Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2017/29796 E. 2017/24678 K. 27.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/29796
KARAR NO : 2017/24678
KARAR TARİHİ : 27.11.2017

Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik ve güveni kötüye kullanma suçlarından şüpheliler …, …..,….,…..hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 04/11/2016 tarihli ve 2015/95130 soruşturma, 2016/50731 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddine ilişkin mercii İzmir 7. Sulh Ceza Hakimliğinin 24/01/2017 tarihli ve 2017/211 değişik iş sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 15.06.2017 gün ve 94660652-105-35-5412-2017 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 28/06/2017 gün ve 2017/39928 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında,
Somut olayda müşteki şirket vekilinin, şüphelilerden….ve çalışanı …’nin müşteki şirketin muhasebe işlerini yapmakta iken diğer şüphelilerin müşteki şirkette hiç çalışmamalarına rağmen çalışıyormuş gibi göstererek hem müşteki şirketi hem de SGK’yı zarara uğrattıklarından bahisle şikayetçi olduğu, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturma sonucunda, şüphelilerin üzerlerine atılı suçun yasal unsurları oluşmadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, Cumhuriyet savcısı tarafından soruşturmanın eksik yapıldığı, şüphelilerin söz konusu şirkette çalışıp çalışmadıklarının araştırılması, bu konuda müşteki vekilinin dilekçesinde belirttiği tanıkların dinlenmesi gerektiği, kaldı ki dosya içerisinde bulunan….. beyanı, SGK kayıtlarına göre şüphelilerin fiilen şirkette çalışmadıkları halde çalışıyormuş gibi 2013-2015 yılları arasında sigorta primlerinin müştekinin bilgisi haricinde yatırıldığının anlaşılması karşısında itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Şüphelilerin, şikayetçiye ait şirkette çalışıp çalışmadıkları araştırılmadan ve şikayetçi vekilinin gösterdiği tanıklar dinlenmeden, yine ….. beyanı doğrultusunda bir değerlendirme yapılmadan, başka bir deyişle prim yatırılması nedeniyle şirket zararının oluşup oluşmadığı yönünde tespit yapılmadan kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş olması nedeniyle itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet bulunmadığından, kanun yararına bozmaya atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görülmekle, İzmir 7. Sulh Ceza Hâkimliğinin 24.01.2017 tarih ve 2017/211 değişik iş sayılı kararının, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi gereğince BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca müteakip işlemlerin itiraz merciince yerine getirilmesine, 27.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.