Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2017/29800 E. 2017/22334 K. 06.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/29800
KARAR NO : 2017/22334
KARAR TARİHİ : 06.11.2017

Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik ve özel belgede sahtecilik suçlarından şüpheli … hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 11/01/2017 tarihli ve 2015/65190 soruşturma, 2017/2739 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik müşteki vekili tarafından yapılan itirazın reddine ilişkin mercii İstanbul 13. Sulh Ceza Hâkimliğinin 02/02/2017 tarihli ve 2017/463 değişik iş sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 15/06/2017 tarih ve 94660652-105-34-4890-2017 Kyb sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29/06/2017 tarih ve 2017/39257 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında,
Somut olayda, aile hekimi olan müştekinin … Tic. Ltd. Şti. isimli şirketin sahibi ve tek yetkilisi olduğu, müştekinin şüpheli ile birlikte ortak iş yaptıkları dönem içerisinde şüphelinin, müşteki tarafından şirket adına kullanılması için verilen kredi kartını şahsi harcamaları için kullandığı, müştekiye ait şirket ile …Tic. A.Ş. arasında imzalanan sözleşmesinin ilk sayfası olan proforma faturayı, müştekinin bilgi ve onayı olmadan müştekinin imzasını taklit ederek Denizbank’a verip kredi kartı limitini artırdığı, … Tic. A.Ş. tarafından şüpheliye teslim edilen Şekerbank… şubesinden verilen 4.597,50 ve Türkiye İş Bankasından verilen 10.500,00 Türk Lirası bedelli çekleri müştekinin imzasını taklit ederek ciro ettiği ve … isimli şahsın kredi almasını sağlamak amacıyla yanında maaşlı çalıştığına ilişkin belge düzenlediğinden bahisle müştekinin vekili aracılığıyla şikayette bulunması üzerine, aynı konuyla ilgili Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/47004 nolu dosyası ile soruşturma yapılarak kamu davası açıldığından bahisle kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, mükerrer olduğu belirtilen 2014/47004 sayılı soruşturma konusunun, müştekisinin ve şikayete konu sahteliği iddia edilen çekin müşteki vekilinin şikayeti ile bir ilgisinin bulunmadığı, müştekisinin … Ltd. Şti olduğu, şüphelilerin ise…, … ve … olup, şikayet konusu çekin 10/01/2014 tarihli ve 7.420,00 Türk Lirası bedelli olduğunun anlaşılması karşısında, şüpheli tarafından sahtecilik yapıldığı iddia edilen Şeker Bank ve İş Bankası’na ait çekler ile …Tic. A.Ş. arasında imzalanan sözleşmesinin ilk sayfası olan proforma faturanın asıllarının temin edilerek imza yazı incelemesi yaptırılması, suça konu çeklerle ilgili icra müdürlüğü ve mahkemesinde açılmış dosyaların celp edilerek incelenmesi, … isimli şahsın beyanına başvurulması, toplanacak diğer deliller ve yapılacak inceleme sonucuna göre şüphelinin hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın bu yönden kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Kanun yararına bozmaya atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden, İstanbul 13. Sulh Ceza Hâkimliğinin 02.02.2017 tarih ve 2017/463 değişik iş sayılı kararının, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi gereğince BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca müteakip işlemlerin itiraz merciince yerine getirilmesine, 06.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.