suç vasfı haricinde sübuta ilişkin kabulünde herhangi bir isabetsizlik görülmemiş, ancak sanığın kamu kurumu niteliğindeki Nüfus Müdürlüğünün maddi varlığı olan nüfus cüzdanını kullanmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlemesi karşısında; eyleminin, 5237 sayılı TCK’nın 158/1-d maddesinde karşılığını bulan kamu kurum veya kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturacağı gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülmek suretiyle aynı Kanun’un 157/1 maddesinde düzenlenen basit dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması suretiyle sanık hakkında eksik ceza tayini,
Kabule göre de;
5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin (1), (2) ve (4) numaralı fıkralarıyla ilgili olarak Anayasa Mahkemesi’nin verdiği 08.10.2015 tarihli ve E.2014/140, K.2015/85 sayılı kısmi iptal kararının, 24.11.2015 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdiğinden bu yönde değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca, hükmün BOZULMASINA, aynı Kanunun 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı bakımından kazanılmış haklarının saklı tutulmasına 20/05/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.